Türkler ve Arap Orduları Mücadelesinde Ayrı Bir Boyut

İslamiyet Öncesi Arap Türk Münasebetleri

Arkadaşlar "Türk İslam Medeniyeti" deniliyor "Türkler İslam ile tanıştı Bilim ve kültürün öncüleri oldu" deniliyor. Bunlar gerçek dışıdır.

Türkler zaten Tarih boyunca bilim ve kültürün öncüleriydi.

İSLAM MEDENİYETİ TAMAMIYLA TÜRKLERE AİT BİR MEDENİYETDİR.

Türklerin İslam Öncesi bölgede yetiştirdiği Bilim adamları ile ilgili kaynaklar (İ.H.İzmirli, Birinci Türk Tarih Kong Müzakere Zabıt.s.322)

Bu Konudaki Bazı Kaynaklar


M.Şemseddin Günaltay ve Reşit Galip'in Birinci Türk Tarih Kongresi, Konferanslar Müzakere Zabıtları inceleyiniz.
Prof. Dr. Cemal Anadol – Fazila Abbasova, Türk Kültür ve Medeniyeti Joseph Deguignes, Türk Kültür Yayınları, Büyük Türk Tarihi

Madeleıne Hallade Türk Kültür El Kitabı Cilt:II Kısım: Ia 1972 ( Amu – Derya ile Sind Nehirleri Arasında San’at Gelişmesi
VII. Türk Tarih Kongresi, Ankara, 25-29 Eylül 1970, I. Cilt, Emel Esin, “Kün-Ay” (Ay Yıldız motifinin proto-Türk ikonografisi, S. 339

Doç. Dr. Mustafa Cezar, Anadolu Öncesi Türklerde Şehir ve Mimarlık, s. 5 Ord Prof Dr Sadri Maksudi Arsal Türk Tarihi ve Hukuk 1 S.2577,s.108

Güneş mabedleri. Mir Gulam Muhammed Gubar ve başkaları, Tarih-i Afganistan. Encümen-i Tarih-i Afganistan, cilt II, Kabil, H. 1336, s. 3

Çinli Bilim Adamları Şaşırtan Türkler

Bu konuda en az yüz kaynak sayabiliriz bir iki de örnek verelim Çin’de bilim felsefe sanat Matematik konuları Türklerin desteğindeydi.
Çine gönderilen Ta-Muçe adlı bir Türk Bilim adamı heyet, felsefe ve edebiyat hakkındaki açıklamaları ile Çin sarayını hayrette bırakmıştı.
Toharistandan 730 yılında Çine giden Nato adlı diğer bir Türk alimi,Tıp bilimindeki üstün bilgisi ile Çin sarayında yüksek bir mevki kazandı.
Bu zatın beraberinde götürdüğü ilaçlar alet edavat ve bilgiler o zamanlar Çinlilerce bilinmeyen hususlardı.

TÜRK TARİHİNİ SADECE GAZA VE SAVAŞLAR OLARAK OKUDUĞUMUZ İÇİN TÜRKLERİ SADECE AT ÜSTÜNDE YAŞAYAN SAVAŞÇILAR OLARAK ALGILAMAMIZ DOĞALDIR.

Çinde Tıp biliminin gelişmesine sebep olacak 200 çeşit itrıyat Türkler tarafından bir seferde getirilmiş ve Çin yaşantısında yer almıştır.

Türklerde Bilim ve Din

Eşari zihniyeti Mevlana ve Moğollar tarafından Bilimi savunan Ahi Evren zihniyetini yerle bir ederek Türk milletini geriye götürdü.
Osmanlı ile yeni bir hamle yapmıştık ki Ebu Suud zihniyeti Bilim ve Akılcılığı reddetti Avrupa bizden aldığı ilimle ilerlerken biz geriledik.

Değerli Arkadaşlarım Bekledim paylaşımlarınızı Konumuza dönerken bir hususu dile getirmekte yarar görüyorum Din gelişmeye engel değildir.

Türkler Tengri inancının ilmi akılcılığı ve istişareyi teşvik etmesi nedeniyle sürekli ileri toplum ola gelmişlerdir.

Türkler tanıştıkları her yeni dini kendi inanç ve toplumsal kültürel değerleri ile zenginleştirmişlerdir. Ancak din simsarlarına dokunmuştur.

Türkler kendine has İslam inancını Orta Asya ve Tengiri inancındaki motiflerle oluşturmuştu - Hetorodoksi - Ancak din tacirleri galip geldi.

Türkler Zerdüşt dinini, Budizmi, Konfiçyüs Öğretilerini,Tao öğretilerini,Hristiyanlığı ve Yahudiliği benimsemiş ve yaymışlardır.

İSLAM MEDENİYETİ DİYE ÖVÜLEN ÇÖLLERDEN GELEN HİÇ BİR İLMİ VE MEDENİ VASFI BULUNMAYAN ARAPLARIN MEDENİYETİ DEĞİLDİR TÜRK MEDENİYETİDİR.

ARAP MİLLİYETÇİSİ YAZARLAR VE ARAP GÖZÜYLE TARİHİMİZE BAKMAYA ALIŞIK YAZARLARIMIZ MUHTEŞEM "TÜRK MEDENİYETİNE" "İSLAM MEDENİYETİ" DEMİŞTİR.

Türkler Çin'den Bizans'a kadar geniş bir alan üzerinde yüzyıllarca ticarete üretime, hanlara ve kervansaraylara sahip olmuşlardır.
Bu ticaret yolunun etrafına modern şehirler kurulmuştur Bu şehirlerde bilim ve sanat üretilmiştir.

ARAP VAHŞETİNİN TEMEL SEBEBİ MEVCUT OLANI ALMAK EMEVİ SOYUNUN, MUHALİFLERİNİN YÖNETİCİLİRİNİN VE SAVAŞAN ASKERLERİN ZENGİNLEŞMESİDİR.

Arapların ardı arkası kesilmeyen Türkistan seferlerinde, hamiyeti diniye ile İslamiyeti yaymak peşinde koşmadıkları açık bir gerçektir.
Türkistan şehirlerinden Arap dünyasına akıtılan bu bitmez tükenmez zenginlikler, Horasan valiliğini en muteber görev haline getirmiştir.

Aşağı Türkistan şehirlerinden herhangi birinde biraz seviyeli bir memuriyet bile Emeviler arasında bir mükafat olarak algılanmıştır.
Yaşanılan olaylar Türklerin mağdur Arapların vahşi ve kalleşçe hareket ettiğinin tarihi örnekleridir. Dehşet verici olaylar yaşanmıştır.

Bütün bu vahşet Türklerin sadece nefret duymasına sebep olmuş Türkler önce Türgeşlerin etrafında toplanarak Araplara karşı etkin hale gelmiş.

Emevi saltanatının yıkılmasında etkili olmuş 10 Yüzyılda Karahanlı Türk devletinin hakimiyetinde kısmen İslam’a geçilmiştir.

11 YÜZYILDA HALİFE TUĞRUL BEY ADINA HUTBE OKUTMUŞ OĞUZLAR ONDAN SONRA KAFİLELER HALİNDE İSLAMA GEÇMİŞTİR. İSLAMİYETE KENDİ İSTEĞİMİZLE GEÇTİK.


TÜRKLERİN KOŞA KOŞA İSLAMI SEÇTİKLERİ GERÇEK OLMADIĞI GİBİ TÜRKLERİN İSLAMA KILIÇ ZORUYLA GEÇTİKLERİ ŞEKLİNDEKİ İDDİALAR GERÇEK DEĞİLDİR.

1300 yılı aşkın geçmişi olan ve etkisi hala süren bu ilişki, çoğunlukla gerçeği yansıtmayan ve hamasi bir yaklaşımla ele alınmıştır.

Türklerin İslam’ı kabul etmemeleri Arapların vahşetlerine karşı duydukları tepki nedeniyledir. Türkler tek Tanrı inancına sahip tek millettir.

Türk-Arap ilişkilerini, gerçek boyutuyla ele alanlar, din öğesinin konunun içine girmiş olması nedeniyle duyguları hoş tutmayı yeğlemişlerdir.

Türk-Arap ilişkilerini Batılı ya da Arap tarihçilerin çoğunluğu, olayları geleneksel Türk karşıtlığına dayandırarak ele almışlardır.
Arap etkisiyle yetişmiş Türk aydın ve tarihçileri konuya dinsel boyut vererek, Arap yanlısı davranmışlar Türk karşıtlığı yapmışlardır.

Türk-Arap ilişkileri, inançla, duyguyla ya da özlemle açıklanabilecek türden konular değildir. Gerçeklerin gizlenmesi zarar vermiştir.

Türkler 7. ve 8. Yüzyıllardaki Arap vahşetine ve her türlü zulme rağmen İslamiyet’i kabul etmemek için direnmişlerdir.
İslamiyet’i 10. yüzyıldan itibaren kabul etmeye başlayan Türkler, bin yılı aşkın bir süredir, İslamiyet’e bağlı olarak yaşamaktadır.

Tekrar edelim Türkler İslamiyet’i Kılıç zoru ile kabul etmemiş Arap alemine hükümdar olduktan sonra Müslüman olmuşlardır

İslam dünyasının en büyük ve en seçkin” bilim adamları, en parlak düşünürleri matematikçileri bile Türk asıllı bilim adamlarıdır.



Haçlı seferlerine karşı koyanlar, İstanbul’u alanlar, İslamiyet’i Avrupa’nın ortasına dek götürenler Türkler’dir.


Türkistan’ın Araplar Tarafından Yağma Edilmesi


Saldırılarda kullanılan ideolojik gerekçe İslam’ın yayılması, gizlenen gerçek amaç ise, varlıklı Türk bölgelerinin yağma edilmesiydi.

Emeviler, Türkistan'ı yağmalamak yöneldikleri eylemin din için savaş (cihat) olduğunu söylüyor, katliam ve soygunu meşrulaştırıyorlardı.

Emevi siyaseti, İslamiyet’in temel ilkelerine aykırı olarak, Araplar’in başka kavim ve topluluklara üstün olduğu düşüncesine dayanıyordu.

Bu ırkçı siyasete göre; Arap hükmetmek, geri kalan herkes ona hizmet etmek için yaratılmıştı, Araplara hizmet etmek bile yüce bir durumdu.

Emeviler; Arap olmayanlara Mevali derlerdi Onların arkasında namaz kılınmaz, birlikte dolaşmazdı. Mevali ikinci sınıf bir köleydi.

Emeviler, Türk bölgelerine saldırdıklarında Türkler yüksek bir uygarlık. milletlerin hayranlık duyduğu bir zenginlik ve ihtişam yaşıyorlardı.

Çin, Hint, İran ve Bizans arasındaki ticaret, üretim tümüyle bölgedeki Türklerin elindeydi. Buhara Hanlığı’nda 40 büyük kent, bulunuyordu.

Semerkant, Baykent, Herat, Belh gibi kentler göz kamaştıran bir zenginlik içindeydi. Buhara’da kağıt fabrikaları, ipekli kumaş üretiliyordu.

Türk bölgesinin tamamında halı tezgahları, değerli taşlar ve maden işleyen atölyeler durmadan çalışıyor ürünler medeni dünyaya satılıyordu.

Çin belgelerine göre, Buhara ve Kusaniye’deki Türk asilzadelerinin evleri birer sanat şahaseri”ydi, Altın ve gümüş heykeller, evlerin süsüydü.

Küçük birer sarayda yaşayan Türklerin evlerinde pırlanta, zümrüt ve yakutla işlenen süs eşyaları, benzersiz ve hayret vericiydi.

Türklerin zenginliği ve bilgeliği Çöllerin sert ikliminde yaşamış Talancı Arapların iştahını kabartıyordu ancak Türklerden çekiniyorlardı.


Türkistan’daki Arap Vahşeti Nasıl Başladı ?


Halife Osman zamanında, Muhammed bin Cerir komutasındaki Araplar Fergane'ye kadar girdiyse de Türkler tarafından yok edilmişlerdi.

ARAP TÜRK MÜNASEBETLERİ VE ARAPLARIN TÜRKLERE UYGULADIĞI ASIL VAHŞET MUAVİYE’NİN HALİFE OLMASI İLE BAŞLAMIŞTIR.


Bizi en çok üzen Türk Tarihçilerinin ARAPLARIN HORASAN VE TÜRKİSTAN’DAKİ KATLİAMLARINA
"İSLAMİYETİ YAYMA MÜCADELESİ"
DEMELERİDİR.

Halbuki bilk el islam kaynakları olan BELAZURİ,TABERİ,İBN-ÜL ESİR,İBN KESİR Vd vahşeti aynen anlatmaktadır.

İlk El İslam Kaynakları açık açık Arapların ganimet hırsının Hırsızlık olduğunu yazmaktadır ( İbn Kesîr, El Bidaye Ve'n-Nihaye 9, s.131.)

ARAP SALDIRILARININ ARKASINDAKİ GERÇEK GANİMET HIRSIDIR TÜRKLER ARAPLARDAN NEFRET ETMİŞLER MÜSLÜMAN OLMAK İSTEMEMİŞLERDİR.

ARAPLAR HORASAN’A EVRENSEL BİR DİNİ YAYMAK SIFATIYLA DEĞİL, GANİMET PEŞİNDE KOŞAN HIRSIZ VE SOYGUNCULAR OLARAK KAN VE GÖZYAŞI GETİRMİŞLERDİR.

ÇÖLÜN ZOR VE AZGIN ŞARTLARINDA YETİŞEN ARAPLAR GÖKTÜRKLERİN KOMŞULARI İLE SAVAŞLARI VE SORUNLARINDAN FAYDALANARAK TÜRKLERİ KATLETMİŞLERDİR.

637 yazında Araplar Sasanilerle girdikleri yenerdler Ardından Celula, sonrada 642’de Nehavent’te İran'ı mağlup ederler.

Arap İstilası’ndan Önce Orta Asya ve Türkler


Hunların çeşitli sebeplerden dolayı ortadan kalkmasından sonra, tarihte ilk defa Türk adını kurdukları devletin ismini veren Göktürkler bütün gücünü Töles grubu dediğimiz Türk kabilelerinden alıyor ve soydaşları olan Tabgaçlarla yardımlaşarak Büyük Bir devlet kuruyorlardı.


Göktürklerin tarih sahnesine çıktıkları 6. Yüzyılda Orta Asya’nın üç büyük devlet tarafından pay edilmiş olduğunu görüyoruz.

Avarlar ise Mançurya sınırından Balkaş’ın en doğu ucuna kadar doğuda Orhon’dan Çin seddine kadar Moğolistan’a hakimdi.

Akhunlar; Maveraünnehr: Batı Türkistan, Sogdiyana, Doğu İran, Kabil, Afganistan ve pencap havalisine kadar topraklarını genişletmişlerdi.

Göktürkler kuruluşlarından kısa bir zaman sonra hızla genişlemiş Batıda İrtiş, İmil, Çu ve Talas bölgelerine kadar hakim olmuşlardır.


Akhunlar, Göktürklerle mücadeleye başlamışlar fakat 565-568’lerde mağlup olarak, Göktürkler ve Sasaniler tarafından paylaşılmışlardır.

Göktürkler Sasanilerle Akhun ülkesini paylaşmışlar ve Taşkend, Semerkant, Buhara ve Keş gibi Batı Türkistan şehirleri Göktürklere düşmüştür.

Göktürkler Toharistan bölgesinde Perslerle mücadeleye girmişler Persleride mağlup ederek bütün Toharistan’ı Belh ve Kundus'u almışlardır.

Göktürkler zamanında Aral gölü ve Seyhun-Ceyhun nehri kıyılarından tanrı dağlarına kadar uzanan bölgede Türk nüfusu yoğunlaşmaktaydı.


I.Göktürk yani Türk Hakanlığı tarihe karışsa da Seyhun Talas ve Çu nehirleri arasındaki bölgeler tamamıyla Türklerin yoğunlaşmasına sahne olur.

Arap geleneğine göre, El-Ahnaf, Halife Ömer zamanı 642 yılında Ceyhun’u geçer ve Türklere ilk darbeyi indirir.

İddiaya göre, Ömer, bu istilâya şiddetle karşı çıkar. “Türk yakasına geçme. Ceyhun nehrinin öteki kıyısının gerisinde kal” buyruğunu verir.

Bu sırada Horasan bölgesinde de Arap işgaline karşı genel bir ayaklanma vardır. Ali-Muaviye çatışması nedeniyle, Araplar Horasan’ı bırakır.

Ali ile mücadelesini kazanan Muaviye, 661 yılında Horasan’ın yeniden fethi buyruğunu verir. Fetih, sert yöntemlerle yapılır.

Sertlik, Badgis, Herat ve Belh’te ayaklanmalara yol açar. Belh’e zorla boyun eğdirilir. Kentteki ünlü budist tapınağı Nevbahar yıkılır.

Tapınak ve ona ait 1568 kilometrekare arazi, Bermek ailesine aittir. Bermek ailesi, sonradan Abbasilere en kudretli vezirleri sağlar.

Merv’i merkez yapan Araplar, Toharistan içlerine çeşitli cezalandırma ve sindirme seferleri yaparlar.

667 yılındaki bir dizi sefer sırasında, Toharistan Türklerinin desteğiyle Sasanî tahtını ele geçirmeye çalışan Firuz kuvvetleri bozulur.

İlginçtir ki, şiî efsanesi Firuz’un kızı Şahrbanu’yu, Halife Ali ile Peygamber’in kızı Fatma’nın oğlu olan Hüseyin ile evlendirir.

Böylece Hüseyin’in ardılları, hem Peygamber ailesine, hem de İran imparatoru soyuna bağlanmış olur. Sasanî soyu, İran tahtını ele geçiremez.

Arap yönetimine karşı ayaklanmalar sürer. Akhun Neyzek Tarhan, ayaklanmanın başını çeker. Ayaklanan Belh kentine boyun eğdirilir.

Neyzek Tarhan, İran içlerindeki dağlarda savaşlar verir, başarı sağlayamaz. Araplar, Batı Türkistan’a geçişi iki önemli yeri ele geçirirler.

Arabistan’dan 50 bin aile getirip Horasan kentlerine yerleştirirler.Araplar süre daha yağma akınları yapıp kışın Horasan’a çekilirler.

Muaviye, Ubeydullah b.Ziyad’ı buraya vali olarak gönderdi (675).Yirmi dört bin kişilik Arap ordusuna çeki düzen vererek ilerledi.

Buhara müstakil hanlığının başında Türk hükümdar ailesinden bir Hatun bulunuyordu. Tarihi kaynaklardan hakikaten çok dirayetli, Hatun’un ismi hakkına çeşitli rivayetler vardır. Taberi, KABAC HATUN olarak Reşid b.Zübeyr onun adını FETH HATUN olarak kaydetmiştir.

Oğuzların Kayı boyuna mensup olduğu iddia edilen Kabaç Hatun; Arap'ların Buhara’ya doğru ilerlemekte olduğunu Türk hanlıklarına bildirir.

Dönemdeki sosyal çalkantılar nedeniyle yardım yetişmez Ubeydullah b.Ziyad, Buharayı dilediği gibi yağmalamış, birçok Türkü esir almıştır.

Araplar Gittikleri yerde ölüm, yıkım ve yangın bırakırlar. Yine de kesin sonuç alamazlar. Tüm bu kıyım, zulüm ve vahşete Türkler direnirler.

Horasan’ın İslam devletine katılmasının ardından yarım yüz yıl geçmesine karşın, yerli halk İslam’dan çok uzaktır. İslam’a ilgi bile yoktur.

İslamiyet dini nasıl olmuştur da yarım yüzyıl geçtiği halde diğer dinleri yayan Türkler tarafından kabul edilmemiştir?

Türkler İslam’ı politik bir olay olarak 300 yıl hatta 350 yıl sonra kabul ettiyse bunun sebebi Arap Vahşetidir.

Türk Asya'dan Diğer Başlıklar

Hz Osman'ın Oğlu Said bin Osman 674 yılında horasan valisi olmuş ve horasan Semerkant’a seferler düzenlemiştir.

Bu şahsiyetlerin Horasan Valisi olmak için hangi entrikalara çevirdikleri hangi kirli işleri yaptıkları ilk el İslam kaynaklarında vardır.

Said b.Osman’a karşı Buhara’yı korumanın mevcut şartlar altında imkanı yoktu. Melike Kabaç Hatun Arap valisi ile sulh yapma yoluna gitti.

Yapılan bu sulh gereğince; Arap valisine Semerkant yolunu açık tutacak Türk aristokrat ailelerinden 50 genci de ona rehin olarak verecekti.

Said b.Osman özellikle bu gençlerin Türk asilzadelerinden olmasını istiyordu. Böylelikle kendini daha emniyet altında hissedecekti.

Türkler tarafından arkadan kuşatılmak veya pusuya düşürülecek olursa bu asilzadeleri bir tehdit bir emniyet unsuru olarak kullanacaktı.

Said b.Osman, Buhara melikesi Kabaç Hatun’la bu şartlar altında bir anlaşma yaptıktan sonra Semerkand’a yürüdü.

Büyük bir kuşatma ile şehre daldı. Neticede şehri, dilediği gibi yağma etmekten çekinmeyen Said 30.000 Türk gencini de esir alarak dönmüştür.

ANCAK SAİD BİN OSMAN 50 CİVARINDA ASİLZADE PRENSİ İÇİN YAPTIĞI ANLAŞMA İÇİN ALDIĞI PARA VE VERDİĞİ SÖZE RAĞMEN ONLARI TESLİM ETMEMİŞTİR.

SAİD BİN OSMAN 50 TÜRK GENCİNİ MEDİNEYE GÖTÜREREK KÖLE OLARAK BAĞ BAHÇE İŞLERİNDE VE YAPTIRDIĞI KONAĞIN İNŞAAT İŞLERİNDE ÇALIŞTIRMIŞTIR.

AĞIR HAKARETLERE MARUZ KALAN TÜRK ASİLZADELERİ BU AŞAĞILANMAYA DAYANAMAMIŞLAR SAİD BİN OSMAN'IN ÜZERİNE ÇULLANARAK KENDİSİNİ ÖLDÜRMÜŞLERDİR.

TÜRKLER UHUD DAĞINA ÇEKİLMİŞLERDİR. DAĞ MEDİNELİLER TARAFINDAN KUŞATILMIŞ TÜRK ASİLZADELERİ GÜNLERCE AÇ BIRAKILMIŞTIR.

TÜRK BEYLERİ AÇLIK VE SUSUZLUK İÇERİSİNDE BİR YANDAN ÇARPIŞARAK BİR YANDAN AÇLI ACISI ÇEKEREK TESLİM OLMAMIŞLAR VE KIVRANARAK ÖLMÜŞLERDİR.

KENDİ TOPLUMLARINDA SAYGIN İMKAN VE GÖREVLERE SAHİP TÜRK GENÇLERİNİ ESARETE VE AĞIR İŞKENCELERE MARUZ BIRAKMANIN İSLAMİYETLE ALAKASI NEDİR ?

TÜRKİYEDE YÜZLERCE YAYINEVİ TÜRK ÇOCUKLARINA İSLAM ADINA ARAPÇI BİR BAKIŞ AÇISI VE ARAP KÜLTÜRÜ AŞILAMAKTADIR.


Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük milleti din maskesi takmış vatan hainleri tarafından kıskaca alınmıştır Buna dur demeliyiz.

Sözde İslamcı Sözde Türk tarihçileri için İki ay aç susuz kıvranarak direnen ve acılar içinde şehit olan Türkler sadece bir kafirdir.

Said bin Osman'dan sonra saldırılar devam etti. Mesela Yezid bin Mühelleb Harzem işgalinde büyük ganimetler ile çok miktarda esirle dönüyordu.

Ancak dönüşte şiddetli bir soğuk olur. ARAPLAR ESİRLERİN ELBİSELERİNİ ALARAK GİYERLER ÇIPLAK BIRAKTIKLARI ESİRLERİ DE SERBEST BIRAKMAZLAR

YÜZLERCE KİLOMETRE YOLU TİTREYE TİTREYE GEÇERLER. ÇIPLAK ESİRLERİN ÇOĞU SOĞUĞA DAYANAMAYARAK ÖLÜRLER .
(Tarih-i taberi tercümesi, C.3, S.332)
(Prof.Dr Z. Kitapçı, Türkistanda İslamyet ve Türkler,s.99,)
( Pr Dr.Zekeriya Kitapçı,Yeni İs. Tarihi ve Türkler,S.284)
Arap Valileri ve İşgalleri

Zalim Haccac lakablı Hacca b.Yusuf’un ırak’a genel vali olarak tayin edilmesiyle şiddet dehşete dönüşmüştür.

Ubeydullah b.Ebi Bekri’ Sicistan’a gelince, karşısında en güçlü olarak Türk hükümdarı Rutbil’i buldu.

Rutbil Araplarla mümkün olduğu kadar iyi geçinmeye çalışıyor, Taberi’nin kaydettiğine göre muntazam olarak vergisini dahi ödüyordu.

Kat Haccac bununla yetinmemiş ve Ubeydullah’ı, büyük bir ordu ile Sicistan’a sevketmiştir.

Ubeydullah’a göre Sicistanda mutlaka Rutbil adındaki bu çapulcu Arap askerleri tarafından yağma edilmeli idi.

Rutbil, Arap valisi ile bir meydan muharebesi yapacağı yerde,ona geleneksel Türk savaşlarında görülen askeri bir taktikle mukabelede bulundu.

Rutbil, Ubeydullah’ı 18 fersah (108 km) muharebe sahasının içine aldıktan sonra, ani bir dönüş yaparak Arapları süratli bir çevirmeye aldı.

Ubeyd; Türk Hükümdarına yedi yüzbin dirhem altın vererek kurtulma çaresini bile aradı. gerçek hırsız Araplara bu geliş çok ağıra mal olmuştu.

Ordunun çok az bir kısmı dağlara kaçarak ancak kurtulmuş geri kalanı tamamen Türkler tarafından kılıçtan geçirilmişti.

Haccac; UbeydullaH'ın intikamını almak üzere Abdurrahman bin Eşas komutasında 40.000 kişilik orduyu Rutbil’in üzerine göndermiştir.

Eşas bu orduyla birtakım başarılar kazandıysa da neticede Türk hükümdarı Rutbil ile sulh etmekten başka bir çare bulamamıştır.

Abdurrahman bin Eşas sonunda Haccac’a isyan etmiş,Basra’ya dönerek Deyru’l-Cemacim’de indi.yaptığı harpte maglub olarak geri çekilmiştir.

Haccac b.Yusuf, bir taraftan Sicistan’ı işgal etmeyeuğraşırken,diğer taraftan Horasan’a Mühelleb b.Ebi Surra’yı vali olarak göndermişti(699)

Ancak dağınık bir halde yaşayan Türkler Arap orduları karşısında kahramanca çarpışmasını bilmişler, büyük yararlıklar göstermişlerdir.

Cahız’ın rivayetleri

“TÜRK,DİĞER HORASANLILAR GİBİ GERİ ÇEKİLMEZ.GERİ DÖNDÜĞÜ TAKDİRDE O ÖLDÜRÜCÜ BİR ZEHİR VE İŞİNİ BİTİREN BİR ÖLÜM OLUR”

Cahız devamla

" ÇÜNKÜ O ARKASINDAKİ DÜŞMANA DA ÖNÜNDEKİ DÜŞMANI GİBİ OKUNU İSABET ETTİRİR. BU KADAR HIZLI GİTMESİNE RAĞMEN KEMEND ATMASINDAN KEMENDİ İLE DÜŞMANIN, ATTIĞI YERE YIKILMASINDAN VE SÜVARİYİ ATININ ÜZERİNDEN KAPIP ALMASINDAN KİMSE KURTULAMAZ."

Cahız:

"ŞİMDİYE KADAR TÜRK’ÜN KEMENDİNDEN EL MUHALLEB B.EBU SUFRA, EL-HARİŞ B.HİLAL VE ABBAD B.EBU SUFRA’DAN BAŞKA KİMSE KURTULAMAMIŞTIR”.der

Katliamlar Artıyor !

Arapları Kuteybe’ye kadar başarısız kılan sebeplerin başında Arapların düzenli bir ordu yerine hırsızlar ordusu olarak ortaya çıkmalarıydı.

MUNTAZAM BİR FETİH HAREKETİNE GİRİŞMEKTEN ZİYADE, ANSIZIN BASKINLARLA BÜYÜK SERVETLER PEŞİNDE TALANLAR VE BÜYÜK KATLİAMLAR YAPIYORLARDI.

Hazar ve Göktürklerin birlikte Sasanileri yenerek İran'ı çiğnemelerinden iki yıl sonra gücü kırılmış İran'ı ele geçiren Araplar başarısızdır.

Araplar; küçük Türk birliklerinin akıl almaz şekilde mukavemetleri karşısında bocalayıp durmuşlar geri çekilme durumunda kalmışlardır.

HACCAC; KENDİNDEN DAHA ZALİM BİR KOMUTAN OLAN KUTEYBE’Yİ ÇOK ÜSTÜN YETKİLERLE HORASAN’A VALİ OLARAK GÖNDERMİŞTİR.

KUTEYBE TÜRK TARİHİNDE EN BÜYÜK VAHŞETLERE MARUZ KALDIĞIMIZ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI OLMUŞTUR.

HORASAN'A VALİLİĞE GETİRİLEN BASRALI MÜSLİM B. AMR’IN OĞLU KUTEYBE HİLE VE DESİSE KULLANMAK SURETİYLE ACIMASIZ KATLİAMLAR YAPMIŞTIR.

Kuteybe'nin önce sinsice dostluk ile zaafiyet oluşturduktan sonra katliam ve yağmalarla talan ettiği bölgeyi Yabgular idare ediyordu.

TOHARİSTAN YABGULUĞU MÜLKİ BİR BİRİM OLARAK İLK DEFA BATI GÖKTÜRK KAĞANLARINDAN TONG YABGU TARAFINDAN KURULMUŞTU.

Ahalisinin büyük bir kısmı Aftalitler’den oluşuyordu. Arap fetihleri sırasında Gök-Türk Hakanlığına bağlı bulunmaktaydı.

Toharistan Yabguları kimlerdir? Adları nedir? Şimdilik cevap vermemiz mümkün değildir. Kaynaklarda Yabgu bey denilmekte adı belirtilmemektedir.

BAYKENT, BUHARA’YA 6 KM UZAKTA, BUHARA’DAN DAHA ESKİ BİR KENTTİ. TÜRKLERİN EN ÖNEMLİ SANAT VE TİCARET MERKEZLERİNDEN BİRİSİYDİ.

Kuteybe Baykent’i iki ay süreyle kuşatmasına karşın alamadı. Arap ordusunda yılgınlık başlamıştı. Askerler artık savaşmak istemiyordu.

Araplar, barış yolu ile Baykent’e girdiler. Şehre iki amil (Arap temsilcisi) ve bir miktar da asayiş ve emniyet kuvvetleri bırakarak ayrıldı.

KUTEYBE KORKUNÇ BİR GERİ DÖNÜŞ YAPTI. BAYKENT BAŞTAN AŞAĞI TAHRİP EDİLDİ, BÜTÜN ERKEKLER ÖLDÜRÜLDÜ. KADINLAR VE ÇOCUKLAR ESİR EDİLDİ.

BAYKENT TARHANI, BİR MİLYON DİRHEM MUKABİLİNDE SERBEST BIRAKILMASINI TEKLİF ETTİYSE DE KABUL EDİLMEDİ. KUTEYBE ONUN DA BAŞINI VURDURDU.

TABERİ’NİN RİVAYETİNE GÖRE, BAYKENT’TEN ARAPLAR ÖYLESİNE ÇOK MAL, MÜLK, ZENGİNLİK SİLAH, ALTIN VE GÜMÜŞ GİBİ DİĞER KIYMETLİ MÜCEVHER ALDILAR.

ARAP ORDUSU İLK DEFA BÖYLESİNE MODERN ASKERİ TECHİZATA VE ZIRHLARINA KAVUŞUYORDU. ARAPLAR ÇOK MÜKEMMEL SİLAHLAR ELE GEÇİRMİŞLERDİ.

BU YAĞMA, YIKMA VE TALANDA O KADAR İLERİ GİDİLMİŞ Kİ; ÇİNE GİDEN TÜRK TACİRLER, ŞEHRE DÖNDÜKLERİ ZAMAN ŞEHRİ TANIYAMAMIŞLARDI

KUTEYBE, BAYKENT’ TEN SONRA TALKAN BAYINDIR KENTİNİ HARABEYE ÇEVİRTTİ; HALK KATLEDİLDİ, TÜRKLERİ SIRA SIRA AĞAÇLARA ASTILAR.

TALKAN YOLUNUN 6 KM LİK BİR KISMI BÖYLE ASILMIŞ İNSANLARLA ÇEVRİLDİ. KUTEYBE KALLEŞÇE GÖRÜLMEDİK İŞİTİLMEDİK VAHŞETLER İŞLİYORDU.

KUTEYBENİN GEÇTİĞİ YERLERDE VAHŞET VE TALAN VARDI GERİDE CESETLER VE YANIK KOKUSUNDAN BAŞKA BİR ŞEY BIRAKMIYORDU.

Direniş Kırılıyor . Buhara Düşüyor. Arap Yağması Başlıyor.

Buhara da, Baykent gibi Aşağı Türkistan’ın en zengin ve en güzel şehirlerinden birisiydi.Haccac Buharayı fethetmesini emrediyordu.

İslam coğrafyacıları bu şehrin güzelliği, bolluğu hakkında pek ilginç rivayetlerde bulunmuşlardır.

Dönem Tarihçilerin
 “İslam ülkelerinde umumi manzarası Buhara kadar güzel olan bir başka şehir ne gördüm ve ne de işittim”

dediği Buhara tarihi İpek Yolunun kalkındırdığı mamur ve müreffeh bir şehirdi. Halkı aydın ve çok bilgili sanatkar Türklerden oluşuyordu.

Buharanın “Etrafı bağlık ve bahçelikti. Bol miktarda yetişen meyveleri civar ülkelere, bilhassa Merv’e kadar sevkedilmekte idi”.

Kuteybe; Haccac’ın ısrarı üzerineBuhara’yı fethetmek için hazırlıklara girişti. Bu hazırlıklarını tamamladıktan sonra Buhara’ya doğru yürüdü.

Ceyhun nehrini geçerek ilerlemeye başladı. Mefaze yolunda, Soğd, Keş ve Nesef’den gelen Türk kuvvetleri ile karşılaştı.

Türkleri yendikten sonra Buhara’ya doğru ileri hareketine devam etti. Bu sırada Buhara hanlığına “Verdan-ı Hudah” bakıyordu.

Verdan-ı Hudah büyük bir kuvvetleri çekilerek Buhara’yı içten savunmaya karar vermişlerdir. Çok uzun çetin savaşlar Türklerin direnişi ile geçti.

Bunun için Kuteybe, daha ciddi bir hazırlık yapmak üzere Merv’e dönmek mecburiyetinde kaldı.

Irak genel valisi ve Aşağı Türkistan harekatını yakından izleyen Haccac; Kuteybe’ye Buhara’nın istilası için devamlı baskı yapmakta idi.

Bütün hazırlıklarını tamamlayan Kuteybe, ertesi sene büyük bir kuvvetle tekrar Buhara’ya doğru yürüdü. Çok kanlı savaşlar oldu.

Türkler, Araplara karşı Buhara’yı mutlaka savunmak istiyorlardı Araplar ağır zaiyatlar vermişler geri çekilmeye bile başlamışlardı.

Ancak, Kuteybe, Buhara’yı istila etmeye azmetmişti. Bunca ağır zayiatlar vermesine rağmen, kuşatmadan vazgeçmeyerek her hileyi denedi.

Bu gün Arapların kafa keserek getirdiği gibi Kafa başına astronomik icretler ödeyeceğini ilan etti Araplar kafa kesiyor parasını alıyordu.

Dört aydan beri devam eden bu kuşatma sırasında artık savaşmak istemeyen araplar kısa sürede on bin kafa kesip getirmişlerdi.

Araplar; Türkler’e karşı yaptıkları yeni yeni hamle ve hücumla, şehri ele geçirmiş oluyorlardı. Buhara Hanı Verdan-ı Hudah ve oğlu ölüydü.

Kuteybe halkın eli silah tutabilecek olanlarını insafsızca kılıçtan geçirmiş on binden fazla Türk daha öldürülmüş ve şehir yağma edilmiştir.

Ayrıca o, eli silah tutan sıhhatli gençlerden olmak üzere 50.000 kişiyi de esir olarak almış geride on binlerce Türk'ün kanı akmıştır.

BUHARADA GANİMET VETALAN HIRSYLA SAVAŞAN ARAPLAR ŞEHRİ YAĞMAMIŞ, TECAVÜZ VE KATLİAMLAR DİĞERİNİ TAKİP ETMİŞ KUTEYBE BÜYÜK SERVET ELDE ETMİŞTİ.

KUTEYBE AHLAKSIZLIĞINA BİR YENİSİNİ EKLEDİ VE ŞEHİRDE BULUNAN EVLERİN YARISI ARAPLARA TAHSİS EDİLDİ.

BUHARA HALKI, BU ZORLAMALAR SONUCU ZAHİRDE MÜSLÜMAN İMİŞ GİBİ GÖRÜYORLARSA DA GERÇEKTE ATALARININ DİNİNDEN BİR TÜRLÜ VAZGEÇMİYORLARDI.

KUTEYBE’NİN BU BASKICI UYGULAMALARI HALKIN DİRENİŞVE TEPKİSİNE NEDEN OLUR. ÖYLE Kİ, MÜSLÜMANLAR ÇOK KEZ SİLAHSIZ CAMİYE BİLE GİDEMEZ OLURLAR

Makalede Yararlanılan Kaynaklar

Claude CAHEN, İSLAMİYET, S.35. Mahmud Şakir, Hz. Adem’den Bugüne İslam Tarihi, s.150. D. Avcıoğlu, Türklerin Tarihi, c.3, s.1144.

Prof. Dr. Philip K. Hitti – S. 333. Taberi c.4 s.257.,İbnü’l-Esir,c3, s. 444. Prof. Dr. Hakkı Dursun Yıldız, İslamiyet ve Türkler, S.33

Wellhausen, J. Arap devleti s. 206, A.N.Kurat, D.T.C.F. Dergisi, VI, no: 5, s. 389, B Ögel, B. Türk Kültür.Ankara, 1971, s. 65-67

Taberi, c4, s. 44’ Belazuri,Fütuhu’l-Buldan, Taberi, 4, s. 296-297. İbnü’l-Esir IV, s. 121 Prof. Z.Kitapçı :Türkistan 1988, s.59.

L. Ligeti:Bilinmeyen İç - Asya I s.172 Abdülkadir inan: Eski Türk Dini Tarihi, Ankara 1976, s. 172 -189-190 Prof.Muhammed Abid Cabiri,s.504

Sabri GÜNDÜZ, İSLAMLIK TÜRKLÜK, S.94.-95 vd Taberi, S. 90. İbnü’l-Esir, c 3, s. 499. Prof. Dr. Hakkı Dursun Yıldız, s34 S. 302.vd

İbnü’l-Esir, İslam Tarihi 3, s. 514 İbn Kuteybe c 2 s.168 V. V. Barthold, Moğol İstilasına Kadar Türkistan, s. 200 Julius Wellhausen,s.204

H.A.R.Gibb.Orta Asyada Arap Fütühatı S.26. İslam Ulusları ve Devletleri Tarihi, C Brockelman, S. 67 İbnü’l-Esir, c4,S.470. Taberi,c4,S.238

Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi c.5 s.410. İbn Kesîr, El Bidaye Ve'n-Nihaye 9, s.105 İbnü’l-Esir, İslam Tarihi 4, S. 470.

Z.V. Togan, N. Hüen Çang’a Göre peygamber Çağ.Orta Asya, İ.T.E. Dergisi, İstanbul, 1964, IV.S. 21 M.S. Günaltay, Mufassal Türk Tarihi s.256

Abdülkadir İnan: s. 191. Ya’kubi, II, 286. Rene GROUSSET, Bozkır İmparatorluğu s.124 Kuteybe, İslam Ansiklopedisi Cilt 6 s. 1052

Brockelmann: islam Milletleri ve Devletleri Tarihi, s.49, 53 H. A. R. Gibb:Arap Fütuhatı, s.14 Hüseyin Namık Orkun Türk Tarihi Cilt .III.s.6

İ. Arslanoğlu Kayabalı, TKAE Eylül 1973 XIV Türklerin İslam Dinini Kabul Etme Sebepleri ve Anadolu’nun Fethi, Cilt: XI Sayı:131 Sayfa: 1210

Abdülkadir İnan İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 4 1952,, Müslüman Türklerde Şamanizm Kalıntıları, S. 19

Hikmet Tanyu, Türklerin Dini Tarihçesi, s. 31 V.V. Barthold Orta Asya Türk Tarihi Hakkında Dersler Sayfa:51

Türk kültürünü Gelişme Çağları Prof Dr. Bahaeddin Ögel S. 150 İ.A. Kuteybe Maddesi, K. V. Zettersteen , Cilt 6, s. 1053

Prof. Dr. Afet İnan, Birinci Türk Tarih Kongresi, Konferanslar Müzakere Zabıtları s. 424 Hazar Çevresinde Binyıl L. N. Güsmilöv s. 227

M.Çağatay Uluçay, İlk Müslüman Türk Devletleri, S. 107 Dr. Neslihan Durak. Hindistan’a Kuzeyden Yapılan Seferler Sayfa:8.

Rene GROUSSET, Bozkır İmparatorluğu Atilla/Cengiz Han/ Timur, S. 123 (Prof. Dr. Robert Mantran, İslamın Yayılış Tarihi, s. 110

VII. Türk Tarih Kongresi, Ankara, 25-29 Eylül 1970, I. Cilt, Liu En-Lin (Taiwan), Talas Seferi Hakkında Yapılan Bir İnceleme, S. 414

Richard N. Frye, Aydın Sayılı, Selçuklardan Evvel Ortaşark’ta Türkler, Belleten, Ekim 1975, cilt: 10, sayı: 3

Ord Prof Dr Sadri Maksudi Arsal Türk Tarihi ve Hukuk 1 S.2577, s. 108

Dr. Ramazan Şeşen İslâm Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri Sayfa: 6


Or. Profesör M. Şemseddin Günaltay Selçuklular’ın Horasan’a İndikleri Zaman İslam Belleten Janiver-1943 Cilt:VII Sayı:25 Sayfa60



Arap Vahşeti İle İlgili Diğer Derlemeler









Türkler ve Arap Orduları Mücadelesinde Ayrı Bir Boyut Reviewed by Türk Asya on Pazar, Ağustos 17, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.