İskit-Pers Savaşları, Partlar, Part Metinleri, Arsaklılar, Karduklar ve Ön Asya

Saka Konfederasyonu


Çok yakın ve bilinen tarihin M.Ö.2000- M.S.200 yılları "Saka Konfederasyonu" veya "Saka Heyeti" dediğimiz kavimlerin tarihidir.

Çin'de Türk hanedanlar oturuyor Çinin etrafında Hunların ataları ile Siyenpi Tingling Yüeçi Wusun gibi Türk kavim veya devletleri bulunuyordu.

Kimmerler İskitler Sakalar Massgetler Sarmatlar Eskiçağ’daki “Türk Kültür Tarihi”nin, ve “Millî Tarihimiz”in ilk temsilcileridir.

Sakalar gurubu 5 Kavim Eskiçağ ve devamında muhteşem arkeolojik bulgular yardımıyla, tanıdığımız ilk Türkler ve ilk ön Türk Devletleridir.
İskit Askeri


Saka, Kimmer, İskit Heyetinin öyküsü “tarihî gerçekler” olarak, bir anlamda çok uzun süreli Eskiçağ’daki “Türk Dünyası”nın öyküsüdür.

Tabii ki Türk tarihi dünyanın kabul ettiği bulgulara göre 11.000 Türk bilim adamlarının bulgularına göre 15.000 yıla çıkmaktadır.

Ancak bilinen ve tüm dünyanın kabul ettiği eserler ve olaylar Saka gurubu 5 Türk kavmini bilinen Türk devletleri olarak bize tanıtmaktadır.

Bu sebeple inkârı mümkün olmayan gerçekleri vurgulamak için “İlk Türkler” tanımını özellikle kullandığımızı, öncelikle ifade etmek isteriz.

“Türk Dünyası”nı kapsayan çoğunlukla aynı çağa ait “yazılı kaynaklar” gerçekte çok çeşitli ve çok zengindir:

Asur, Babil, Pers, Grek, Roma,Latin, Bizans, Arap, İran, Avrupa,Çin, Hint, Türk vb.Tüm kaynakları bütün olarak değerlendirmek söz konusudur.
Yâni, Eskiçağ’dan günümüze uzanan bir kaynak külliyatı söz konusudur.Bu kaynakların hepsinde İskit-Saka heyeti Türk devletleri vardır.

Lidya Firigya gibi oldukça küçük ve hiç bir ehemmiyeti olmayan kavimler ezberletilirken Dünyaya hükmeden Türk devletlerini anlatılmamıştır.

Napoli’de (1723), Moskova’da (1814), Paris’te (1821), Londra’da (1823), Helsinki’de (1883) Londra’da (1906) vs. bilimsel kaynaklar vardır.

Bir çok Türk devletinin ve Çerkezlerin ön atası Kafkas kavimlerinin ön atası İskit araştırmaları ile ortaya çıkmıştır.

17. yüzyılın son çeyreğinde, Sibirya’daki kurganlarda gizli kazılar yapan bir defineci çetesi, çok değerli altın eserler ele geçirirler.



Kimmerlere ait bu mücevherler ile ilgili durum Çar I.Petro’ya bildirilir.Eserlere el koyularak bu nadide yapıtlar St. Petersburg’a getirilir.

Dönemin koleksiyoncuları ve sanat severleri, şimdiye kadar bilinmeyen bu değişik tarzdaki eserlere hayran kalırlar ve etkilenirler.

Sibirya’da ve Güney Rusya’da ki bu buluntular, bu sanata karşı yoğun bir ilginin ve de ilk bilimsel araştırmaların başlamasına neden olur.

Kurganlar kazılmaya başlanır.Bu nadide arkeolojik eserlerin,bir zamanlar Avrasya bozkırlarında yaşamş olan atlı göçebelerin olduğu anlaşılır.

Doğuda Büyük Çin Seddi’nden, kuzeyde Sibirya’dan,güneyde Tanrı Dağları’na, batıda ise Tuna Havzası’na,Macaristan ovalarına İskitler vardır.

Doğu-batı yönünde yedi bin kilometreyi aşan geniş bozkır kuşağındaki coğrafi alan, genelde İskitlerin yayılma bölgeleridir.

M.Ö. 8 ve M.Ö. 7. yüzyıllardan itibaren de kısmen Önasya’yı, hemen hemen de bütün Anadolu’yu içine alan coğrafyayı kapsar.

Kimmerler ve İskitler, kökenleri M.Ö. III. bin yılları aşan Kurgan Kültürlerinin -M.Ö. II. ve I. bin yıllardaki- temsilcileridir

Kurganlar, bozkırlardaki göçebe hayat tarzında, belli bir hiyerarşik düzen içinde önem taşıyan kişilerin mezarlarıdır

En az 3 bin yıl boyunca Türklere ait olan bu tipik mezarlar “Kurgan” öz Türkçe olup, “korugan”dan gelmektedir. Ölüleri koruyan anlamındadır.

En görkemli İskit kurganları Kuban,Taman,Kırım,Dinyeper, Don, Kiev,Poltava, Volga, Ural, Altay, Kuzey Moğolistan Macaristan ve Romanya’dadır.

Karadeniz’in kuzeyinde Hazar Denizi ve Tuna nehri arasındaki coğrafya M.Ö. 2. binin başları ve M.Ö. 8.YY arasında Kimmerler bulunmaktadır.

Orta Asya kökenli bir kavim olan ve daha sonraki yıllarda Saka gurubu üyesi Kimmerler Türk Kavmi 2000 yıldır Büyük bir alanda hakimdir.

Bugünkü Moğolistan ve Türkistan’da yaklaşık olarak M.Ö. 800 yıllarında meydana gelen ve oldukça uzun süren bir kuraklık yaşanmıştır

İskitlerin Tarih Sahnesine Çıkışı

Çin kaynaklarından öğrendiğimize göre, M.Ö. 8. yüzyılın başlarında bir Türk kavmi olan Hiung-nular Çinlilerle ve Choular’la savaşmışlardır.

Buna sebep olarak Çinde yaşayan Türk kavmi Chouların, garnizonlar kurmaları ve Hiung- nuların otlaklarının küçülmesi gösterilebilmektedir.

İmparator Suan (M.Ö. 827-782) Hiung-nulara karşı askeri bir harekette bulunmuş Hiung-nular batıda bulunanTürkleri yerlerinden oynatmışlardı.

Grek Kaynaklarında İskitler

Hiung- nular immerleri onlarda İskitleri göçe zorlamışlardır doğudan batıya doğru bu sıkıştırmalar İSKİTLERİ, tarih sahnesine çıkarmıştır.

Uzak Kuzeydoğu step bölgesi hakkında son derecede muğlak olan ilk bilgiler Odysse, XI, 12- 19’da Kimmerlerden bahsedilirken geçmektedir.

Biraz daha iyi anlaşılır bilgiler Hesiodos’ta M.Ö. 8. yüzyıldan sonra, Kolonizasyon hareketlerinin başlaması üzerine ortaya çıkıyor.

Bu dönemde Grek dünya anlayışı tamamen değişiyor Hesiodos’un şiirlerinde İskitlere “Skudai” adıyla rastlanıyor.

Grek kaynaklarında İskit adı ve İskitler adına M.Ö. 8. yüzyıldan sonra sık sık rastlanmaktadır. İskit adı “Skythai” olarak geçmektedir.

Tarih açısından çok büyük önemi olan Herodotos’un Tarihi’nde adları dahil İskitler hakkında çok kıymetli bilgiler verilmektedir.

Hippokrates’te de İskit adı geçmekte ve özellikle İskitlerin gelenek ve görenekleri hakkında kıymetli bilgilere yer verilmektedir.

Strabon’un Coğrafyasında da İskit adı geçmekte ve onların hayat tarzı, gelenek ve görenekleri hakkında bilgi verilmektedir.

Asur Kaynaklarında İskitler

Asur kaynaklarında bir takım tarihi hadiselere, siyasi gelişmelere ışık tutabilecek noktalar vardır.

İlk kez Asur imparatoru Mısır fatihi Asarhaddon’un (M.Ö. 680-668) devrine ait vesikada “Gimirrai”lerden ve “Aşguzai”lerden bahsedilmektedir.

Çivi yazılı metinlerde geçen bu kavimlerden “Gimirrai”lerin Kimmerler ve “Aşguzai”lerin de İskitler olduğu kabul edilmektedir.

Asur İmp.Asarhaddon, Kimmer ve Mannaların saldırıları nedeniyle İskit Kralı Bartatua'ya kızını vererek, İskitlerin savaşmasını sağlamıştır.

İskitler hakkında bilgi veren ve onları üç grupta ele alan en önemli kaynak Pers Kralı Darius’a ait olan Behistun kitabesidir.

Herodotos,İskitleri uzunca börkleri pantolonları ve ülkenin şartlarına göre, yay, hançer ve balta taşıyan insanlar olarak tasvir etmektedir.

Greklerin İskitleri Sakai Amyrgioi olarak adlandırdıklarını, Perslerin ise, bütün İskitleri Sakai olarak adlandırdıklarını belirtmektedir.

İskitler Çin Seddi’nden Tuna nehrine Ön Asya’ya yayılmışlardır İskitlerin Ön Asya’ya Kimmerleri takip etme düşüncesi ile gelmişlerdir.

Kimmerleri yurtlarından çıkaran İskitler, Kafkaslar’ı dolaşarak,Hazar Deniz Derbent-Demir Kapı geçitleri üzerinden Azerbaycan’a girmişlerdir.

Urartu Kralı II. Rusa’nın Kimmerlerle olduğu gibi, akıllıca bir siyaset iile anlaşma yaptığı görülür.İskit akınları Asur sınırlarına yönelir.

Kimmerleri kovalayan İskitler diğer Türk kavmi Medlerin egemenliğine son verirler.Bütün Küçük Asya’ya yayılırlar ve 28 yıl hüküm sürerler.

İskitler Mısır'a yönelerek, Suriye’ye girdikleri sırada Mısır Kralı Psammatikos armağanlar vermiş ve ileri yürümekten onları alıkoymuştur.

Sonra onların bir kısmı dönmüş,fakat bazıları orada kalmayı tercih etmiştir. Bundan dolayı eski Tevrat’taki Skythepolis olarak, anılmaktadır.

İskitler Ön Asya’ya yayılmaları esnasında Filistin’e kadar ilerlemelerine rağmen,onların asıl izleri Anadolu’nun doğu kesiminde bulunmaktadır.

Son kazılarda çıkarılmış olan arkeolojik malzemeler de İskitlerin M.S. 200'lere kadar Anadolu da bulunduğunu göstermektedir.

Herodotos Medlerin tarihi anlatırken savaşçı ve hakiki teşkilatçısı Sadece Türklere has at üzerindeki ok atıcılığını,anlatır.

Pers Kralı Kirus İle Savaşlar

Kirus ömrünün son yıllarını İran’ın kuzeydoğusunda oturan step kavimleri ve en çok Sakalarla savaşmakla geçirmiş ve hayatına mal olmuştur.

Pers seferleri Kirus’un oğlu Kambiz’in yerine geçen Darius zamanında da devam etmiştir. Darius büyük seferler düzenlemiştir.

Pers kralı Darius, Deniz’in ötesindeki yani Balkanlar ve Güney Doğu Avrupadaki Sakalara karşı da bir sefer yapmayı planlamıştır..

Darius Tarih en büyük seferlerinden birisini yaparak Trakya üzerinden Güney Doğu Avrupadaki İskitlere karşı harekete geçmiştir.

Anadolu üzerinden harekete başlayan Darius, 800.000 kişilik bir orduyla İstanbul Boğazı önüne gelmiştir.

Darius Samoslu Mandrosle tarafından inşa edilen bir köprü üzerinden İstanbul Boğazı’nı geçerek, Trakya içlerine doğru yönelmiştir.

Pers kralı Tuna nehri üzerindeki köprüyü savunmaları için İonyalılara altmış günlük süre vermiş İyonlayılar öprüyü savunmayı üstlenmişlerdir.

Darius İskitya içlerine doğru yavaş yavaş ilerlemeye başlamıştır. Bu arada İskitler de boş durmayarak, komşularıyla plan yapmışlardır.

İskitler Perslere karşı koymak için komşu kabilelere başvurarak, onları aralarında ittifak yapmak için ikna etmeye çalışmışlardır.

Darius’un asıl amacı, İskitya’yı fethetmek değildi. O, gerekçede Yunanistan’ı fethetmek istiyordu.

Yunanistan’ın hayati ihtiyaçlarını karşılayan İskitler ile Yunanistan arasındaki bağlantıyı kesmek, yapılabilecek ilk ve en önemli işti..

İskitler, Darius'un ordusunun eğitim düzeyini ölçmüşler bir meydan muharebesinde Darius’a karşı duramayacaklarını idrak etmişlerdi.

İşte sebeple yardım için komşu kabilelere başvurarak, onları aralarında ittifak yapmak için ikna etmeye çalışmışlardı..



Bundan sonrasını Heredot’dan dileyelim:
"Toplanan prensler, İskitlerin söylediklerini dinledikten sona birbirlerile müşavere ettiler."

Geloni, Budini ve Sauromatae prensleri beraberdiler ve İskitlere yardım lehinde idiler. 
Fakat Agathirsi ve Neuri Prensleri ile Androphagi Melanchalaeni ve Tauri prensleri elçilere şu cevabı verdiler:

İskitlerin komşuları :
"Siz İranlılara zamanında kötülük etmemiş ve harbe geçmemiş olsaydınız, haklı sayar, arzularınızı yerine getirirdik.Siz, bizden ayrı olarak İranlıların topraklarını istila ettiniz ve Tanrı size kuvvet verdiği müddetçe hakim oldunuz. Şimdi de Tanrı onlara kuvvet verdi ve onlar da ayni şeyi size karşı yapmak üzere geldiler.Bu sizin savaşınızdır"

Herodot Tarihi, George Rawlinson, Kanaat Kitabevi 1941, Dördüncü Kitap, Melpomone, S. 431.

İskitler bu cevabı alarak komşu miletlerin kendilerile itifak yapmak istemediklerini anlayınca Türklere has savaş sanatını ortaya koydular.

Düşmanla muharebeye girişmemeye, sürülerini çalmaya bütün kuyuları tıkayarak bütün memleketi çırıl çıplak bırakmaya karar verdiler.

İskitler üç kola ayrıldılar bir kol bir günlü mesafede önden ricat ediyor görüntüsü ile çekilecek diğer iki kol ise arkadan takip edecekti.

İranlılar, İskitlerin atlılarını görür görmez bunların peşine düştülerse de İskitler mütemadiyen ricat görüntüsü veriyorlardı.

İskitler nehri geçmişler, İranlılar da onları takib etmiylerdi İranlılar bu suretle Sauromatae’lerin yurdunu geçerek Budini’ye girmişlerdi.

İran ordusu İskitlerle Sauromatae’nin yurdundan geçtiği müddetçe tahrip edecek bir şey bulamıyordu. Arazi bomboş ve çırılçıplaktı.

Darius Budini’nin arazisine girinci yukarıda bahsi geçen kale ile (Gelonus şehri) karşılaştı Fakat buranın ahalisi yoktu her yeri bomboştu.

İranlılar burasını yakarak bir yığın kül haline getirmişler,bunu yaptıktan sonra İskitlerin peşine düşmüşlerdi ancak onları bekleyen çöldü.

Darius çöle vardıktan sonra takibi durdurdu, ordusunu oarus nehri üzerinde dinlendirdi ve burada eşit mesafede sekiz kale inşa etti.

Darius, süratle hareket ederek İskityeye girdi ve İskit ordusunun birleşik iki fırkasile karşılaşarak derhal bunları takibe koyuldu.

Fakat İskitler de ayni planı tatbik ediyor ve Dara ile aralarında bir günlük mesafe bırakarak geriliyor. Dara da onları takip ediyordu.

İskitler ricat ede ede Darius'u kendilerile ittifak etmek istemiyen “Siyah abalılar”ın yurduna götürdüler.

Önce İskitler sonra iranlılar Siyah abalılar”ın yurdunu istila ettiler bu durum Siyah abalılar arasında büyük karışıklıklara sebep oldu.

İskitler bu işi başardıktan sonra Dara’yı Androphagi’lerin yoluna ilettiler ve buradan da ayni neticeyi aldılar.

Daha sonra sıra Neuri’lere geldi. Buranın halkı da uğradıkları istiladan dolayı komşularını zamanında ortada bırakmanın acısını çektiler

Pers Kralı İskitlerin komşularını yakıp yıkarak zaman harcarken Tunadaki köprü için İonyalılara verdiği altmış günlük süre hızla doluyordu

Pers Kralının askerleri, bu yararsız kovalamacadan yavaş yavaş bıkmaya başlamışlar ve çok yorulmuşlardı..

Perslere ait hayvanlar, yem sıkıntısı çekiyorlardı. Ancak İskitler, doğuya doğru çekilmeye devam ediyorlardı.

İskitlerin muharebe vermeye karşı gösterdikleri isteksizlik, Darius’un sabrını tüketmişti. dnathyrsos’a aşağıdaki sözlerle meydan okumuştu:

Darius İskit Kralı İdnathyrsos’a

"Ey garip adam! Gayet kolaylıkla yapabileceğin iki şey bulunduğu halde niçin karşımda kaçıp duruyorsun? Silahlarıma mukavemete muktedirsen, durmadan kaçmayı bırak da arp meydanında karşılaşalım."

Darius:

" Yok, eğer kuvvetimin üstün olduğuna inanıyorsan,kaçmana son vermek için beni efendi tanıyarak toprak ve su getir,konuşmak için gel"


İdanthyrsus bu mesaja şu cevabı verdi :

"Ey İranlı! Bizim hatı hareketimiz budur. Ben insanlardan korkmam ve kaçmam.Geçmişte bu şekilde hareket etmediğim gibi şimdi de senden kaçmıyorum.Bizim davranışımızda garip bir şey yoktur. Biz İskitlerin, harap olmasından korkacağımız şehirlerimiz, yok ki sizinle dövüşmek için telaş gösterelim.Savaş bir sanattır Madem geldin seninle ne zaman karşılaşacağımızı ve seni ne zaman yeneceğimize biz karar vereceğiz"

İskit Kralı Pers Kralı Darius'a:

"Meydan okudun iş değişti bizim savaşmamızı istiyorsan atalarımızın mezarlarını bul ve onlara elini dokundurmaya teşebbüse et. Meydan okuyarak Atalarımızın mezarına el değdiğin zaman seninle harbedip etmyeceğimizi görürsün."

İskitler, İranlıları iyiden iyiye sarstıklarını anlayarak onların İskityeyi tahliye etmemelerini temin için tedbir almaya başladılar.

İskitler İranlıları yiyecekleri tükendikten sonra vurmayı planlamışlardı Bunun için sürülerinin bir kısımını İranlılara bırakıyorılardı.

İranlılar İskitlerin sürülerine saldırarak ele geçirmekten büyük bir haz duyuyorlardı Halbuki İskitlerin niyeti onları kaçırmamaktı.

Dairus bir yandan İskitleri ovalarken diğer taraftan güçlü bir ordu ile takip edilmekte olduklarını bir tuzağın içinde olduklarını anladı.

İskitler Darius'un Tuna üzerine bıraktığı İyonyalılarla bile görüşmüşlerdi Dariusun dev ordusu tam manasıyla imha edilmek üzereydi.

Artık şartlar değişmiş şimdi Darius kaçmaya başlamıştı İskitler Atlı olduklarından çabucak köprüyüe varmışlar İyonyalılar ile anlaşmışlardı.

Pers ordusu Mısırlı bir takip uzmanını sayesinde İskitlerin muhtemel saldırısından kurtularak ve İyonyalıların tekrar yardımıyla gittiler.

Darius kendilerini takip eden ve ağır bir yenilgiye uğratacaklarını anladığı İskit ordusundan Sürekli kaçarak ordusunu ve canını zor kurtardı.

Herodotos’un yorumlarından da anlaşıldığı gibi İskitler, bozkır savaş taktiğini en iyi uygulayan milletlerden biridir.

Bu taktik, en küçük süvari müfrezeleriyle düşmana hücum ettikten sonra, İskit atlıları, düşmanı iç kısımlarına çekmek amacıyla kaçarlardı.


Part-İskit-Orhun Yazıtları Benzerlikleri



“Orhon ve Yenisey yazıları uzmanı" Finlandiyalı DONNER, Part sikkelerindeki yazılarla Orhon yazılarının benzer olduğunu söylemiştir.

İsmail Hami Danışmend, Tarih Kurumuna Açık Mektup, sf: 54-55

Zaten PART sözcüğü Türkçe bir kelimedir; İskit’çe (= Sakaca) olduğunu “ve bu lisanda DIŞARI ATILMIŞ anlamına geldiğini” belirtmiştir”.

Nitekim Türk Dilinde “bedene nispetle dışarı fırlamış olan karına PART denildiğini” görüyoruz.

Ord. Prof. Şemseddin Günaltay, Türk Tarih Tezi Hakkındaki İtikatların mahiyeti ve Tezin Kat’i Zaferi, Belleten, cilt: 2, sf: 337-338

"Hala Doğu Anadolu’da kilolu insanların karınlarına PART-ıtlak edildiği herkesçe malumdur”

M.Ö. 250 yılından itibaren Ön Asya’da ve İran’da büyük bir devlet kuran PARTLAR’da T SAKA Türklerinin boylarını teşkil” ediyordu.

bu devletin kurucusu olan I. ARSAK’da, Sakalar’ın DAE koluna bağlı PARN yani BARAN boyuna mensuptu.

(Ord. Prof. A. Zeki Velidi Togan Giriş, cilt: 1, sf: 47-48;)

Eski kayıtlara "DAHİ" veya "DAE" olarak görülen bu kelimenin Türkçe olduğunu söylüyor

Partlar İran’a Türk adetlerini sokmuşlardı. İran'da dört asır hüküm süren Partları Romalılar, kendileri ile aynı mertesede tutuyorlardı.

Partlar yenilmezdi çünkü savaşırken kaçarlardı. Düşmanları kaçıyor diye arkalarına düşerdi. hem kaçar, hem vururlar düşmanı bitirirlerdi.

Bu, Avrupa dillerinde ALAPART tabirine sebep olmuştur
 “onlarca kaçar gibi gösterip adamı tepelerler, böyle kaçmaya inanmamalı” 
manasındadır.

IRAK ülkeleri üzerinde güçlü bir imparatorluk kurmaya muvaffak olan ARSAKLILAR, zamanla sınırlarını daha da genişlettiler.

Arsaklılar Doğu Anadolu’yu ülkelerine katmışlar ve M.Ö. 150 yılından itibaren Horasan’ Doğu Anadolu’ya akmaya başlamıştı.

SAKALARDAN sonra tekrar bir Türk Yurdu haline “ARAS-KÜR-ÇORUK-MURAT-FIRAT” boylarında da ARSAKLI sülalesinin hakimiyeti kurulmuş oluyordu.


Arsaklılar


Değirli Arkadaşlarım Arkadaşımız biraz önce çok önemli bir soru sordu Arsaklılar konuya deva edelim.

Gürcü Vakanüvisleri de, daha M.Ö. 4. asırda BUNTURKİ ve KIPÇAK isimli iki Türk Kavminden söz etmişlerdir.

BUNTURKİ ve KIPÇAK isimli boylarınm.Ö.4 asırda KÜR boyunca yerleştikleri hakkında bir rivayeti naklettiklerini görmekteyiz,

Kıymetli ilim adamlarımızdan Ord. Prof. A. Zeki Velidi TOGAN BUNTURKİ ve KIPÇAK boyları ile ilgili önemli açıklamalarda bulunur.

Z.V.Togan: 
" Bunlardan BUNTURKİ’nin “ibtidai Türk” demek olduğu, İhtimal Sakalarla birlikte “TÜRK” ismini taşıyan bir kavim buraya gelmiştir. "KIPÇAKLAR’ın da o kadar eski zamanda mevcudiyeti yine imkan dahilindedir" diyor.
(Umumi Türk Tarihine Giriş,cilt 1, sf: 257-28)

Z.V.Togan önemli bir konuyu daha açıklıyor:

"Eski Yunan Müelliflerinde Kolchi tesmiye olunan kavmin bakiyesi şimdiki ACAR’lardır. Acarlar ancak M.S. 7. nci asırda Gürcüleştiler.Bunlar“ACARİ”ismini verenler burada hükümranlık etmiş AGAÇERİ zümresinden olması muhtemeldir. Çünkü Anadolu’da, Fars vilayetinde ve Azerbaycan’da Türkmenlerin oymak ismi olan“ACARLU” kelimesi kaynaklarımızda AGAÇERLİ olarak yazılıyor”

Ord. Prof. A. Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, cilt: 1, sf: 257-28

Dede Korkut Hikayeleri'nden Döneme İlişkin Temaslar


3.Murad Devrinde 1574-1595 tarihleri arasında Bayburtlu Osman tarafından yazılmış olan TEVARİH-İ CEDİD-İ MİR’AT-İ CİHAN adlı eserde Bahrü’l-Ensab adlı bir kitaptan aldığı ve seki bir Dede Korkud Oğuznamesine dayandığını” gördüğümüz BAYUNDUR HAN bölümü önemli bir kaynaktır.

Bir kısım OĞUZ BOYLARININ da kesif kitleler halinde “Hazreti İsa’nın doğumundan çok önceleri Horasandan Doğu Anadolu’ya geldikleri yazılıdır."

Dr. Muharrem Ergin, Dede Korkud Kitabı, cilt: 1, sf: 39-41, Ankara 1958; M. Fahrettin Kırzıoğlu, Kars Tarihi, cilt: 1, sf: 143-44.9

Dede Korkud Kitaplarında, Türklerin İslamdan (hatta budizmden) önceki zamanlardan kalma hikayeleri İslam diniyle yeniden yorumlarlar.

Dede Korkut hikayelerinde Oğuzların evlenme, doğum ve ölüm merasimleri, ahiret itikatları,Tengri inancını ve Şamani adetleri yansıtmaktadır.

Dede Korkud Oğuznamelerindeki olayların geçtiği saha bugünkü Doğu Anadolu kesimleridir M.Ö. ki 500-1000 yılları arasını çağrıştırmaktadır.

Sayın Prof. Dr. Abdülkadir İnan dede Korkut hikayeleri ile iglili BAYBURT ile AVNİK kalelerinin yerlerini tesbit etmiştir.

Dr Abdülkadir İnan, Birinci İlmi Seyahata Dair RAPOR, sf: 55-57, İstanbul 1930


Sayın Dr. M. Fahrettin KIRZIOĞLU’ ise Doğu Anadolu da Dede Korkut hikayeleri ile ilgili 84 yer adını tesbit etmiştir.

M.Fahrettin Kırzıoğlu, Dede Korkud Oğuznameleri, cilt: 1. İstanbul 1952


Tepegöz'ü Hikayesini Yunanların Türklerden Aşırması Olayı


Dede Korkud Kitabında geçen hikayelerin tarihi esasında çok eskidir;

Türk Mitolojisine ve Edebiyatına ait birçok efsane veya hikayelerin Yunan Mitolojisine aktarılmış olması da,bu hususun doğruluğunu gösterir.

İşte bunlardan birisi, Dede Korkut Kitabında mevcut bulunan TEPEGÖZ hikayesidir.

TEPEGÖZ hikayesi H.F. Von DİEZ “Tepegöz” hikayesini Almanca’ya çevirmiş ve Türkçe’si her ikisini birlikte yayınlamıştır

H. F.Von DİEZ:
 “Tepegöz’le Homeros’un Odysseia’sındaki Polyphemos’u karşılaştırmış.Yunanlıların kendilerine mal ettiklerini ortaya koymuştur."

Yunan Edebiyatının destan ve mitoloji motiflerine geçmiş 
“Ulysse’in yurduna dönüşü bir OĞUZ şekline BAMSI BEYREK hikayesinden çalıntıdır."

Yine aynı şeilde M.Ö.800'de yazılan kitapta Alkestis ile Admetos’un maceralarının bir benzerine DELİ DUMRUL hikayesinde rastlarız”



Karduklar


Karduklar Güçlü Türk kollarından SAKALAR ile “Hakkari-Bohtan” ile “Büyük Zap ırmağı çevreleri”ni kendilerine yurt edinmişlerdi.

Bir Türk Kavminin Anadolu’daki mevcudiyeti çok eski bir tarihe sahip olmakla beraber, bize, oldukça geniş malumat veren Yunanlı KSENOFON’DUR.

KSENOFON “M.Ö. 401 yılı sonları” na doğru“Dicle boyunca kuzeye” gelirken, KARDUKları tanımış KARDUK’lar hakkında kıymetli bilgiler vermiştir.

KSENOFON Kardukları şöyle anlatır:

"Büyük Zap’ın Dicle’ye kavuştuğu yerlerde Onbinler, etraftaki yerlilerden tutsaklar yakaladılar.Bunlardan çevredeki ülkeler ve yolları sorulunca, dağların üzerinden kuzeye giden yolun KARDUKHLAR’a götüreceğini söylediler."

Ksenofon’un Karduklar hakkında Kars Tarihinden alınmıştır:
bk.: M. Fahrettin KIRZIOĞLU, Kars Tarihi, cilt: 1, sf: 96-97

Dr. L. Rasonyi, Macar Arkeolojisinde Hunlar, Avarlar, Macarlar, Ankara 1937, s. 10;

Ksenofon’un Karduklar hakkında verdiği bilgilerde de Karduklar son derece İranlılara düşmandı; Karduklar İran menşeli bir kavim değildir.

Sakaların Ön Asya’ya akınlarından sonra, Kardukların tarih sahnesine çıktıkları Sakalar ile birlikte Türkistan dan geldikleri görülür.

Bugün dahi Türkistan’da eski bir Türk Boy KURTUK adını taşırken, Tiyanşan’ın güneyinde KARDUK isimli bir Türk Köyü bulunmaktadır.

Hüseyin Namık Orkun, Türk Dünyası, cf: 105; W. Radloff, Sibirya’dan, tcr., Dr. Ahmet Temir, cilt: 1, sf: 225. İstanbul 1957

SAKA ve PART sözcükleri gibi, KARDU(K) kelimesi de Türkçe’dir ve Divanü Lügat-it Türk’de vardır (Divanü Lügat-it Türk, cilt: 1, sf: 419)

KARDU(K) kelimesi Divanü Lügat-it Türk’de “zemheri sıralarında su üzerinde yüzen fındık büyüklüğündeki buz parçaları” anlamına gelir





İskit-Pers Savaşları, Partlar, Part Metinleri, Arsaklılar, Karduklar ve Ön Asya Reviewed by Türk Asya on Çarşamba, Ekim 15, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.