Türk Kültüründe ve Alevi - Bektaşi İnancında Turna

Türk Kültüründe ve Alevi-Bektaşi İnancında Turna

Doç. Dr. Mehmet TEMİZKAN

On bir veya on iki bin yıl öncesine tarihlenen Göbekli Tepe tapınaklarında aslan, tilki, yılan ve yaban domuzu… ile birlikte bir figür olarak yer alan, Hristiyan sanatında da “ihtiyat, sadakat, uyumluluk ve başarı sembolü” (Ferguson, 1961: 14) turnanın Uzak Doğu kültürlerine ait olup göçlerle birlikte Türkler tarafından Batıya taşınmış olduğu görüşü, kesinlik kazanmış değildir.

Zaten, Çin kültüründe de “uzun ömürlülük” yanında, bilgeliğin de simgesidir. Turna, ayrıca “baba-oğul” ilişkisini de simgeler. Uzun ömür simgesi olarak “çoğu zaman çam ağacı ve taşla beraber tasvir edilir” (Eberhard, 2000: 307). Türk kültüründe, sadece uzun ömür değil ölümsüzlük sembolü olması, tek başına kullanılması ve Batıya göçmemiş Türkler arasında da bulunması turnanın göçlerle birlikte Türkler tarafından Batı’ya taşındığı fikrini zayıflatmaktadır.
Bu kuşun eski Türk kültürüne ait olma ihtimali, -kanaatimizce- Uzak Doğu kültürlerine ait olma ihtimalinden daha fazladır.

Çu- lar döneminde veya daha öncesinde, Türkler tarafından Çin’e getirilmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Bir kültürün başka bir kültürden birtakım şeyleri alması gayet tabiîdir; ancak yabancı bir kültürden aldığı unsurları bir inanç sisteminin merkezine yerleştirmesi, oldukça zayıf bir ihtimaldir. Çok geniş bir coğrafyada ve yaklaşık iki bin yıllık bir zaman zarfında, İslam dinini kabul edenler ve etmeyenler tarafından hemen hemen aynı çerçevede kullanılmış ve kullanılıyor olması da turnanın kökeninin yabancı bir kültür olması ihtimalini zayıflatmaktadır.

Hz. Alî’nin sesini turnaya verdiği inancı, hiçbir şüpheye ya da yoruma fırsat vermeyecek kadar açık olmasına rağmen, turnanın “ölümsüzlük sembolü” ve “Hz. Alî’nin timsali” olmasından hareketle “Hz. Alî’nin ölümsüzlüğü inancı” gibi bir sonuç çıkarılması zorlama bir yorumun mahsulüdür. Her şeyden önce, Hz. Alî’nin Allah’ın beşer suretindeki veya uluhiyyetin yeryüzündeki tecellisi olduğu inancı, Alevî-Bektaşîlik’in esaslarından ve Alevî-Bektaşî edebiyatının hâkim temalarından biri değildir. Hz. Alî’yi böyle bir çerçeveye yerleştiren şair çok azdır.

Turna, örnek olarak bazı bölümlerini aldığımız şiirlerde de açıkça görüleceği gibi sadece Hz. Alî’yi temsil etmemektedir. Hz. Muhammed’i, On İki İmam’ı, Hacı Bektaş Velî’yi, Sel man ve Veyselkaranî’yi de temsil etmiştir. Kısaca turna, “ulu” bilinen pek çok şahsı temsil eden bir varlık olarak ele alınmaktadır. Böyle olunca bütün “uluların ölümsüzlüğü” gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Böyle bir inancın varlığı ise söz konusu değildir.

Ölümsüzlük inancı, sadece son İmam Muhammed Mehdî için söz konusudur. Turna, kökeni muhtemelen eski Türk kültürü olan ve sahip olduğu özelliklerle kutsal kabul edilen bir kuştur. Kutsallığı, Müslümanlığı kabul eden veya etmeyen çok sayıda Türk boyu tarafından, hatta ana kitleden ne zaman ayrıldıkları bilinemeyen Yakut Türklerince de devam ettirilmiştir. Kutsallaştırılan bir varlıkla “ulu” bilinen kişiler arasında bağ kurulması son derece tabiî bir durumdur. Turnaya sorulan “Alî misin yoksa Hacı Bektaş Velî misin sen?” sorusu, bu şahıslara karşı beslenen sevgiyle ilgilidir ve bu sevginin abartılı bir ifadesidir.


Hepsi : http://www.millifolklor.com/tr/sayfalar/101/14-.pdf

Göbeklitepe Tamgaları Okuma Denemesi: http://goo.gl/eLuaR2

Göbeklitepe'den çalınan eser (paha biçilemez; cezası 150 Bin TL ) : http://goo.gl/Btjhnt

Foto : Urfa Göbeklitepe Turnaları
Türk Kültüründe ve Alevi - Bektaşi İnancında Turna Reviewed by Türk Asya on Cuma, Haziran 06, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.