26 Ağustos 1071'e Giden Yolda ve Sonrasında Oğuz Türkmen Halkı

Türklerin yaşantıları, kahramanlıkları, sevgileri, aşkları nevi şahsına münhasır bir milletin destansı hayatıdır.
Dede Korkut kitabı İslam öncesi Türk toplumunun genel bir destanı niteliğindedir.



Bamsı Beyrek Destanı’nda
 “Baba bana bir kız alıverki ben yerimden kalkmadan o kalkmalı, ben hasmıma varmadan o bana baş getirmeli "der.


10. Yüzyıldan itibaren Oğuzlar kendilerine Türkmen demeye başlamışlardır.
“Türkmen; Yoğun bir şekilde Türk’ü belirleyen addır”.

Türkmenler için ne dediler ?

Rene Grousset:
“En halis Türk kütlesi işte bu oğuz zümresidir; bunların adı “Türkmen”dir.Türkmen demek bile Yüksek bir şuurun ifadesidir"der.

Kaşgarlı Mahmut anlatıyor Divan-ı Lügat-it Türk’te
“Türkmen lehçesi Türk dillerinin en latifidir.” denilir.


Oğuzlarda Yönetim
 
Oğuz Türkleri’nin Hükümdarlarına Yabgu denir. Yardımcılarının adı Kuz irkin’dir.



10. Yüzyıldan itibaren Oğuz Federasyonu’nun dağınıklığına bir çözüm bulmak isteyen Türkler bu sorunlarını başkanlık seçimiyle çözdüler.


Guillaume Tyr bunu şöyle anlatır:
“ Beraber oldukları yüz boyun her birinden bir tek kişinin çentikli bir ok getirmesini istediler."
Sonra bir çocuğa oklar içerisinden birisini seçmesini istediler. Çekilen okun Hükümdar olacağı söylendi. Çocuğun seçtiği ok Selçuklularınki idi.

Ebu’l Gazi Bahadır Han ise Oğuz Yabgu’ların seçiminin dönüşümlü olduğunu söylüyor:
“Oğuzların Kınık boyundan olan Dukak, Selçuklular’ın atasıdır. Dukak, Hazar Yabgusu’nun mahiyetinde yüksek görevlerde çalışan bir Oğuz’dur.”

Bazı tarihçilere göre 912 yılında Hazar'ların Ruslar’la Kafkas derbendi savaşında Dukak Hazar Hükümdarı ile tartışmış şöhret sahibi olmuştur.

Dukak’ın Oğuzlar arasında nam salması üzerine Dukak’ın oğlu Selçuk Oğuzların Yabgu’su ilan edilmiştir.

Bu arada Hazar hakanını Şelçuk’u Melik ilan edilmiştir. Dukak 924 yılında ölmüş ancak oğlu Selçuk Oğuz iline yani Kınık ovasına dönmüştür.

Oğuzlar Göçüyor ve Politik Bir Manevra İle Son Kalanları da Müslüman Oluyor. 

İşte Nedenleri

Tarih--i Güzide de Selçuk’un Oğuz ilinden Sırderya kıyılarında Cend’e göç edişini Yabgu hatununun Selçuk’a antipatisi olarak anlatmaktadır.

Selçukluların kullandığı Dukak, Salçuk, Arslan, Börü, Ersıgın, Ertaş, Çağrı, Tuğrul gibi isimler ise Oğuzlara ait isimlerdir.

Oğuzlar’ın islamiyeti seçişleri politik bir karardır. Selçuk Cend’e giderken
 “Yaşamak istediğimiz ülke halkının dinini bilmek zorundayız"der.

Selçuk:
 "Eğer hükmetmek istediğimiz insanların dinlerine uymazsak kimse bize yüz vermez, biz de tek başımıza kalmaya mahkum oluruz” der.

Selçuk, Harzem emirlerinden kendilerine İslam dinini öğretecek bir hoca istedi. Museviliğin etkisindeki Oğuzlar İslamiyeti öğrendi.

Selçuk 1007 yılında Cend’de öldü.Oğulları Arslan İsrail ve Musa Maveraünnehir’e inmiş, Buhara yöresindeki Nur otlaklarında mekân tutmuşlardı.

O dönemde Buhara, Samani devletinin Başkentiydi Bölgedeki otlaklar Putperest akıncılara karşı savunmak için Selçukluya görev verilmişti.

Bundan sonra Samani Selçuklu ittifakı güçlendi. 992’de Karahanlı Buğra Han Harun,Buhara’ya saldırınca Selçuklularda Samanilere yardımcı oldu.

Buhara’nın düşmesi ile Karahanlılarla yakınlaşan Arslan İsrail’in "Yabgu” olarak ünlenmesi ve Buhara’ya yerleşmesi ile biraz daha güçlendiler.

Ancak 996 yılında Buhara ikinci defa Samani’lerin yardım çağrısına uyan Gazne Emiri Sebük Tekin tarafından geri alındı.

Gazne Emiri Samani’leri devre dışı bırakarak anlaşmayı kendi adına imzaladı ve Buhara kentinin gerçek sahibi oldu.

1017--1018 yılına kadar Maveraünnehir’de Selçuklu adı hiç duyulmadı. Selçukluların Bütün amaçları yaşayacakları küçük bir yurt kapmaktı.

Bu dönemden önce Hazar İmparatorluğu Yahudi idi. Türklerde din bir amaç değil politik bir araç olarak görülmüş gerçekte Gök Tengri’ye inanılmıştır.

Selçuklu Oğuzları 40 yıl küçük bir yurt için mücadele verdiler. Zaten mevcut durumları daha büyük hayaller beslemelerine müsait değildi.

Büyük Selçuklu Devleti’ni Oğuzlar (Türkmenler) kurmuşlar ancak kısa bir süre sonra bu devlet onların olmaktan çıkmıştır.

Onlarca yıl Selçuklu beylerini yücelterek büyük bir devlet haline gelen Oğuzlar bu devletin sahibi olamamışlar kenara itilmişlerdir.

Halk Türkçe konuşurken, yabancılarla bütünleşen Büyük Selçuklu devletinin bilim ve sanat dili artık Farsça ve Arapça’dır.

Büyük Selçuklu devletini yöneten aydınlar M.F.Köprülü’nün deyimiyle “Halktan ve halka ait şeylerden ayrılmayı şeref bilen” kişiler halindedir.

İslam öncesi Türk toplumunda yoksulu da zengini de bilgesi de Oğuzca yani Türkçe konuşuyordu Türkler aynı dili konuşuyordu.

Büyük Selçuklu devletinin kuruluşuyla
 “Yüksek soydan olanlar için Türkçe konuşmanın yakışık almadığı” bir dönem başlamıştı.

Tarih hakim bir milletin devlet Kurduğu ülkelerde yaşayan dilleri benimseyerek, kendi anadilini unuturcasına davrandığına şahit olmamıştır.

Tarih bu yeni lisanlarla ilim ve edebiyat eseri meydana getirmeye çalıştığını hiç bir zaman hiç bir yerde böylesine kaydetmiş değildir.

Türkmenleri, Selçuklu devlet düzenine boyun eğdirmeyen sultanların, düzeni sağlamak için buldukları bir çözüm, Türkmenleri uçlara göndermekti.

Bizans Topraklarına Selçuklu Ordusu Yerine Oğuz Türkleri Giriyor

Ne var ki, Büyük Selçuklu Devleti, batı sınırları dışında İslam devletleri ile çevriliydi. Batıda ise Bizans bulunuyordu.

Her ne kadar Türkler küçük gruplar olarak birkaç yüzyıldan beri Anadolu’ya gelip yerleşmekte iseler de, bu yerleşim bir sızma biçiminde idi.

Anadolu Bizans Valilik sistemine tabi genelde Hristiyan Türkler yaşamaktaydı. Anadolu Türkmenleri gönderebilecek tek yer durumundaydı.

Bunun için Bizans’ın direncinin kırılması gerekiyordu. Bizans’ın direnci kırılmalıydı ki, Anadolu’nun kapıları Türklere açılabilsin.

Böylece Selçukluda Türkmen Oğuzar ile Devletin çatışması bitecek Selçuklular bu “nizamı ihlal edici unsur” dan büyük ölçüde kurtulabilecekti.

“Fakat, kazanılan zaferle yapılan anlaşma karşılaştırıldığı zaman şartların ne kadar hafif olduğu derhal dikkati çekmektedir."

Alp Arslan, neden bu kadar hafif şartlarla bir anlaşma yapmıştır?

Askeri teşkilattan mahrum hale gelen Bizans’ı ortadan kaldırmak mümkündü.

Prof.Dr. Semav Eyice ise:
“Geleceği çok karanlık R.Diogenes'in kabullendiği bu antlaşmanın uygulaması aynı derecede şüphelidir. Alp Arslan, bir şövalye asaleti ile canını bağışladığı ve yurduna dönmeye bıraktığı Romanos’a ne derece güveniyordu ? ”

Prof.Dr.Semavi Eyice
“Bizans imp. neden bırakıldı?” 
diyerek Malazgirt zaferinin gerçekte zihinlerde uyandırması gereken soruyu dile getirmektedir.

Alparslan Anadolu’ya girebilir hiçbir direnç ile karşılaşmadan Bizans’ı alabilir. Tüm Anadolu’nun ve Balkanların hükümdarı haline gelebilirdi.

Alparslan'ın karşısında ordu kalmamıştı. Yendiği kişi İmparatordu ve Bizans’ın yeni bir ordu kuracak ne imkanı ne de mecali kalmamıştı.

Alparslan'ın yendiği Bizans zaten Valilik sistemi ile idare ediliyordu. Anadolu ise tamamıyla bir Türk Yurdu halindeydi. Neden ilerlemedi?

Neden Alparslan her komutanın hayali olan o zaman daha büyük Bizans'ı almayı düşünmedi. İmparatoru alır. Ordularla içeri girerdi.

Haydi Bizans’ı bir kenara bıraktık Alparslan neden Anadolu’ya dahi gitmedi ve uygulanabilirliği belli olmayan basit bir anlaşma ile yetindi ?

Hele 1072 yılında Diogenes ölünce
“Anadolu elden çıkmış sayılabilirdi. Yol Selçuklulara açıktı ve karşılarına dikilebilecek irade kalmamıştı"

450 yıl sonra Türkmenlerin Osmanlıdan haksızlık ve zulümden kurtulmak için yaptıkları isyanların benzerini Türkmenler Selçuklu’ya yapıyordu.

İranlılar veya İranlılaşmış yöneticiler, Türkmenlerin maruz kaldıkları dışlanmışlığın etkisiyle yaptıkları baskıdan kurtulmak istediler.

İranlı yöneticiler öngörülerini Alparslan’a açmışlar. Alparslan uygulanabilir görmüş Oğuz beylerine Anadolu’yu fethetmelerini buyurmuştur.

Alparslan Selçuklu ile ihtilaf yaşayan Oğuz-Türkmen beylerine
“ARSLANLAR KAPLANLAR GİBİ UÇUNUZ YER VE YURT EDİNİNİZ” demiştir.


-Alparslan-

Değerli arkadaşlarım Alparslan Türk tarihinin yetiştirdiği ender devlet adamlarındandır Alparslan Türklüğünün şuurundadır Türkçüdür.

Alparslan Muhtelif konuşmalarında asıl hedeflerinin Türklüğü yaşatmak olduğunu ifade etmiş Öngörülerini hep Türklük üzerine yapmıştır.

1064 1071 yılları arasında Anadolu’nun kapısını açmak için çok sayıda sefer yapmış Azerbaycan'ı Oğuz yurdu haline getirmiştir.

Ordusunun yetersiz olduğu bir zamanda hazırlıksız Bizans Ordusu ile karşılaşmış ancak çekilmemiş Malazgirt'te savaşmıştır.

Savaşta bir Türk mucizesi gerçekleşmiş Alparslan'ın Türklere olan sevgi ve yakınlığını bilen Hıristiyan Türkler Alparslan'ın yanına geçmiştir.

Bizans ordusundaki Ermeniler kaçınca Romen Diogenes savaşı kaybetmiştir Bütün bunlar Alparslan'ın şahsi başarısıdır.

Ancak Alparslan İranlılaşmış yöneticilerin bulunduğu bir Sarayı ve devlet sistemini idare etmektedir dengeleri gütmek lüzumunu hissetmiştir.


Arkadaşlar Selçuklu tarihini incelediğimizde Osmanlı Devletinde devşirmelerin yaptıklarını yapan İranlı / İranlılaşmış yöneticileri görürüz


O Dönemdeki Diğer Çatışmalardaki Siyasetler


Selçuklu yöneticiler Sâmânî-Karahanlı çatışmalarında hep yanlış bir safta yer alarak, Fars Sâmânîlerin saflarını doldurmuşlardı.

Karahanlılar Sâmânîleri o kadar çok ezdi ki neticede Fars denilen bir şey kalmayacaktı. Her seferinde Selçuklular Samanilere yardım etti.

O yıllarda tarihten neredeyse silinme noktasına gelmiş Farslar Selçuklular sayesinde hayatta kaldı yetmedi devlete taşındılar.

Bu arada Fars Samaniler o kadar zayıfladı ki Samanilere yardımın Selçuklulara kendilerine hayır getirmeyeceğini idrak ettiler.

Selçuklu beylerinin son Sâmânî emîrine yardım etmeyi reddetmeleri sebebiyle Karahanlılar Mâverâünnehr'de mutlak hakimiyet sağlamışlardı.

Sâmânîler aradan çekildikleri için, etnik yükseliş safhasındaki üç Büyük Türk Devleti Çinden Ön Asyaya hakim ve sözü geçer haldeydi.

Sâmânîlerin yıkılmasından sonra tüm toprakları Karahanlılarm eline geçtiği için, Selçuklular Buhara civarındaki topraklarda kalamazlardı.

Karahanlılarla Gazneli Mahmud'un münasebetleri de dostane olduğu için, iki güçlü Türk devleti arasında kalmak Selçuklmuların sonu olabilirdi.


Olayların Yanıbaşında Güçlenen Oğuzlar


Bu yüzden Arslan Yabgu Mâverâünnehir'de bir kenara çekilerek, hiçbir şeye karışmadan, olayların gelişmesini beklemeye başlamıştır.

Bir kanarda bekleyen Arslan Yabgu öylesine güçlenir ki Cüzcanî:
"Onun celadetinden, Türkistan melikleri ve Afrasiyab oğulları korkardı" der.

Cüzcanî:
"Selçuk oğlu (Arslan) öyle bir mertliğe (yani mertebeye) erişmiştir ki,o Havadaki kuş, ovadaki ceylan onun okundan kurtulamazdı"der.

Aslan Yabgu şöyle demişti:
"Sultan Mahmud'un filleri varsa, bizim de oklarımız vardır. Oklarımızla onun askeri delik deşik edilebilir."

Daha sonraki günlerde Sultan Mahmud Arslan Yabgu'yu otağına davet eder ve onu bir hileyle tutuklatıp Hindistan'da Belencer kalesine gönderir.

Böylece Selçukluların idaresi Tuğrul ve Çağrı beylere kalır. Nedense Tuğrul ve Çağrı beyler amcalarını kurtarmak için gayret göstermezler.

Türkmenler oğlu Kutalmış’ın sevk ve idaresinde bir iki defa Arslan Yabgu'yu kurtarmaya teşebbüs edecekler bunlardan bir sonuç çıkmayacaktır.

Büyük Selçuklu Yabgusu Arslan bey Belencer kalesinde kahrından ölecektir. Bu Türk tarihinin en acı olaylarından birisidir.


Arslan Bey’den Sonra Tuğrul ve Çağrı Dönemi


Bir güç olarak ortayla çıkıldığı O günlerde Tuğrul ve Çağrı beylerin ordusunda halen İslamiyet’i kabul etmemiş Oğuz'lar bulunuyordu.

Selçuk ve oğullarının Müslümanlığı kabul etmesine rağmen, beraberindeki Oğuzların dinlerini değiştirdikleri konusunda herhangi bir kayıt yok.

Gazneli Mahmud'dan sonra Ali Tekin'in de ölümünü Harezmşah Harun'un vefatının takip etmesi Selçukluları hayli güç durumda bırakmıştı.

Selçukluların Ceyhun'u aşarak Horasan'a girmekten başka çareleri yoktu. Kendilerine tâbi pek çok Türkmen'in orada bulunmaktaydı.

Ebulgazi Bahadır Han
 "Oğuzlar aldatıldı" diyor
 "Selçuklular, kardeşlerine, kardeşiz deyip/yurda ve halka hizmet etmediler." diyor

Karahanlı, Gazneli ve Harzemşahlar ve devlet olma yolundaki Selçuklu Beyliği el ele verip güç birliği kurmak yerine birbiriyle savaşmışlardır.

Eğe bu 4 büyük devlet veya 4 büyük Cihan devleti bir araya geliverse Bir Türk birliği kurulsa Tüm Asya ve Avrupa Türk Yurdu olurdu.


Büyük Selçuklu Devleti Nasıl Kuruldu ?


Selçuk oğulları Gazneli Devleti ile Ağustos 1035'te bir anlaşma ile Gazneli Devleti, Selçuklu beylerine hil'at, menşur ve sancak vermiştir.

Gaznelilerle yaptıkları anlaşmayla Selçuklular meşru bir güç hâline gelmişler ve devlet kurmak üzere önemli bir adım atmışlardır.

Gazne ile anlaşmalarına rağmen Selçuklular akınlara başlamış ve 1036 yazında Gaznelilerin düşmanı olan Harzemşah İsmail'le anlaşmışlardır.

Gazne Sultanı Mesud, Horasan vilâyetini, Selçuklu akınlarından korumak için Selçukluların üzerine 15.000 kişilik bir ordu göndermiştir.

6 Ekim 1037'de Sultan Mesud'un Hindistan'dakiHansi Kalesi'ni fethetmek üzere gitmesi üzerine SelçuklularTâlekân ve Fâryâb'ı yağmalamışlardır.

Sultan Mesud, Hansi Kalesi'ni fethederek 1038 yılında Gazne'ye döndüğünde Selçukluları Gazne ordusuna karşı çete savaşı içinde bulmuştur.

Çağrı Bey'in gayreti ve taktikleriyle Selçuklu kuvvetleri Gazneli ordusunu ağır bir yenilgiye uğratmıştır.

Bu zaferden sonra, Gaznelilerden bağımsızlıklarını aldıklarına inanan Selçuklular, kendi devletlerini kurmaya karar vermişlerdir.

Çağrı Bey'in Merv'i, Tuğrul Bey'in büyük kağan olarak Nişâbur'u yönetmesi için aralarında anlaşmışlardır.

Haziran 1038'de Tuğrul Bey'in adına Nişabur'da hutbe okunmuş ve Tuğrul Bey, 4.000 atlısıyla Gazne Sultan'ı Mesud'un tahtına oturmuştur.

Gazne ve Selçuklu orduları 22 Mayıs 1040'ta savaşa girmişlerdir. Gazne ordusu savaşarak Merv'in G.Batısında Dandanakan Kalesi'ne ulaşmıştır.

Selçuklular Dandanakan Kalesi çevresindeki su kaynaklarını kullanılmaz hale getirmişler Hassa ordusundan 370 kişi Selçuklulara katılmıştır.

24 Mayıs 1040'ta susuzluktan bitkin ve disiplini bozulmuş Gazne ordusu yenilmiş Sultan Mesud,az sayıda askerle Berkdiz Kalesi'ne sığınmıştır.


Selçuklular, Horasan'da bağımsız bir devlet kurmuşlar Karahanlı Hük.Bögü Tegine fetihnâmeler göndererek zaferlerini anlatmışlardır.

Türk devlet yönetme geleneğine uyarakTuğrul Bey "Sultan" sıfaüyla Nişâbur'u alarak batıya, Irak tarafına gitmiştir.

Çağrı Bey "Melik" ünvanıyla Ceyhun/Amu Derya Nehri'yle Gazne arasındaki bölgeden, Musa Yabgu, Büst, Herat ve Sistan'dan sorumlu olmuştur.

Selçuklu ailesinden İbrahim b.Yınal'a Kuhistan, Arslan Yabgu'nun oğlu Kavurd'a Kirman bölgesinin yönetimi verilmiştir.

Çağrı Bey ve oğlu Alparslan Gaznelilerle savaşmayı uzun bir süre sürdürmüş ve 1059 yılında barış yapmışlardır.

1050 yılında Karahanlı hükümdarı Arslan Han Ceyhun'u geçtikten sonra karşılaştığı Alparslan'a yenilmiş ve ülkesine geri çekilmiştir.


Alparslan Dönemi Başlıyor


1064 yılında vefat eden Sultan Tuğrul Bey'in kendi çocuğu olmadığı için Çağrı Bey'in oğlu Süleyman'ı veliaht tayin etmiştir.

Ancak, Çağrı Bey'in oğullarından Alparslan ve Kutalmış, Musa İnanç Yabgu, Süleyman'ın hükümdarlığını tanımamışlar Alparslan tahta oturmuştur.

Tedbir ve tavsiyeleriyle Alp Arslan'm dikkatini çeken Nizâm'ül-Mülk, 7 Aralık 1063'te Selçuklu veziri olmuştur.

Halife 9 Nisan 1064'te Bağdat'ta Sultan Alp Arslan namına hutbe okutarak sultanlığını onaylamıştır.


Nedir Bu İthal ve Devşirme Yöneticilerden Çektiğimiz ?


Hunlar ve Gök- Türklerin Çin asıllı hatunlardan çektiğini, Selçuklular döneminde oğuzlar Pers asıllı vezirlerden çekiyorlardı.

Selçuklu İmparatorluğu'nun kuruluşundan Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşuna kadar gelip geçen vezirlerin çoğunluğu Pers asıllıdır.

Hunların ve Gök-Türklerin Çin topraklarına seferler düzenlemelerine karşılık  Çinliler intikamlarını kızları vasıtasıyla almışlardı.

Persler ülkelerinin istila edilmesinin intikamını Türk sultanları emrine verdikleri vezirleri, katipleri, şair ve müzisyenleriyle almışlardır.

Bu Pers vezirlerin katkısıyla Adaleti örnek Tuğrul Bey kardeşi İbrahim Yınal'ı ve öz amcaoğlu Kutalmış'ı yay kirişiyle boğdurtacaktır.

İbrahim Yinal ile Kutalmış’ın isyanı arasında tek bir fark vardır ki, o da Kutalmış’ın sırtını yalnızca Türkmenlere dayamış olmasıdır.

Selçuklu’yu Yıkıma Götüren Türkmen Meselesi

Nizam-ül Mülk:
"Sayıları büyük olan Türkmenler Sultan ile aynı kandan aynı soydan geldikleri için Selçuklu Hanedanı üzerinde hakkı vardır."

Nizam-ül Mülk:
"Türkmenlerin ileri gelenlerinin oğullarından 1000 kadarı kölelere uygulanan yöntemlere boylarından alınmalıdır"der.

Büyük Selçuklu Devletinin en büyük sorunu Türkmen Meselesi olmuştur. Bunun sebebi İranlı yöneticilerdir. Türkmenleri dışlamışlardır.

Türkleri kendi kurdukları devletti köle statüsüne sokmak istemişler bunu vezirleri Nizam-ül mülk ünlü Siyasetnamesinde açıkça yazmıştır.

Selçuklular göçebelikten çıkarak yerleşik medeniyet geçerken Pers hayranılığına yönelmeseydi şüphesiz “Türkmen Meselesi” olmayacaktı.

Selçuklular içinde yaşadıkları içtimai muhitin ve hakim oldukları halk kitlelerinin isteyerek veya istemeyerek --tesiri altında kalmışlardır.

Selçukluların İranlıları tercihi neticesinde kurdukları devlet tedricen yerleşik İran halkının devleti haline gelmiş Türkler dışlanmıştır.

Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey, Arap - İran Alemi ile kaynaştığı ölçüde bir Oğuz beyi, Türk başbuğu olmak niteliğini yitirdi.

1058 yılında halifeye doğunun ve batının Sultanı olarak ilan ettiren Tuğrul bey aynı zamanda Halifenin resmi temsilcilği ünvanını da almıştı.

Daha önce Şamanist ögeler taşıyan Türk Başbuğunun oturduğu Saray ve çevresi Arap - İran kültürü ile karışık İslami inanış biçimine yöneldi.

Selçuklu da artık yaşama ve inanış biçimi nedeniyle aşağılanan Türkler'in devlet içinde istenmediği yeni bir dönem başlıyordu.

Bu yeni dönemde Selçuklu Sultanları Türk olduklarını hatırlamaz oldular Adları Türk idi ancak Türkleri alacakları vergi ile hatırlıyorlardı.

Nitekim Ünlü Selçuklu Tarihçisi Prof. Dr. Mehmet Altan Köymen Büyük Selçuklu Tarihi isimli eserinde şöyle diyor :
"Öte yandan Türkmenler Anadolu’yu gerçek anlamı ile Türkleştirdiler. İşte Türkmenlerin Türk tarihini meydana getiren eserleri budur” diyor.

Arkadaşlar Türkler sürekli zulme uğramıştır ancak Türk tarihinde sahnede kalmayı başarabilenler devşirilenler değil Türk Milletidir.


“Fars kültürünün tesirinde kendi ırkını unutan Selçuklu sultanları devletin kurucusu Türkleri Nizamı ihlal edici unsur halinde”gördüler.

İranlılaşmış yöneticiler Türkmenler maruz kaldıkları dışlanmışlığın etkisiyle arada bir yönetime yaptıkları baskıdan kurtulmak istediler.

Bunun için plan yaptılar ve Malazgirt Savaşı sonrasında Oğuzları Anadolu’ya yönlendirerek onlardan kurtulmak istediler.

Oğuzlar’ın Anadolu’ya Gönderilişi

İranlı yöneticiler öngörülerini Alparslan’a açmışlar Alparslan uygulanabilir görmüş Oğuz beylerine Anadolu’yu fethetmelerini buyurarak:

Alparslan Selçuklu yönetenleri ile ihtilaf yaşayan Oğuz-Türkmen beylerine

“ARSLANLAR KAPLANLAR GİBİ UÇUNUZ YER VE YURT EDİNİNİZ” demiştir.

Oğuzlar Pers yöneticilere olan kırgınlığı ve devlet ile mesele yaşamamak isteği sebebiyle Anadoluya hızla göç etmiştir.

Oğuzlar Pers yöneticilere olan kırgınlığı ve devlet ile mesele yaşamamak isteği sebebiyle Anadoluya hızla göç etmiştir.

Oğuzlar Anadolu’ya öylesine büyük bir çoşku ile gittiler. Çok yoğun bir nüfus Anadolu’ya yerleşti. Dağları ovaları Türk isimleri ile donattılar.

Türkler gittikleri her yerde sevgi ile karşılandı. Karşılayanlarda Bizans Valilik sisteminde yer yurt bulmuş Hıristiyan Türklerdi.

1075 Yılında Kutalmış Oğlu Süleyman Şah tarafından Bizans ile yapılan anlaşma ile Türkiye sultanlığı kuruldu.

Resmi anlaşma da Türkiye adı geçtiği için o günden bu güne Batı kayıtlarında Anadolu TÜRKİYE DEVLETİ olarak geçti.

Yaşayan Türk devletinin kuruluş tarihi 1075'dir. Adı Türkiye Devleti’dir. Kurucusu Alparslan’ın amca oğlu Kutalmış oğlu Süleyman Şah’tır.

Bu konuda en yetkin kaynaklar
Prof.Dr. M. Altan Köymen
Prof.Dr Faruk Sümer
Prof.Dr Osman Turan
Prof Dr İbrahim Kafesoğlu’dur.


Hiç Anlatılmayan Selçukluların Oğuzlar Tarafından Yıkılış Öyküsü


Arkadaşlar büyük Selçuklu Devletini tarih sahnesinden silenler Oğuzlardır ayakları çıplak ellerinde sopalarla savaşan Oğuzlar !

Bu mühim ve müthiş olay pek anlatılmaz gözden kaçırılır çünkü tarihimiz gerçekler üzerine değil hamaset üzerine kuruludur.

Selçuklular, Türkmenlere yaptıkları baskıyı sürekli artırmşlar,neticede Türkmenler kendi kurdukları devleti tarihin sahnesinden silmişlerdir.

Hep büyük Selçuklu devleti tarihinden bahsedilir ancak nasıl yıkıldığından bahsedilmez Acaba neden nedeni çok acıdır !

Büyük Selçuklu devletini yıkan çok ağır baskılar ve büyük haksızlıklar altında kalan bu baskılar sonucu yaşam kaygısına düşen Oğuzlardır.

Son Selçuklu hükümdarı Sultan Sancar bir oturuşta beş gün şarap içiyor, bir köleye bir yılda 30.000 koyun ve 700.000 dinar ihsan ediyordu.

Devletin kör baktığı Oğuzlar ise saraya yılda 24.000 koyun vererek yarı aç, yarı tok yaşamlarını sürdürmek zorundaydılar.

Sultan Sancar’ın tahsildarı Oğuzlardan koyunları almaya gittiği bir sırada onlardan rüşvet istemesi yıkılışa giden yolun başlangıcı oldu.

Oğuzlar tahsildarı öldürdüler. Olayın geçtiği yörenin Valisi İmaüddin Kamac, Merv’e Sultanın yanına giderek Sultan Sancar'ı kışkırttı.

Büyük Selçuklu İmp. Valisi İmaüddin Kamac Oğuzların bu eyleminin devlete karşı olduğunu söyleyerek onları yola getirmek için yetki aldı.

Artık Oğuzlar Selçuklu hükümdarına 24.000 yerine 30.000 koyun ödeyeceklerdi. Bu Sultanın' Sancar'ında kölesinin de işine geldi.

Kamac büyük bir ordu ile Belh’te Oğuzların üzerine yürüdü ancak bu savaşta Selçuklu ordusu Oğuzlara yenildi. Kamac ve oğlu ise öldürüldü.

Gazaba gelen Sultan Sancar’ı etrafı daha da körükledi. Sultan Sancar Oğuzlar üzerine sefer düzenlemeye karar verdi.

Oğuzlar Sultanları ile savaşmak istemiyor neleri varsa toplayarak 100.000 Dinar’a çeviriyor ve 1000 köle de yanında vererek sulh istiyorlardı.

1153 Nisanında Oğuzlar çoluk çocuklarından kurdukları orduları ile Sultan Sancarın düzenli ordusu karşısında savaşmak zorunda kaldılar.v

Oğuzlar Sultan Sancar'a temsilcileriyle geldiler:
"Bizim Sultanımızsın kendi kurduğumuz devletin yıkılmasını istemeyiz savaşmayalım" dediler.

Sultan Sancar
 "Düzeni ihlal ettiniz cezalandırılacaksınız"
Dedi. Savaşı kaybeden Sultan Sancar oldu. Sultan Sancar Oğuzların eline esir düştü.

Bündari Sancar’ın Oğuzlara esir düşüşünü şöyle anlatır:
“Guzların Emiri atından indi ve yer öptü.Sencer’in atının dizginini tutarak dua etti. Senin idarecilerin yüz yıldır eza cefa ettiler, tebaaya iyi bakmasını bilmediler Sen devletimizin başısın sözünü dinleriz"dedi.

Oğuzların bu iyi niyetine rağmen İranlı yöneticiler onları horladılar Savaşı kazanan Oğuzlar yönetime el koydular.

Oğıuzlar tutsak hükümdar Sultan Sancar’ı da yanlarında sürükleyerek İran kültürünü benimsemiş şehirlerini bir bir yıktılar.

Yıllardır süregelen ezilmişlik kanlı bir intikama dönüştü. Türk’e, Türk milletine kasteden Türk’lere eziyet eden kim varsa öldürüldü.

Katliamlar sona erdiğinde her dört kişiden biri hayatını yitirmiş İran topraklarında Fars unsur neredeyse kalmamıştı. Birazdan buna değineceğiz.

Farslıların maruz kaldığı hadiseler devleti kurduğu halde köle bile olamayan Oğuzların yüzyıldır uğradıkları zulmün neticesiydi.

Türkler yüzyıldır çektikleri acıların intikamlarını almışlardı Koca İran’da Fars nüfus %1-2 ye inmiş şehirlerde taş üstünde taş kalmamıştı.

Oğuzlar 4 yıl devleti yönettiler Sultan Sancar'ı da gündüz tahta çıkardılar gece kafese kapattılar Sancar’ın karısı acılar içinde öldü.

Oğuzlar Suta'a sen bize ihanet etin bizde cezasını verdik gidiyoruz dediler ancak geride Selçuklu İmparatorluğu diye bir şey kalmamıştı.

Sultan Sancar Oğuzlara yenildiğinde Selçuklu devleti tarihinin en güçlü dönemini yaşıyordu. Etrafındaki bütün devletler kendisine tabiydi.

Şarap muhabbetinde kendisine eşlik eden bir köle ile zorba ve ahlaksız bir vergi tahsildarı yüzünden şuursuz bir harekete girişmek yerine Selçuklu sultanı zamanında Türkleri dışlamasa, devlet yönetiminde ve nimetlerin taksiminde pay verseydi, tarihin seyri de bir başka olacaktı.

Ne Harezmşah Atsız’ın ne de o sırada Selçukluları metbû tanıyan Karahanlılarm, Gurluların, Bavendilerin, Sistan'da hakim Saffaroğullarımın Irak Selçukluların ve nihayet halifelik merkezinin Sultan Sancar'ı kurtarmak için kıllarını bile kıpırdatmamaları oldukça dikkat çekicidir.

Sadece Harezmşah Atsız’ın ufak bir gayreti görülmüştür, Onun niyeti de Sultan Sancar'ı kurtarmak değil, Selçuklu Devleti'ni ele geçirmekti.

Oğuzlar obalarına döndüler ancak Türk'ün gazabını dünyaya göstermiş oldular. Türk’e zulüm eden kim varsa cezasını canıyla ödedi.

Sultan Sancar'ın devleti tekrar toparlama gayretleri bir sonuç vermedi. 1157 yılında ölümüyle Selçuklu İmparatorluğu tarih sahnesinden çekildi.

Oğuz-Türkmenler kendi elleriyle kurdukları devleti, başlarındaki yöneticilerin kendilerine yabancılaşması yüzünden, kendi elleriyle yıktılar.

Devşirmeler ve Telkinleri

Gelelim İran’daki Fars unsurlara İran bu olaydan sonra sürekli Türk devletlerin yönetiminde kaldı Zaten Fars nüfus kalmamıştı.

Firdevsi Şahnamesi’nde "60.000 beyitten bir Ulus yarattım" derken Türkmenlerin Farslılaşmasının yolunu açıyordu.

İranda Fars nüfus Türkmenleri devşirerek bir miktar çoğaldı Ancak Anadolu'dan Şii ideolojisi ile İran'a giren Şah İsmail ve Türkmenler o yıllarda Sunni olan fars unsurları katlettiler asıl amaçları Türkmen bir devlet kurmaktı başardılar. Fars unsular bir daha yok hale geldi. Ancak Safeviler ileriki yıllarda Türkmen baskısından kurtulmak için Çerkes yöneticiler getirdiler yeni bir devşirme dönemi başladı.

Çerkes yöneticiler Türkmen baskısından kurtulmak için Fars unsurlara dayanmak istediler ancak Fars nüfus yok gibiydi.

Türkmenler yeniden devşirildi ve Farslılaştırıldı. Türk devleti %40 Farsılaştı ve 1925'de devrimle Fars unsurlar yönetimi aldı.

Yanıbaşımızdaki İran Büyük Selçuklu, Timurlu, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Safevi Türk cihan devletlerinin yerinde kimlik kaybıyla kurulmuş devlettir.

Türkiye için hazırlanan projede budur Türk devleti Türk kimliği alt kimlik düzeyine indirilerek tek kurşun patlatmadan sonlandırılacaktır.


Bu gün 26 Ağustos 1071 Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nda Fars unsunların yönetimi ele geçirmelerine tepki gösteren Oğuzların İran'ı terk ettikleri gündür. Fars kültürünün tesirinde kendi ırkını unutan Selçuklu sultanları devletin kurucusu Türkleri “Nizamı ihlal edici unsur halinde” gördüler.

Oğuzların kalabalıklar halinde Anadolu’ya gelişinin asıl sebebi Oğuzlardan Kurtulmak isteyen İranlı yöneticilerin Alparslan'a olan etkisidir.

İranlı yöneticiler ülkeyi rahat yönetmek için Malazgirt Savaşı sonrasında Oğuzları Anadolu’ya yönlendirerek onlardan kurtulmak istediler.

İranlı yöneticiler öngörülerini Alparslan’a açmışlar Alparslan uygulanabilir görmüş Oğuz beylerine Anadolu’yu fethetmelerini buyurarak:
Alparslan İranlı yöneticilerle ihtilaf yaşayan Oğuz-Türkmen beylerine “ARSLANLAR KAPLANLAR GİBİ UÇUNUZ YER VE YURT EDİNİNİZ” demiştir.

Yurtlarından sürülmek devşirmelere karşı hep kaybetmek Türklerin kaderi olmuştur bu sebeple Oğuzlar bu emri metanetle karşılamışlardır.

Günümüz

Türk milleti Göktürklerden bu yana hanedan devletlerin de bir sürgün yaşadı Atatürk bunun için cumhuriyeti kurdu ve Türk milletine sahiplendi.

Türk Milleti 1200 yıl sonra ilk defa kendi devletinin sahibi oldu ancak kendisine verilen öğütlere uymadı devleti yine devşirmelere kaptırdı.

Arkadaşlar Büyük Önder
"Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki,sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki vicdanındaki cevher-i aslîyi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin."
(Nutuk, s: 607, İstanbul 1973)diyordu.

Çünkü DEVŞİRMELERİN DEVLET YÖNETİMİNDE BULUNDUKLARI HALDE TÜRKLERİ VİCDANSIZCA MERHAMETSİZCE ALÇAKÇA DÜŞMANA KATLETTİRDİKLERİNİ GÖRMÜŞTÜ.

“GEÇMİŞTE OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN BAHTSIZLIĞI EKSERİYA MUKADDERATINI TÜRKLERDEN BAŞKASINA EMANET ETMİŞ OLMASIDIR.”
(Atatürk İhtilali s.228)

Mahmut Esat Bozkurt Atatürk İhtilali isimli eserinde Atatürk’ün
“Kanını taşıyandan başkasına inanma!” 
sözlerini aktarırken şöyle devam ediyor:
“DEVLET İŞLERİNİN BAŞINA DEVLETİN KURUCUSU OLAN KAVİMDEN BAŞKALARI GEÇİNCE O DEVLET İNKIRAZ BULUR. MİLLET, İSTİKLALİNİ KAYBEDER.”  
-M.E.BOZKURT

"ATATÜRK İHTİLALİNİN FARİKASI TÜRK OLMAKTIR. MAZİYİ BU PRENSİP TASFİYE ETTİ. YENİLİĞİ BU PRENSİP GETİRDİ" (Atatürk İhtilali 445-447)

"TÜRK İHTİLALİ BÜTÜN ESERLERİYLE TÜRK OLMAKTIR BUNDAN EN KÜÇÜK BİR SAPMA GERİLİĞE DÖNÜŞTÜR SONUCU ÖLÜMDÜR.”(Sf. 445-447)


Hep beraber bilgilendirme seferberliği yaparak Türk gençlerini Türk düşmanlarının kıskacından kurtarmalıyız sabır ve mücadele ile yapmalıyız.

26 Ağustos 1071'e Giden Yolda ve Sonrasında Oğuz Türkmen Halkı Reviewed by Türk Asya on Çarşamba, Ağustos 27, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.