Eski Türklerde Su ve Ulaşımı

TÜRK DÜNYASI TARİH KÜLTÜR DERGİSİ Sayı- 242 Şubat (2007)'de -Amerika’nın Norveçli Türkler Tarafından Keşfi-



Eski Türklerde Su ve Ulaşımı 
Doç.Dr. Hatice PALAZ ERDEMİR

     Türkler, her ne kadar temelde bir bozkır toplumu karakteri gösterseler de kendilerini hiçbir zaman Asya kıtası coğrafyası içerisinde sınırlandırılmış bir millet olarak görmemişler ve daima yeni yerler, yeni iklimler, yeni kültürler ve yeni ortamların arayışı içinde olmuşlardır. Türklerin bu dinamik yaşayış tarzı onların yeni geldikleri çevrelerin hayat Şartlarına daha kolay uyum sağlamalarında etkili olmuştur.

     İ.Ö. 13. yüzyılda “Mısır kıyılarını tehdit eden „Deniz Kavimleri‟nden olan Turshalar‟ın, destanlardan bildiğimiz ve Orta Asya‟da bir zamanlar var olduğu gerçekten saptanan iç deniz çevresi halklarından olduğu, bu sebeple de denizcilikten iyi anladıkları ve bu denizin kurumasıyla batıya göç ettikleri”düşünüldüğünde anayurttan yapılan göçlerin oldukça erken dönemlerde gerçekleşmiş olabileceğini ve aslında Orta Asya halkının denizcilikten anladığını söylemek mümkün olmaktadır. Turshaların Türklüğü bazı tarihçiler tarafından kabul edilmese bile M.Ö. II. bin ve belki de daha öncesinde gerçekleŞen bu göçler öncesinde, Orta Asya halkının tamamıyla kendini kara toplumu olarak gördüğünü düŞünmemizin yanlıŞ olduğunu çıkarabiliriz. “

      Türk oldukları kabul edilen Chou hükümdarlarının savaŞa giderken geçtiği mıntıkaların, yahut ordugah veya yeni yurt kabul ettiği yerlerin “yer-su”larına kurban verdikleri ve yeni yurt kurarken de yapılan ayinlerde, yere gömmek ve sularda boğmak suretiyle yere ve sulara belirli aralıklarla ve düzenli olarak ayinler eşliğinde hayvan kurban edilip, içki, kumaş ve yeşimtaşı gibi kıymetli şeylerden adaklar sunulduğu belirtilmektedir.

“İnsanoğlunun evrende varolduğu erken dönemleri anlatan Türk Yaratılış Mitolojisi, Yerin yer olduğunda sularla kaplıydı her yer Ne gök vardı ne de ay ne güneş ne de bir yer. Tanrı uçar dururdu insanoğluysa tekti. … İnsan daldı sulara aldı bir avuç toprak Sulardan çıkıp verdi Tanrısına sunarak. „Yaratılsın yer!‟ dedi Tanrı sulara saçtı. Yeryüzü yaratıldı denizler karalaştı.”


ifadesiyle Türkler‟in tarih öncesi dönemlerde dahi evrenin yaratılıŞının denizlerden kaynaklandığına inandıklarını kuvvetle ortaya koymaktadır.

       Bir yerin vatan olabilmesi için, yer ve sularına birlikte sahip olmak gerekiyordu. Hunlar‟da devlet ve Kağan “Türk‟ün yer ve sularının sahibi”ydi. Kültigin de atalarının kendilerine bıraktığı “yer ve sular sahipsiz kalmasın diye” milletini düzene koyduğunu anlatmaktadır. 


      Priskos‟un, Avrupa Hunlarından önce, İskitler‟in ülkelerinde kuraklık başlaması üzerine Medlerin topraklarına girerken takip ettikleri rotayı “onlarla (İskitlerle) birlikte gidenler, onların çölü geçtikten sonra, bir gölü de (Azak Denizi) geçerek Media‟ya bu suretle gelebilmişlerdi...” Şeklinde anlatan sözleri Herodotos‟un anlatımlarındaki bilgileri kuvvetlendirerek İskitler‟in su ulaŞımı konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarını desteklemektedir.

      Göktürkler‟e bağlı oldukları bilinen diğer bir Türk topluluğu olan Avarlar‟ın bu dönemde Karadeniz çevresinde denizcilikle uğraştıkları anlaşılmaktadır. Ancak, bu dönemde Göktürkler‟in kendilerine karşı Şiddetli bir mücadele içerisinde bulunan akrabaları ve daha önceki müttefikleri Avarlar‟dan deniz gücü istemeleri mümkün değildi. Kısacası bu dönemde dahi Türk toplulukları denizlerde hareket kabiliyetine sahip gemiler inşa edip bunları yürütebiliyorlardı.


      Mekân olarak Türklerin yaşamış olduğu coğrafyanın geniŞ olması, Türk deniz hayatı hakkında değerlendirmelerimizin de geniş bir şekilde ele alınması gerekliliğini doğurmaktadır. Bu konuda Hunlardan bahsedip de Avrupa Hunları‟nın durumunu ortaya koymamak önemli bir eksiklik olacaktır. 434-441 yılları arasında, Slav, Fin-Ugor, Ġran, Germen ve Türk Kitlelerinin yaşadığı geniş alanda hakimiyet kurmuş olan Attila, Büyük Hun Devleti‟nin sınırlarını, Priskos‟un da ifade ettiği gibi, Kuzey Denizi ve Manş kıyılarına kadar geniŞletmiŞti. Attila, “Okyanus üzerindeki adalarda bile hüküm sürüyor”du.

İslam tarihçileri, Türklerin bir başka kolu olan Hazarların ise kayıkları bulunduğu, bu kayıklarla şehrin yukarı taraflarından gelen ve yukarılarda Etil (İtil) nehrine karışan Burtas nehrinde gidip-geldiklerini nakletmektedirler. “Burtas nehri üzerinde yerleşik ve Hazarlara bağlı Türk kavimleri yaşar. Bu kavimlerin yerleşme merkezleri Hazar ülkesi ile Bulgar arasında bulunur. Bu nehir Bulgar diyarı tarafından gelir. Bu nehirde Bulgar, Hazar, Burtas ülkeleri arasında gemiler işler. Burtas bir Türk kavmidir” denilmektedir.


Tamamı : http://goo.gl/2xuJbG

Amerikaya Adını Veren Türkler : http://goo.gl/fU0VDs

Resim : http://goo.gl/xLdRlu (Konu ile ilgili Sn. Kâzım Mirşan'ın Makalesi TÜRK DÜNYASI TARİH KÜLTÜR DERGİSİ Sayı: 242 Şubat (2007)'de "Amerika’nın Norveçli Türkler Tarafından Keşfi" başlığı ile yayımlanmıştır. http://goo.gl/Mtn4zf )
Eski Türklerde Su ve Ulaşımı Reviewed by Türk Asya on Cuma, Eylül 19, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.