Ulu Türkçü Hüseyin Nihal Atsız


Nihal Atsız Hocamız 39 yıl önce 11 Aralık 1975 Çarşamba günü ebediyete intikal etti. Mekanı cennet olsun.


Atatürk “MİLLİYETÇİLİĞİ MİLLETLEŞMEYİ YÜKSEK TÜRKLÜK ŞUURUNU BİR DEVLET POLİTİKASI HALİNE GETİRMİŞ” dahi önderimizdir.
Nihal Atsız iseTürk Tarihi, “Türk Edebiyatı” ile ilgili şaheserler veren bir bilim adamı Türk Ülküsünün devidir.
NİHAL ATSIZ YÜKSEK TÜRKLÜK ŞUURUNU, ”TÜRKÇÜLÜĞÜ” EN BERRAK ŞEKİLDE İFADE EDEREK TÜRK MİLLETİNİN KALBİNE ZİHNİNE NAKŞETMİŞTİR.
Nihal Atsız Türkçülüğün yılmaz savaşçısı olmuş, bu mücadelede sağlığını kaybetmiş, çalışmalarına devam ederken aniden ebediyete göçmüştür.

Değerli Arkadaşlarım Türkçülük, Türk milletinin dünyada lâyık olduğu yere gelmesini, bağımsız ve hür bir hayat yaşamasını amaçlayan ülküdür.

TÜRKÇÜLÜK; BÜYÜK TÜRKELİ’NDE, TÜRK MİLLETİNİN KAYITSIZ ŞARTSIZ HAKİMİYETİ VE BAĞIMSIZLIĞI İLE TÜRKLÜĞÜN EN İLERİ VE EN ÜSTÜN OLMASI ÜLKÜSÜDÜR.
Türkçülük, Türk soyunun ruhunda, kanında beyninde yaşayan hayat prensiplerinin fikir haline gelmiş bir şeklidir.
Türkçülük, Türklüğün geçmişteki haklarının mirasını istemek bakımından haklı, meşru ve tarihi bir davadır.
Nihal Atsız, Türkçülük, Türk kavramı, Türk tarihi, Türk devlet anlayışı, Türk destanı gibi konularda özgün düşüncelere sahiptir.
Herkesin bir hayali vardır, geleceği ile ilgilidir, çevresi ile ilgilidir. Atsız’ın hayali gelecekteki muhteşem Türklüğün hayali idi.
Atsız’a göre “Türkçülük”,“Türk Milliyetçiliği”nin adıdır. “Türkçülük" bir ülküdür. Ülküler milletlerin manevi gıdasıdır.
Nihal Atsız Hoca duygulu bir şairdi. İyi bir dil bilginiydi. Çok kuvvetli tarihçiydi. Ama bunların hepsinin üstünde ülkü adamıydı.


Edebiyat ve Tarih alanında yeri doldurulamayacak kadar önemli bir bilim adamı olan Nihal Atsız “Irkçılık”la itham edilmiş olması manidardır.
Büyük ülküler, büyük şahsiyetler yetiştirir, o şahsiyetleri yükseltir Atsız, bir fırtına gibi esmiş, bir bora ve tayfun gibi gelip geçmiştir.
Türk Milletine düşman olanların Nihal Atsız'ın dosdoğru anlatımından doğan görüşlerinin çürütülememesinden duydukları rahatsızlıktır.


Türk'ü derin bir sevgiyle sevmek onu yükseklere taşımak ırkçılık mıdır? Atsız'ın Akif ile ilgili söyledikleri okuyan “Kafatasçı” diyebilir mi?
1905-1975 yılları arasında Atsız adlı yiğit yaşadı Tarihin derinliklerinden kopup gelen bir ruh 1905’te maddeye bürünüp Hüseyin Nihal oldu.
Türk kavramı Hüseyin Nihal’in bedeninde büyüdü, olgunlaştı; Türk ülküsüne dönüştü. Atsız, Türk ülküsünü yazdı, anlattı, yaşadı.
Nihal Atsız İkinci Murad’ın sarayında bir Oğuz bilicisi idi.



Tarihi yaşayan ve yaşatan bir kahramandı Nihal Atsız tarihçi değil, tarihin kendisi idi.


Atsız romanlar yazdı. Kür Şad’ı, Urungu’yu, Deli Kurt’u, Burkay’ı,  Şeref’i, Selim Pusat’ı yazdı. Onlarla yürüdü, at bindi, kılıç salladı, tartıştı.




Roman diye yazılanlar zamana karıldı, zamanla birlikte akmaya devam ediyor; destana çevrildi, destanlar gibi kat kat olup yayılıyor.
Atsız, Türkçülük fikrinin gereği olarak munis mizacına rağmen bazı tanınmış isimlerle sert polemikler yapmaktan geri kalmamıştır.
Ülküyü söyledi, ülküyü yazdı, ülküyü yaşadı. Destanlar çağından kapıp geldi ülküyü, nazlı bir sevgili dedi ona ve nazlı yüzünü bize de gösterdi
Atsız kaybolduğu eserlerinde sevgilisini alıp destanlara karıştı. Ülkü, destan; Atsız, ülkü oldu; ülkünün kendisi oldu.
Atsız diyor ki: 
“Dünya bir çarpışma alanıdır. Yaradan böyle yaratmış yaratılanlar çarpışma düzeni içinde yaşayıp bugüne erişmişlerdir.”
Atsız Diyor ki:
“Millî ülküler toplulukların yaratıcı kuvvetidir. Bütün yaratıcı güçler gibi de aykırılıkları yok etmek özelliğine maliktir"
Atsız'a göre:
"Türk ülküsü,Yaratıcı gücü yüzyıllardan beri prensip hâline gelmiş, uğrunda çarpışılmış,birkaç kere gerçekleşmiş bir düşüncedir."
Atsız'a göre:
"Türk yaratıcı gücüne Türk Ülküsüne hayal diyenler, hayal içinde gevşeyip tembelleşmiş olanlardır.”



Ülkü ilk önce insanların gönüllerinde, gönüllerinin derinliklerinde, şuuraltında, hayallerinde doğar ve kendini önce destanlarda gösterir.
Ülkü bunun arkasından şuura geçer, büyük kılavuzlar tarafından açıklanır. Büyük kahramanlar, onu gerçekleştirmek için büyük hamleler yapar.
Türk yaratıcı gününün Türk ülküsünün oluşturduğu bu hamle sırasında da ülkülü millet, kahramanlar ardından gönül isteği ile koşar.
"Barış, savaşın başka metotlarla devamı ve silahlı savaşa hazırlığın ayrı bir şeklidir." 
Atsız

Atsız Hocaya göre
 "bütün bu uğraşmalar arasında da millet yürür, önce manen, sonra maddeten ilerler, olgunlaşır, erginleşir.”
Ülküler, gerçekle hayalin karışmasından doğmuş olan, düne bakarak yarını arayan, milletlere hız veren ve uğrunda ölünen büyük dileklerdir.

Atsız'a göre:
“Türkiye’deki insanlar ‘Türkiye halkı’ olarak anıldığı zaman yalnız çalışıp kazanan,oturan ve eğlenen bir yığın akla gelir."
Atsız'a göre:
"Aynı insanlar Türk milleti’ olarak ele alınınca geçmiş yüzyıllardan kopup gelen, zafer ve kültür yaratıcısıdırlar"
Atsız'a göre:
 "bu insanlar gelecek için ülküsü bulunan, bunun için savaşa varıncaya kadar her fedakârlığı göze alan güçlü bir topluluktur"
Atsız'a göre:
“Milletler ölebildikleri kadar yaşama hakkına sahiptirler.”
"Bir ülkünün çerçevesinde ölümü bile göze alarak savaşmak ne güzel şeydir!”
Atsız



Atsız Atatürk İle Düşmandı Yalanı


Atsız’ın Atatürk düşmanı olarak gösterilmesi de yanlıştır. Atsız Atatürk’ün dikkatini çekmiş ancak bir araya gelmesi engellenmiştir.
Atsız 1931'de"Milli kimlik" başlıklı yazısının üzerine “Bilelim ki milli benliği bilinmeyen milletler başka milletlerin avıdır" yazmıştır.




Atsız, Barthold,Fuat Köprülü Olayları


Cevap : Önce Nihal Atsız Reşit Galip tartışması ve üniversite asistanlığı görevinden ayrılması ile ilgili soruyu cevaplayalım

Barthold Bakü’de düzenlenen Türkoloji kongresine katılır Burada karşılaştığı Fuat Köprülü kendisini Türkiye’ye davet eder
Barthold İstanbul’da Türkoloji konferansları verir. Bu konferanslar “Orta Asya Türk tarihi hakkında dersler”adıyda yayınlanır.
Atatürk ve Türkiyâtçılar’ın Türk tarihiyle ilgili en ufak bir belirsizliğe veya Türk milletini önemsiz gösteren anlatıma tahammülleri yoktur.
2 Temmuz 1932 günü Tarih kongresi toplanır. Kongrenin birinci günü Türkiyatçılar Türk tarihi ile ilgili sıcak ve coşku dolu sözler sarf eder.
İkinci günü Zeki Velidi Togan Barthold’un görüşlerine dayanarak açıklama yapar. Bu konuşmalar salonda menfi tezahürata sebep olur.

Barthold"
Türk tarihinin çok yeni zamanlara ait olduğunu Türklerin asılsız, nesilsiz bir kavim olduklarını ispat için çalışmış adamdır” der.
Erken Dönem Türk tarihiyle ilgili önemli çalışmalar yapmış M.Şemseddin Günaytay Türkçü bir konuşma yapar. Salon Barthold aleyhinde inlemektedir.
Protestoya Yusuf Akçura dahil bir çok Türkçü katılır. Bu kongrede 2 sene önce ölmüş Borthold’un reddi ile sonuçlanır.
Milliyetçilik öyle bir coşku halini almıştır ki Türklük şuuru en yükseklerdedir. Yabancı bilim adamları Türk tarihini öven tebliğler verir.
Barthald'un Türk milletinin 200.000 çadırdan Orta Asya'ya dağıldığı iddiası Ord Prof Şemseddin Günaltay tarafından yerle bir edilir.
Şemseddin Günaltay Aynı dönemde dünyada hüküm süren on milyonlarca nüfusa sahip büyük Türk devlet ve kavimleri tek tek sayar.

M.Ş.Günalay 
"BU 200.000 ÇADIR NE BİTMEZ TÜKENMEZ MENBAYMIŞKİ DÜNYAYA HAKİM OLAN BÜYÜK TÜRK DEVLET VE KAVİMLERİ BU ÇADIRDAN ÇIKMIŞLAR!"der.
TÜRK MİLLETİ BAŞKA ULUSLARIN ÜZERİNDE BİR ÖRTÜ DEĞİL O ÜLKELERİN GERÇEK SAHİBİ VE TEMEL IRKIDIR TÜRKLER BULUNDUKLARI YERDE HAKİM MİLLETTİR.

Arkadaşlar 1.Türk tarih Kongre Zabıtları bende mevcuttur bunları yarın TÜRK ASYA'da okuyunuz(Henüz düzenleniyor.Yakında yayında olacak). Z.Velidi Togan haksızdır ifadeleri yanlıştır.
Hele Dr.REŞİT GALİP'in konuşması çok yerindedir. Reşit Galip kendini çok iyi yetiştirmiş TÜRKÇÜ BİR BİLİM ADAMIDIR.



Prof Dr. Zeki Velidi Togan kendisine yöneltilen eleştirilere dayanamayarak 12 Temmuz 1932 günü istifa etmek zorunda kalır.
Z.V.Togan Viyana’ya giderek çalışmalarına orada devam eder. Döndüğünde Atatürk'ün Türk tarihine bakış çizgisine sahiptir. Atatürk yoktur.
Gün gelecek Türk milliyetçiliği suç kabul edilecektir. Fırtınalarla dolu bir hayat yaşayan Başkurdistan Cumhurbaşkanı hapiste bile yatacaktır.
Uzatmayalım Nihal Atsız Zeki Velidi Togan ile ilgili maksadını aşan tepkiler ortaya koyar. Üniversiteden ayrılır. Bu durum geleceğini etkiler.
"BU GİDİŞLE TÜRKİYE DE ATATÜRK’Ü SAVUNAN BİR BEN KALACAĞIM ÇOK AŞIRI VE HAKSIZ BİR ATATÜRK DÜŞMANLIĞI PROPAGANDASI YAPILIYOR"
1967 N.Atsız
Atsız:
“MUSTAFA KEMAL PAŞA, ‘ATATÜRK’ SOYADINI ALMIŞTIR.ÇÜNKÜ O SAKARYA VE DUMLUPINAR MEYDAN MUHAREBELERİNİ KAZANMIŞ BİR KUMANDANDIR"diyordu.
Atsız:
"M.K. PAŞA ATATÜRK SOYADINI ALMIŞTIR ÇÜNKÜ MAHVOLDU SANILAN BİR MİLLETİ AYAĞA KALDIRAN BİR DEVLET ADAMIYDI.BU UNVANI HAKKIYLA ALMIŞTIR"



CEVAP : Atsız,Askerı Tıbbiye’yi bırakmış Edebiyat Fakültesi’ni bitirmiş,Köprülü’nün asistanı olarak İstanbul Üniversitesi’ne geçmiştir.
Nihal Atsız Birinci Türk tarih kongresinde Hocası Zeki Velidi Togan’a yapılan muameleyi şiddetle protesto etmiştir.
Bu hadisenin neticesi Atsız için iyi olmamış onun Reşit Galip'e tavır almasından Köprülü ürkerek kendisini üniversite hocalığından çıkarmıştır.
Atsız’ın üniversiteden uzaklaştırılması, onun ilmi kariyeri bakımından çok zararlı olmuş onu sıkıntılı bir hayat yaşamaya mahkum etmiştir.
Nihal Atsız Üniversiteden uzaklaştırılınca fikirlerini rahat bir ortamda yayamamış Atsız Hoca bakımından son derecede zararlı olmuştur.
Köprülü, Atsız’ın Atatürk ile tanışmasıyla onun sevgisine mazhar olacağını bu durumda kendisinden intikam alabileceği gibi bir vehme kapılmış.

Fuat Köprülü Atatürk’e, 
"ATSIZ’IN, MECLİSİNE GİREMEYECEK DERECEDE SERT TABİATLI BİR GENÇ OLDUĞUNU" söyleyip vaz geçirmiştir.
Atatürk'ün Atsız’la arasında hiçbir şey geçmemişti. İstiklal harbinde hatalı hareketleri olan İsmail Hami Danişmend’i bile affetmişti,
Atatürk İsmail Hami Danışmand'e İstanbul Üniversitesi’nde bir kürsü vermiş, Atsız'ın göreve iadesini istiyordu. Buna da Köprülü engel olmuştur.
ATSIZ’IN ATATÜRK’ÜN ÇEVRESİNDE GİREMEMESİ, O ÇEVREDEN VE ATATÜRK’TEN FİKİRLER ANLAMAMASI, FİKİRLERİNİ YAYAMAMASI, FEVKALADE ZARARLI OLMUŞTUR.
ATATÜRK, HEYECANLI MİLLİYETÇİLERE AŞIKTI. ZİRA KENDİSİ DE ÖYLEYDİ. O DA ZİYA GÖKALP EKOLÜNDEN GELİYORDU.
Atatürk, Türk ırkının ahfadıydı ve Atsız da öyle.Atatürkde,Atsız da,Türk Milletini Türk ülküsünün ebediyete kadar yaşaması için ömür tüketti.
Reşit Galip ve Atsız ikisi de çok ateşli Türkçüler ve kadere bakın ikisi karşı karşıya geliyorlar bütün bu olayların arkasında Köprülü var!
CEVAP: Kongrede Zevki Velidi Togan'ı harcayan da o onu kışkırtanda Yine Fuat Köprülüdür. Barthold Köprülünün yakın arkadaşı kitaplar yazdılar.
Zeki Velidi onun dolduruşuna gelerek Barthold'u savunuyor Köprülü bakıyor Türkçü bir Hava var ve Barthold yere vuruluyor çekiliyor.
Türkçüler haklı çünkü Barthold Türk tarih anlayışı sakattır Rusların Türk tarihini parçalamak için görevlendirdiği adamlardan biri.
Atatürk tarafından meşrulaştırılan ve üniversitedeki hayatı iade edilen bir Atsız, “her devrin karşıtı” olarak görülmek çilesini yaşamazdı.
Atatürk'ün yanında kalmış bir Atsız fikirlerini meydan muharebesi verip sertleştirmeye mecbur kalmaksızın yayabilirdi.
Atatürkle birlikte çalışmış onunla birlikte mücadele vermiş bir Atsız Türk gençlerinin Türk Ülküsüne ulaşmasında daha rahat hareket edecekti.
Atatürk'ten sonra Türk Milliyetçiliği mücadelesini yürütecek etkili,yetkin bir sima bulunmamaktaydı. Tanıdığım Atsız O Misyonu yürütebilirdi.
Atsız, Türklük sevgisi sayesinde büyük bir Türkoloji bilgini olmanın henüz ilk adımlarını atarken, akademik hayattan mahrum bırakılmıştır.
Atsız, üniversite dışında da çalışmalarına aynen devam etmiş; Türk tarihi ve Türk kültürü üzerine değerli eserler vermiş bir otorite olmuştur.
İlmî faaliyeti, onun görüşleri dikkate alınması gereken bir düşünür ve bilim adamı olmasını sağlamıştır. Kaybeden Atsız değildir.
Sadece üniversite açısından değil, öğretmenlik hayatı bakımından da devlet Atsız’a lâyık olduğu yeri vermekten daima kaçınmıştır.
Atsız, şairlikten gelen ekseri yazarlar gibi, Türkçe’yi çok iyi kullananlardandı. Yalın, çok güzel ve açık bir dili vardı.
Atsız Hocanın yalın, çok güzel ve açık bir dili vardı. Yüzlerce fevkalade güzel fikir makalesi yazmıştır.
Yazılarındaki şiddet dozu, onu tanımayanları ürkütmüş, düşmanlarını korkutmuş, fakat aynı zamanda büyük bir hayran kitlesi kazandırmıştır.




Tanıdığım Atsız mütevazı, mahcup, çok terbiyeli, samimi nazik bir insandı.
Nihal Atsız ile karşılaştığımızda heyecanımızın geçmesi için espiri yapardı
42 YILLIK YAZI HAYATIMDA NADİR GÖRDÜĞÜM BİR YÜKSEK AHLAKTA,YÜKSEK TERBİYEYE SAHİP KARŞISINDAKİNİ DİNLEYEN ONA DEĞER VEREN DEV BİR ŞAHSİYETTİ
Atsız Hoca Çoğu insanda bulunabilecek kıskançlık ve haset gibi özellklerden uzak,ileriyi görerek yaşayan müstesna yaradılışlı bir şahsiyetti.
ATSIZ HOCA GİBİ BİR ŞAHSİYETİN ÇEKTİĞİ IZTIRAPLAR VE HAK ETTİĞİ BÜTÜN NİMETLERDEN UZAK TUTULMASI ACIDIR.
ATSIZ HOCA'NIN YAŞADIKLARINA ÖYLESİNE ÜZÜLDÜM ONUN BİR BİLİMADAMI İÇİN VERMLİ ÇAĞDA ÜZÜNTÜLER İÇERİSİNDE EBEDİYETE İNTKALİ BENİ ÇOK YARALADI.
ONUN ÖLDÜĞÜ GÜN ONUN YAKTIĞI MEŞALEYİ HAYATM BOYUNCA YÜKSEKLERDE TUTMAYA KARAR VERDM VE O GÜNDEN BU GÜNE GÜCÜM YETTİĞİ KADAR MÜCADELE VERDİM.
59 yıllık hayatımda çok az kahraman tanıdım. on insan bile sayamam. örnek aldığım Atsız, kahramanlığın gerçek numunesi ve zirvesi idi.
Atsız Hocamın hiç bir surette boyun eğmeyen karakteri yılmaz ve yenilmez mücadele adamı olması bu günkü gençliğin onu sevmesinin sebebidir.
Geçen yüz yıla baktığımızda üç önemli şahsiyetin nesillere çok büyük tesirinin olduğunu görürüz Atatürk Ziya Gökalp ve Nihal Atsız.
Bu tesirler, rasyonel ve milli menfaatlere uygun şekilde kanalize edilemediyse, bunun suçlusu, hiçbir şekilde bu üç önemli şahsiyet değildir.
Biliyorum ki Atatürk Ziya Gökalp ve Atsız Hocanın fikirleri asırlarca devam edecek ana hatları ölümsüz olacaktır.



Milliyet duygusunun son zerresi imha edilmedikçe, Atatürk'ün Gökalp'ın Atsız’ın Türk milliyetçiliğindeki tesirli ve fikirleri yaşayacaktır.
Atsız:
“Türk ülküsü, Türk büyüklüğü ve Türk kudreti isteği ve inancıdır.. Milli bir ülkü olmadıktan sonra, insanın hayvandan ne farkı kalır?”
Atsız:
" Ölümden korkmayan, ıztıraptan kaçmayan, kuvvetli ile savaşı göze alan tek yaratık, ancak ülkücü insandır..." diyordu.
Nihal Atsız:
"Dini inancı da içine almış olan millî ülkü, insanları sürükleyen, güçlendiren ve asilleştiren bu duygu ve düşüncedir” diyordu.
Atsız:
"ülküyü, milletleri ileriye, geleceğe başarıyla hareket ettiren yegâne güç kaynağı görür.Ülkü milleti kurtaracak tek çıkış yoludur"der.
Atsız:
"Ülküsü olmayan toplumlar, milletler, önünde sonunda dağılmağa, yok olmaya mahkumdur."der
Atsız:
 " Türk ülküsü, bizi, tarihten geldiğimiz gibi, geleceğin tarihine taşıyacak yegâne yürütücü, yaratıcı enerji kaynağımızdır"der
Atsız:
" Bir kere insan Türk ülküsüne inanmış ve rûhu bu istekle dolu ise, gerektiğinde düşünmeden, gözünü kırpmadan ölüme gider."demiştir.
Atsız, büyük bir dil ve tarih bilgini idi. Hem dilci, hem tarihçi olanlar nadirdir ve böyleleri, tarihte çok başarılı olurlar.
Atsız Hoca Türkler’in son bin yılda meydana getirdikleri on bin Kitabı okumuş,incelemişti. Bu vasıfta bir bilgin son devirlerde az gelmiştir.



Atsız Hoca'nın bilgisi nispetinde büyük kompozisyon eserleri olmaması, hayatının dağınıklığı sebebiyledir. Bunu ayrıca yaşayarak öğrendim.
Atsız iyi bir şair ve romancı idi. Siyasi tarih kadar edebiyat tarihini de bilmesi, iyi bir dilci olması, eserlerinin değerini çok arttırmıştır.
Atsız Hoca Erken dönem Türk Tarihi’ne ait bir kitap üzerinde çalışıyordu hemen hemen bitirmişti. Daha geniş çalışmalar yapıyordu.
Göktürk ve Osmanlı tarihlerini çok iyi bilen Atsız, ilk iki romanda Göktürkler çağını, üçüncüsünde Osmanlı fetret devrini canlandırmıştır.
Türk milleti Atatürk’ün dediği gibi “Millî birlik ve beraberlik ile bütün güçlükleri yenmesini bilmiş” ve Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur.
Yüzlerce insan Bozkurtların Ölümü’nün etkisiyle çocuğuna Kürşad /Kürşat adını koymuştur. Bu eserden önce Türk adları arasında Kürşad yoktur.
Nihal Atsız İnandıklarını savunurdu Söylediklerinin bu gün için geçerli olup olmaması önemli değildi olması lazım geleni anlatıyordu.
Atsız, bütün yollarda ızdırapla boğuşur. Izdıraba aldırmaz. Onu, zaferle boğar. Zaferin sarhoşluğu Atsız’ın saadetidir.
Nihal Atsız'ın yazdıkları 60-70 yıl sonra ayı tazelikte bu güne hitap edebiliyorsa bu onun engin görüşü yarınların adamı olmasındandır.
Nihal Atsız aynı zamanda önemli bir bilim adamı, bir Türkolog idi. Türk dili, tarihi ve edebiyatı alanlarında tam bir otoriteydi.
Nihal Atsız inandığı doğruyu veya gördüğü yanlışı hiç dolandırmadan dosdoğru söylemiş, hiç çekinmeden kendi doğrularını yazmıştır.
Atsız,tarihî Türk yurtları coğrafyası üzerinde kurduğu ve zihninde yaşattığı Türk Cumhuriyeti sınırları içine çekilip yaşayan bir insandı.
Bizlere, genç Türkçülere yarının türkülerini öğreten adam, altmışlı yıllarda, kendine kurduğu dünyanın sınırları içinde tek başına yaşıyordu.
Türk düşmanları ile savaşmak üzere, bu dünyanın sınırları dışına kalemiyle akınlar düzenliyor ve çetin mücadelelere girişiyordu.
Boyun eğmeyen Atsız 1944 Milliyetçilik davasından sonra yasal hakkı olmasına rağmen 5,5 yıl görevine dönmesi için bir dilekçe bile vermemiştir.
Atsız Hoca, Ata yadigârı halıları ve eşyaları satmak dahil büyük sıkıntıları yaşamasına rağmen kimseye eğilmemiştir.

Oğlu Yağmur "EVDEN EŞYALAR BİRER BİRER GİDERKEN BABAM SÜREKLİ YAZIYOR DOĞRUSU BU DÜNYADA OLUP BİTENLER ONU İLGİLENDİRMİYORDU" diyor.
ATSIZ UCUZ OLDUĞU İÇİN BAKKALDAN YARIM KURŞUN KALEM VE SARARMIŞ KAĞITLAR ALMIŞ “BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ VE BOZKURTLAR DİRİLİYOR” İSİMLİ DEV ESERLERİNİ BÖYLE YAZMIŞTIR.
Atsız kendini yüzde yüz samimi bir Türklük sevgisine verdi; çevresindekilerden bambaşka bir duygu ve düşünce aleminde yaşadı.
Türkçülük, Türk milletinin yeniden dünya hakimiyeti kurmasının adıdır. Karşılık beklemeden bu uğurda savaşan erlerin yoludur.
Prof.Dr Tahsin Banguoğlu Milli Eğitim Bakanı olduktan sonra Mecliste bir sohbet sırasında Atsız'ın göreve atanmadığından haberdar olur.
Banguoğlu“Atsız Onurlu adamdır tenezzül etmemiş olacak aslında tazminat davasi bile açabilirdi bakanlık olarak gayri kanuni davranmış.

Atsız en verimli çağında kendisini geri plana itmek onun Konferanslarından insanları mahrum bırakmak için yapılan tayinlere itiraz etmemiştir.
Atsız:
“Ben,yabancı kaynaklı hiçbir fikri benimsemeye tenezzül etmeyecek kadar millî şuur ve gurura malik bir Türküm. “ diyordu.
Atsız doğruları uğruna uğradığı sürgünleri, rütbe tenzillerini, tabutlukları, diri diri mezara konuşları göğüsledi, acı çekti, ızdırap çekti.
Atsız ne ağladı, ne yakındı. Çoğu zaman yalnızlığı ve ızdırabı, Türkçülük mücadelesinde bir enerji kaynağı gibi kullandı.
Savaş meydanında Türklük düşmanlarıyla, ölesiye kalasıya tam ercesine mücadele etti. Bu dünyanın kiriyle elini asla kirletmedi.
Atsız:
“Türklük duygusundan ve millî gururdan başka hiçbir duyguya ve prensibe bağlı değilim. Siyasî, içtimâî mezhebim Türkçülüktür”diyordu.
Atsız hakkında verilen mahkûmiyet kararları sırasında bile cezayı önlemek için söylediklerinin Avukatınca değiştirilmesine müsaade etmemiştir.
Atsız Hoca kendi bilgisi dışında başvuruda bulunulmasına ve Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından affedilmesine bile kırılmıştır.

Atsız'ın Cumhurbaşkanına gönderdiği mektubunda kendisini tanımlaması bile onun nasıl bir abide şahsiyet olduğunu gösterir.

Bir Çarıkçı Kolağasının Torunu
Bir Güverte Binbaşısının oğlu
Nihal Atsız

Nihal Atsız 11 Aralık 1975 Çarşamba günü akşam kalp krizi geçirir. Kendisini ziyarete gelen arkadaşlarının kolları arasında ebediyete göçer.
Hocaların Hocası 39 yıldır halen bizleri aydınlatan Nihal Atsız 11 Aralık 1975 günü Saat 17.45’de gülümseyerek ebedi aleme gitmiştir.
Cenaze de Hoca “Er kişi niyetine” deyince F.Gemuhluoğlu “HOCA HOCA BU MUSALLA TAŞI ŞİMDİYE KADAR BÖYLE ER KİŞİ GÖRMEMİŞTİR” diye haykırır.
Nihal Atsız Osmanlıca ya ve Osmanlı şiir edebiyatına hakimdi. Edebiyat tarihçisi idi. Türkolog idi. Romancı ve şairdi.

Atsız:
“Türk devletinin sürekliliği,Türk destanının devamlılığı, Türk soyunun fazla karışmamış olması,dünya Türklüğünün birliği” görüşündedir.
Atsız’ın “Soyculuk” dediği ilke Türk milletinin tarihte maruz kaldığı büyük tehdit ve tehlikeler göz önüne alınarak ifade edilmiştir.
Yakından tanıdığım Atsız emsalsiz ve tavizsiz bir dava adamıdır. Bir şeref abidesidir Türk Ülküsünü yaşamış ve bizlere miras bırakmıştır.
BÜYÜK TÜRKÇÜ DEV ADAM NİHAL ATSIZ VE ONUN ÇOK SEVDİĞİ ATATÜRK'ÜN MÜCADELESİNİ TÜRK GENÇLERİNİN BAYRAKLAŞTIRMASI TARİFSİZ BİR MUTLULUKTUR.
Bir tarafa günde 4 saat yürüyerek işe gidip gelen her türlü yokluğa şerefle haysiyetle göğüs geren ATSIZ HOCA adında ABİDE ...
Diğer tarafa menfaati için sürekli çizgi değiştiren siyasilerden, örtülüden,fonlardan para alan sözde fikir adamları muteber sayılmaktadır.

44.000 Lira Konusu

Atsız Hoca ile ilgili son bir olay anlatayım. Başbakan yardımcısı Samet Ağaoğlu Milliyetçiler Derneği ne 44.000 TL yardımda bulunmak ister.
Sami Yavrucuk'a bunu iletir. Said Bilgiç Ali Yörük ve 15 Türkçü Atsızın evinde toplanır Herkes memnundur artık sıkıntılar bitecektir.
Atsız dinler dinledikçe canı sıkılır " TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ SATMAYA NE ZAMAN KARAR VERDİNİZ"der o masada paranın alınmamasına karar verilir.


Size Atsız 'ın rahleyi tedrisatından geçmiş son üç dört kişiden en yaşlısı( Rahmetli oldu) Sami Yavrucuk ile ilgili bir hatamı anlatayım.
17-20 Mayıs 2010 günleri arasında Ergenekon Mahkemesinde kesintisiz üç gün sürekli ifade verdim. Beni izlemeye sadece Sami ağabey gelmişti.
80 küsür yaşındadinleyici kısmındaydı. Dışarıda elini öptüm "Son temsilcimiz sen kalıyorsun dünya gözüyle göreyim dedim" diye espiri yaptı.


Atsız, bitip tükenmek bilmeyen gayreti, hitabet kudreti, azmi, sabrı ve tahammülü ile Türkçülük hareketinde müstesna bir yer tutar.
Yaşadığı olaylar. mâruz kaldığı haksız muameleler ve fedakârlığı, Nihal Atsız'ın adını, Türkçüler içerisinde ön plâna çıkarmıştır.
"Atsız” adı, Türkçülüğü temsil etmiştir. Ölümünden otuz dokuz yıl sonra, bile Atsız adı Türkçülüğü, Türkçülük Atsız adını çağrıştırmaktadır.
Atsız’ın bütün hayatı. Türkçülüğün güçlenmesi, gelişmesi ve yayılması için çalışmakla geçmiştir. Bu davranış, şüphesiz ki takdire lâyıktır.
Nihal Atsız,toplumun saadeti için bütün hayatını vermiştir.Aynı toplum, ona zindanları, yoklukları, yoksunlukları reva görmüştür.
Atsız Bey,bir efsane gibi gelip geçti. Atsız’ı tanımış şimdi hayatlarının sonbaharını sürenler, onu her geçen gün daha fazla özlüyorlar.
Türkçülük büyük bir ülküdür.Yüce Türk milletinin ülküsüdür. Türk milleti bu dünyada var oldukça, Türk Ülküsü ve Atsız ebediyen yaşayacaktır.

ATSIZ'IN ADI, TÜRKÇÜLÜĞÜN GELECEĞİNDE BİR YILDIZ GİBİ PARLAYACAKTIR RUHUN ŞAD OLSUN. MEKANIN CENNET OLSUN ATSIZ HOCAM.




Kitapları

Hüseyin Nihal Atsız - 900'üncü Yıl dönümü
Hüseyin Nihal Atsız - Bozkurtlar Diriliyor 
Hüseyin Nihal Atsız - Bozkurtların Ölümü
Hüseyin Nihal Atsız - Çanakkale'ye Yürüyüş
Hüseyin Nihal Atsız - Dalkavuklar Gecesi
Hüseyin Nihal Atsız - Deli Kurt 
Hüseyin Nihal Atsız - En Sinsi Tehlike
Hüseyin Nihal Atsız - Hesap Böyle Verilir
Hüseyin Nihal Atsız - İçimizdeki Şeytan
Hüseyin Nihal Atsız - Ruh Adam 
Hüseyin Nihal Atsız - Türk Edebiyatı Tarihi
Hüseyin Nihal Atsız - Türk Tarihinde Meseleler
Hüseyin Nihal Atsız - Türk Ülküsü
Hüseyin Nihal Atsız - Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferleri
Hüseyin Nihal Atsız - Yolların Sonu
Hüseyin Nihal Atsız - Z Vitamini

Makaleleri
Atsız Makaleler 1 
Atsız Makaleler 2
Atsız Makaleler 3 
Atsız Makaleler 4

Dergi
Atsız Mecmua 1 
Atsız Mecmua 2 
Atsız Mecmua 3
Atsız Mecmua 4 
Atsız Mecmua 5
Atsız Mecmua 6
Atsız Mecmua 7
Atsız Mecmua 8 
Atsız Mecmua 9
Atsız Mecmua 10
Atsız Mecmua 11
Atsız Mecmua 12
Atsız Mecmua 13
Atsız Mecmua 14
Atsız Mecmua 15
Atsız Mecmua 16
Atsız Mecmua 17

Çevirileri

Oruç Beğ - Oruç Beğ Tarihi
Evliya Çelebi Seyehatnamesinden Seçmeler 1.Cilt - ATSIZ 
Evliya Çelebi Seyehatnamesinden Seçmeler 2.Cilt - ATSIZ



Ulu Türkçü Hüseyin Nihal Atsız Reviewed by Türk Asya on Perşembe, Aralık 11, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.