Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Türklerin Durumu

Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Türklerin Durumu

Selçuklu’da Türkleşme Politikaları

Selçuk Bey

Selçuklulara girmeden Selçuklu Devletinin kurucusu Oğuzlar ve Selçuk bey hakkında bilgi vererek başlıyoruz.

Türkler tarih boyunca yerin ve göğün yaratıcısı Gök Tengri’ye inanmışlardır. Bundan dolayı ölüyü giysileri ve silahları ile gömerlerdi.

Kadın erkek aynı haklardan faydalanırdı.Kadınlara daha çok saygı gösterilir,hiç bir erkek kadınına veya başka birkadına saygısızlık yapmazdı.

Türklerin yaşantıları, kahramanlıkları, sevgileri, aşkları nevi şahsına münhasır bir milletin destansı hayatıdır.

Dede Korkut kitabı İslam öncesi Türk toplumunun genel bir destanı niteliğindedir.

Bamsı Beyrek Destanı’nda 

“Baba bana bir kız alıverki ben yerimden kalkmadan o kalkmalı, ben hasmıma varmadan o bana baş getirmeli "der

10. Yüzyıldan itibaren Oğuzlar kendilerine Türkmen demeye başlamışlardır.

 “Türkmen; Yoğun bir şekilde Türk’ü belirleyen addır”.

Rene Grousset:

 “En halis Türk kütlesi işte bu oğuz zümresidir; bunların adı “Türkmen”dir.Türkmen demek bile Yüksek bir şuurun ifadesidir"der.

Kaşgarlı Mahmut anlatıyor

Divan-ı Lügat-it Türk’te 

“Türkmen lehçesi Türk dillerinin en latifidir.” 

denilir.

Oğuz Türklerini Kaşgarlı Mahmut şöyle anlatır: 

“Oğuz, Türkler’in bir boyudur. Türkmendirler. Yirmi iki boydan oluşur. Başları Kınık’tır. Selçuklu sultanları ondan iner. Sonra sırasıyla Kayığ, Bayundur, Yıva, Salgur, Avşar, Bektili, Büğdüz, Bayat, Yazgır, Eymür, Kara Bölük, Alka Bölük, Iğdır, Üreğir, Tuturga, Ula Yondlug, Töger, Becenek, Çavuldur, Çepni, Çarukluğ gelir.”

Kaşgarlı Oğuz’un aslen yirmidört boy olduğunu, ancak iki Kalaç boyunun fedarasyondan ayrılması ile geriye yirmiiki boy kaldığını anlatır.

Oğuz Türkleri’nin Hükümdarlarına Yabgu denir. Yardımcılarının adı Kuz irkin’dir.

10. Yüzyıldan itibaren Oğuz Federasyonu’nun dağınıklığına bir çözüm bulmak isteyen Türkler bu sorunlarını başkanlık seçimiyle çözdüler.

Guillaume Tyr bunu şöyle anlatır:

“ Beraber oldukları yüz boyun her birinden bir tek kişinin çentikli bir ok getirmesini istediler."

Sonra bir çocuğa oklar içerisinden birisini seçmesini istediler.Çekilen okun Hükümdar olacağı söylendi. Çocuğun seçtiği ok Selçuklularınki idi.

Ebu’l Gazi Bahadır Han ise Oğuz Yabgu’ların seçiminin dönüşümlü olduğunu söylüyor:

“Oğuzların Kınık boyundan olan Dukak, Selçuklular’ın atasıdır. Dukak, Hazar Yabgusu’nun mahiyetinde yüksek görevlerde çalışan bir Oğuz’dur.”

Bazı tarihçilere göre 912 yılında Hazar'ların Ruslar’la Kafkas derbendi savaşında Dukak Hazar Hükümdarı ile tartışmış şöhret sahibi olmuştur.

Dukak’ın Oğuzlar arasında nam salması üzerine Dukak’ın oğlu Selçuk Oğuzların Yabgu’su ilan edilmiştir.

Bu arada Hazar hakanını Şelçuk’u Melik ilan edilmiştir. Dukak 924 yılında ölmüş ancak oğlu Selçuk Oğuz iline yani Kınık ovasına dönmüştür

Tarih--i Güzide de Selçuk’un Oğuz ilinden Sırderya kıyılarında Cend’e göç edişini Yabgu hatununun Selçuk’a antipatisi olarak anlatmaktadır.

Selçuk’un dört oğlu olmuştur. Bunlardan üçünün adı “Mikail, Musa ve Arslan İsrail”dir. Dördüncü ölmüş Yusuf veya Yunus olduğu sanılmaktadır.

Bu isimler’in Hazar bağlamında incelendiğindeMusevi isimleri olduğu görülür. SelçuklularHazar Türkleri’nin dinlerinin tesirinde kalmışlardır.

Selçukluların kullandığı Dukak, Salçuk, Arslan, Börü, Ersıgın, Ertaş, Çağrı, Tuğrul gibi isimler ise Oğuzlara ait isimlerdir.


Selçuklar Müslüman Oluyor


Oğuzlar’ın islamiyeti seçişleri politik bir karardır. Selçuk Cend’e giderken,

Yaşamak istediğimiz ülke halkının dinini bilmek zorundayız"der.

Selçuk:

"Eğer hükmetmek istediğimiz insanların dinlerine uymazsak kimse bize yüz vermez, biz de tek başımıza kalmaya mahkum oluruz” der.

Selçuk, Harzem emirlerinden kendilerine İslam dinini öğretecek bir hoca istedi.Museviliğin etkisindeki Oğuzlar İslamiyeti öğrendi.

Selçuk 1007 yılında Cend’de öldü.Oğulları Arslan İsrail ve Musa Maveraünnehir’e inmiş,Buhara yöresindeki Nur otlaklarında mekân tutmuşlardı.

O dönemde Buhara,Samani devletinin Başkentiydi Bölgedeki otlaklar Putperest akıncılara karşı savunmak için Selçukluya görev verilmişti.

Bundan sonra Samani Selçuklu ittifakı güçlendi. 992’de Karahanlı Buğra Han Harun,Buhara’ya saldırınca Selçuklularda Samanilere yardımcı oldu.

Buhara’nın düşmesi ile Karahanlılarla yakınlaşan Arslan İsrail’in"Yabgu” olarak ünlenmesi ve Buhara’ya yerleşmesi ile biraz daha güçlendiler.

Ancak 996 yılında Buhara ikinci defa Samani’lerin yardım çağrısına uyan Gazne Emiri Sebük Tekin tarafından geri alındı.

Gazne Emiri Samani’leri devre dışı bırakarak anlaşmayı kendi adına imzaladı ve Buhara kentinin gerçek sahibi oldu.


1017--1018 yılına kadar Maveraünnehir’de Selçuklu adı hiç duyulmadı. Selçukluların Bütün amaçları yaşayacakları küçük bir yurt kapmaktı.
--
Bu dönemden önce Hazar İmp Yahudi idi Türklerde Din bir amaç değil politik bir araç olarak görülmüş gerçekte Gök Tengriye inanılmıştır.
--

Selçuklu Oğuzları 40 yıl küçük bir yurt için mücadele verdiler. Zaten mevcut durumları daha büyük hayaller beslemelerine müsait değildi.

Büyük Selçuklu Devleti’ni Oğuzlar (Türkmenler) kurmuşlar ancak kısa bir süre sonra bu devlet onların olmaktan çıkmıştır.

Onlarca yıl Selçuklu beylerini yücelterek büyük bir devlet haline gelen Oğuzlar bu devletin sahibi olamamışlar kenara itilmişlerdir.

Halk Türkçe konuşurken, yabancılarla bütünleşen Büyük Selçuklu devletinin bilim ve sanat dili artık Farsça ve Arapça’dır.

Büyük Selçuklu devletini yönetenAydınlar M.F. Köprülü’nün deyimiyle “Halktan ve halka ait şeylerden ayrılmayı şeref bilen” kişiler halindedir.

İslam öncesi Türk toplumunda yoksulu da zengini de bilgesi de Oğuzca yani Türkçe konuşuyordu Türkler aynı dili konuşuyordu.


Büyük Selçuklu devletinin kuruluşuyla “Yüksek soydan olanlar için Türkçe konuşmanın yakışık almadığı” bir dönem başlamıştı.

Tarih hakim bir milletin devlet Kurduğu ülkelerde yaşayan dilleri benimseyerek, kendi anadilini unuturcasına bu yeni lisanlarla ilim ve edebiyat eseri meydana getirmeye çalıştığını hiç bir zaman hiç bir yerde bilhassa böylesine geniş ölçüde kaydetmiş değildir.

Türkmenleri, Selçuklu devlet düzenine boyun eğdirmeyen sultanların, düzeni sağlamak için buldukları bir çözüm, Türkmenleri uçlara göndermekti.


Bizans ile Savaşlar


Ne var ki, Büyük Selçuklu Devleti, batı sınırları dışında İslam devletleri ile çevriliydi. Batıda ise Bizans bulunuyordu.

Her ne kadar Türkler küçük gruplar olarak birkaç yüzyıldan beri Anadolu’ya gelip yerleşmekte iseler de, bu yerleşim bir sızma biçiminde idi.

Anadolu Bizans Valilik sistemine tabi genelde Hristiyan Türkler yaşamaktaydı Anadolu Türkmenleri gönderebilecek tek yer durumundaydı.

Bunun için Bizans’ın direncinin kırılması gerekiyordu. Bizans’ın direnci kırılmalıydı ki, Anadolu’nun kapıları Türklere açılabilsin.

Böylece Selçukluda Türkmen Oğuz halkı ile Devletin çatışması bitecek Selçuklular bu “nizamı ihlal edici unsur” dan büyük ölçüde kurtulabilecekti.

Şimdi, Selçuklu tarihçisi Prof. Dr.Mehmet Altay Köymen’in 1071 Malazgirt zaferinin sonucunu nasıl değerlendirdiğine bir göz atalım:

“Fakat, kazanılan zaferle yapılan anlaşma karşılaştırıldığı zaman şartların ne kadar hafif olduğu derhal dikkati çekmektedir...

Alp Arslan, neden bu kadar hafif şartlarla bir anlaşma yapmıştır? Askeri teşkilattan mahrum hale gelen Bizans’ı ortadan kaldırmak mümkündü.”



Prof.Dr. Semav Eyice ise önce:

“Geleceği çok karanlık bir imparatorun kabullendiği bu antlaşmanın uygulaması aynı derecede şüpheli” diyerek Alp Arslan, cömert bir şövalye asaleti ile canını bağışladığı ve yurduna dönmeye bıraktığı Romanos’a ne derece güveniyordu? Diyerek , Malazgirt zaferinin gerçekte zihinlerde uyandırması gereken soruyu dile getirmektedir.”

Alparslan Anadolu’ya girebilir hiçbir direnç ile karşılaşmadan Bizans’ı alabilir Tüm Anadolu’nun ve Balkanların hükümdarı haline gelebilirdi.

Alparslan'ın karşısında ordu kalmamıştı. Yendiği kişi İmparatordu ve Bizans’ın yeni bir ordu kuracak ne imkanı ne de mecali kalmamıştı.

Alparslan'ın yendiği Bizans zaten Valilik sistemi ile idare ediliyordu Anadolu ise tamamıyla bir Türk Yurdu halindeydi. Neden ilerlemedi?

Neden Alparslan Anadolu’ya dahi gitmedi ve uygulanabilirliği belli olmayan basit bir anlaşma ile yetindi?

Hele 1072 yılında Diogenes ölünce “Anadolu elden çıkmış sayılabilirdi. Yol Selçuklulara açıktı ve karşılarına dikilebilecek irade kalmamıştı."


Türkmen Olayları


Türkmenler maruz kaldıkları dışlanmışlığın etkisiyle arada bir yönetime baskı yapıyorlar yönetimden pay istiyorlar isyan ediyorlardı.

450 yıl sonra Türkmenlerin Osmanlıdan haksızlık ve zulümden kurtulmak için yaptıkları isyanların benzerini Türkmenler Selçukluya yapıyordu.

İranlılaşmış yöneticiler Türkmenler maruz kaldıkları dışlanmışlığın etkisiyle arada bir yönetime yaptıkları baskıdan kurtulmak istediler.

Bunun için plan yaptılar ve Malazgirt Savaşı sonrasında Oğuzları Anadolu’ya yönlendirerek onlardan kurtulmak istediler.

İranlı yöneticiler öngörülerini Alparslan’a açmışlar Alparslan uygulanabilir görmüş Oğuz beylerine Anadolu’yu fethetmelerini buyurarak:

Alparslan Selçuklu ile ihtilaf yaşayan Oğuz-Türkmen beylerine “ARSLANLAR KAPLANLAR GİBİ UÇUNUZ YER VE YURT EDİNİNİZ” demiştir.


Oğuzların kalabalıklar halinde Anadolu’ya gelişinin asıl sebebi Oğuzlardan Kurtulmak isteyen İranlı yöneticilerin Alparslan'a olan etkisidir.


Selçuklu Tarihi


Arkadaşlar Selçuklu tarihini incelediğimizde Osmanlı Devletinin yaptıklarını yapan Kendisi Türk ancak Türk'e karşı hükümdarlar görüyoruz.

Selçuklular, daha sonraki Sâmânî-Karahanlı çatışmalarında hep yanlış bir safta yer alarak, Fars Sâmânîlerin saflarını doldurmuşlardı.

Karahanlılar Sâmânîleri o kadar çok ezdi ki neticede Fars denilen bir şey kalmayacaktı. Her seferinde Selçuklular Samanilere yardım etti.

Neticede Fars Samaniler o kadar zayıfladı ki Samanilere yardımın Selçuklulara kendilerine hayır getirmeyeceğini idrak ettiler.

Selçuklu beylerinin son Sâmânî emîrine yardım etmeyi reddetmeleri sebebiyle Karahanlılar Mâverâünnehr'de mutlak hakimiyet sağlamışlardı.

Sâmânîler aradan çekildikleri için, etnik yükseliş safhasındaki üç Büyük Türk Devleti Çinden Ön Asyaya hakim ve sözü geçer haldeydi.

Sâmânîlerin yıkılmasından sonra tüm toprakları Karahanlılarm eline geçtiği için, Selçuklular Buhara civarındaki topraklarda kalamazlardı.

Karahanlılarla Gazneli Mahmud'un münasebetleri de dostane olduğu için, iki güçlü Türk devleti arasında kalmak Selçuklmuların sonu olabilirdi.

Bu yüzden Arslan Yabgu Mâverâünnehr'de bir kenara çekilerek, hiçbir şeye karışmadan, olayların gelişmesini beklemeye başlamıştır.



Selçuklular Tarih Sahnesine Nasıl Girdi ?



Bir kanarda bekleyen Arslan Yabgu öylesine güçlenir ki Cüzcanî: 

"Onun celadetinden,Türkistan melikleri ve Afrasiyab oğulları korkardı"der.

Cüzcanî: 

"Selçuk oğlu (Arslan) öyle bir mertliğe (yani mertebeye) erişmiştir ki,o Havadaki kuş, ovadaki ceylan onun okundan kurtulamazdı."der.

Aslan Yabgu şöyle demişti:

"Sultan Mahmud'un filleri varsa, bizim de oklarımız vardır. Oklarımızla onun askeri delik deşik edilebilir."

Daha sonraki günlerde Sultan Mahmud Arslan Yabgu'yu otağına davet eder ve onu bir hileyle tutuklatıp Hindistan'da Belencer kalesine gönderir.

Böylece Selçukluların idaresi Tuğrul ve Çağrı beylere kalır. Nedense Tuğrul ve Çağrı beyler amcalarını kurtarmak için gayret göstermezler.

Türkmenler oğlu Kutalmış’ın sevk ve idaresinde bir iki defa Arslan Yabgu'yu kurtarmaya teşebbüs edecekler bunlardan bir sonuç çıkmayacaktır.

Büyük Selçuklu Yabgusu Arslan bey Belencer kalesinde kahrından ölecektir.

Bir güç olarak ortayla çıkıldığı O günlerde Tuğrul ve Çağrı beylerin ordusunda Halen İslamiyeti kabul etmemiş Oğuz'lar bulunuyordu.

Selçuk ve oğullarının Müslümanlığı kabul etmesine rağmen, beraberindeki Oğuzların dinlerini değiştirdikleri konusunda herhangi bir kayıt yok.

Gazneli Mahmud'dan sonra Ali Tekin'in de ölümünü Harezmşah Harun'un vefatının takip etmesi Selçukluları hayli güç durumda bırakmıştı.

Selçukluların Ceyhun'u aşarak Horasan'a girmekten başka çareleri yoktu. Kendilerine tâbi pek çok Türkmen'in orada bulunmaktaydı.


Oğuzların Aldatılması Olayı


Ebulgazi Bahadır Han "Oğuzlar aldatıldı" diyor "Selçuklular, kardeşlerine, kardeşiz deyip/yurda ve halka hizmet etmediler." Diyor

Karahanlı,Gazneli ve Harzemşahlar ve devlet olma yolundaki Selçuklu Beyliği elele verip güç birliği kurmak yerine birbiriyle savaşmışlardır.

Selçuk oğulları Gazneli Devleti ile Ağustos 1035'te bir anlaşma ile Gazneli Devleti, Selçuklu beylerine hil'at, menşur ve sancak vermiştir.

Gaznelilerle yaptıkları anlaşmayla Selçuklular meşru bir güç hâline gelmişler ve devlet kurmak üzere önemli bir adım atmışlardır.

Gazne ile anlaşmalarına rağmen Selçuklular akınlara başlamış ve 1036 yazında Gaznelilerin düşmanı olan Harzemşah İsmail'le anlaşmışlardır.

Gazne Sultanı Mesud, Horasan vilâyetini, Selçuklu akınlarından korumak için Selçukluların üzerine 15.000 kişilik bir ordu göndermiştir.

6 Ekim 1037'de Sultan Mesud'un Hindistan'daki Hansi Kalesi'ni fethetmek üzere gitmesi üzerine Selçuklular Tâlekân ve Fâryâb'ı yağmalamışlar. Sultan Mesud, Hansi Kalesi'ni fethederek 1038 yılında Gazne'ye döndüğünde Selçukluları Gazne ordusuna karşı çete savaşı içinde bulmuştur.

Çağrı Bey'in gayreti ve taktikleriyle Selçuklu kuvvetleri Gazneli ordusunu ağır bir yenilgiye uğratmıştır.

Bu zaferden sonra, Gaznelilerden bağımsızlıklarını aldıklarına inanan Selçuklular, kendi devletlerini kurmaya karar vermişlerdir.

Çağrı Bey'in Merv'i, Tuğrul Bey'in büyük kağan olarak Nişâbur'u yönetmesi için aralarında anlaşmışlardır.

Haziran 1038'de Tuğrul Bey'in adına Nişabur'da hutbe okunmuş ve Tuğrul Bey, 4.000 atlısıyla Gazne Sultan'ı Mesud'un tahtına oturmuştur.

Gazne ve Selçuklu orduları 22 Mayıs 1040'ta savaşa girmişlerdir. Gazne ordusu savaşarak Merv'in G.Batısında Dandanakan Kalesi'ne ulaşmıştır.

Selçuklular Dandanakan Kalesi çevresindeki su kaynaklarını kullanılmaz hale getirdiklernden Hassa ordusundan 370 kişi Selçuklulara katılmıştır.

24 Mayıs 1040'ta susuzluktan bitkin ve disiplini bozulmuş Gazne ordusu yenilmiş Sultan Mesud,az sayıda askerle Berkdiz Kalesi'ne sığınmıştır.

Selçuklular, Horasan'da bağımsız bir devlet kurmuşlar Karahanlı Hük.Bögü Tegine fetihnâmeler göndererek zaferlerini anlatmışlardır.

Türk devlet yönetme geleneğine uyarakTuğrul Bey "Sultan" sıfaüyla Nişâbur'u alarak batıya, Irak tarafına gitmiştir.

Çağrı Bey "Melik" ünvanıyla Ceyhun/Amu Derya Nehri'yle Gazne arasındaki bölgeden, Musa Yabgu, Büst, Herat ve Sistan'dan sorumlu olmuştur.

Selçuklu aile¬sinden İbrahim b.Yınal'a Kuhistan, Arslan Yabgu'nun oğlu Kavurd'a Kirman bölgesinin yönetimi verilmiştir.

Çağrı Bey, h1040 yılında Belh şehrini almış Merv şehrini merkez yapan Çağrı Bey,1042-43 yıllarında Harezm'i Selçuklu topraklarına katmıştır.

Çağrı Bey ve oğlu Alparslan Gaznelilerle savaşmayı uzun bir süre sürdürmüş ve 1059 yılında barış yapmışlardır.

1050 yılında Karahanlı hükümdarı Arslan Han Ceyhun'u geçtikten sonra karşılaştığı Alparslan'a yenilmiş ve ülkesine geri çekilmiştir.

Selçuklu Devleti'nin kuruluşunda ve gelişmesinde önemli rol oynayan Çağrı Bey, 1060 yılında yetmiş yaşında Serahs şehrinde vefat etmiştir.

1064 yılında vefat eden Sultan Tuğrul Bey'in kendi çocuğu olmadığı için Çağrı Bey'in oğlu Süleyman'ı veliaht tayin etmiştir.

Ancak, Çağrı Bey'in oğullarından Alparslan ve Kutalmış,Musa İnanç Yabgu, Süleyman'ın hükümdarlığını tanımamışlar Alparslan tahta oturmuştur.

Tedbir ve tavsiyeleriyle Alp Arslan'm dikkatini çeken Nizâm'ül-Mülk, 7 Aralık 1063'te Selçuklu veziri olmuştur.

Halife 9 Nisan 1064'te Bağdat'ta Sultan Alp Arslan namına hutbe okutarak sultanlığını onaylamıştır.



Pers Vezirler



Hunlar ve Gök- Türklerin Çin asıllı hatunlardan çektiğini, Selçuklular Pers asıllı vezirlerden çekiyorlardı.

Selçuklu İmparatorluğu'nun kuruluşundan Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşuna kadar gelip geçen vezirlerin hemen tamamı Pers asıllıdır.

Hunların ve Gök-Türklerin Çin topraklarına seferler düzenlemelerine karşılık " Çinliler intikamlarını kızları vasıtasıyla almışlardı.

Persler ülkelerinin istila edilmesinin intikamını Türk sultanları emrine verdikleri vezirleri, katipleri, şair ve müzisyenleriyle almışlardır.

Bu Pers vezirlerin katkısıyla Tuğrul Bey'le kardeşi İbrahim Yınal'ı ve öz amcaoğlu Kutalmış'ı yay kirişiyle boğdurtacaktır.

İbrahim Yinal ile Kutalmış’ın isyanı arasında tek bir fark vardır ki, o da Kutalmış’ın sırtını yalnızca Türkmenlere dayamış olmasıdır.

Büyük Selçuklu veziri(!) Nizam -- ül Mülk, ünlü Siyasetname’sinde Türkmen meselesinin çözümü için şunları önerir:

Nizamül Mülk "Sayıları büyük olan Türkmenler Sultan ile aynı kandan aynı soydan geldikleri için Selçuklu Hanedanı üzerinde hakkı vardır."

Nizam-ül Mülk "Türkmenlerin ileri gelenlerinin oğullarından 1000 kadarı kölelere uygulanan yöntemlere boylarından alınmalıdır"der.

Büyük Selçuklu Devletinin en büyük sorunu Türkmen Meselesi olmuş tur. Bunun sebebi İranlı yöneticilerdir Türkmenleri dışlamışlardır.

Türkleri kendi kurdukları devletti köle statüsüne sokmak istemişler bunu vezirleri Nizam-ül mülk ünlü Siyasetnamesinde açıkça yazmıştır.

Selçuklular göçebelikten çıkarak yerleşik medeniyet geçerken Pers hayranılığına yönelmeseydi şüphesiz “Türkmen Meselesi” olmayacaktı.

Selçuklular içinde yaşadıkları içtimai muhitin ve hakim oldukları halk kitlelerinin isteyerek veya istemeyerek --tesiri altında kalmışlardır.

Selçukluların İranlıları tercihi neticesinde kurdukları devlet tedricen yerleşik İran halkının devleti haline gelmiş Türkler dışlanmıştır.

Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey, Arap - İran Alemi ile kaynaştığı ölçüde bir Oğuz beyi, Türk başbuğu olmak niteliğini yitirdi.

1058 yılında halifeye doğunun ve batının Sultanı olarak ilan ettiren Tuğrul bey aynı zamanda Halifenin resmi temsilcilği ünvanını da almıştı.

Daha önce Şamanist ögeler taşıyan Türk Başbuğunun oturduğu Saray ve çevresi Arap - İran kültürü ile karışık İslami inanış biçimine yöneldi.

Selçuklu da artık yaşama ve inanış biçimi nedeniyle aşağılanan Türkler'in devlet içinde istenmediği yeni bir dönem başlıyordu.

Bu yeni dönemde Selçuklu Sultanları Türk olduklarını hatırlamaz oldular Adları Türk idi ancak Türkleri alacakları vergi ile hatırlıyorlardı.

Nitekim Ünlü Selçuklu Tarihçisi Prof. Dr. Mehmet Altan Köymen Büyük Selçuklu Tarihi isimli eserinde şöyle diyor :

"İranlılaşmış Selçuklu sultanları,İran’ı Türkleştirmediler.Zaten böyle bir niyetleri de yoktu.Tam tersine kendi istekleriyle İranlılaştılar"

"Öte yandan Türkmenler Anadolu’yu gerçek anlamı ile Türkleştirdiler. İşte Türkmenlerin Türk tarihini meydana getiren eserleri budur” diyor.

Arkadaşlar Türkler sürekli zulme uğramıştır ancak Türk tarihinde sahnede kalmayı başarabilenler devşirilenler değil Türk Milletidir.

Fars kültürünün tesirinde kendi ırkını unutan Selçuklu sultanları devletin kurucusu Türkleri Nizamı ihlal edici unsur halinde”gördüler.


Selçuklu Tarih Sahnesinden Siliniyor



Selçuklular, Türkmenlere yaptıkları baskıyı sürekli artırmşlar,neticede Türkmenler kendi kurdukları devleti tarihin sahnesinden silmişlerdir.

Hep büyük Selçuklu devleti tarihinden bahsedilir ancak nasıl yıkıldığından bahsedilmez Acaba neden nedeni çok acıdır !

Büyük Selçuklu devletini yıkan çok ağır baskılar ve büyük haksızlıklar altında kalan bu baskılar sonucu yaşam kaygısına düşen Oğuzlardır.

Son Selçuklu hükümdarı Sultan Sancar bir oturuşta beş gün şarap içiyor, bir köleye bir yılda 30.000 koyun ve 700.000 dinar ihsan ediyordu.

Devletin kör baktığı Oğuzlar ise saraya yılda 24.000 koyun vererek yarı aç, yarı tok yaşamlarını sürdürmek zorundaydılar.

Sultan Sancar’ın tahsildarı Oğuzlardan koyunları almaya gittiği bir sırada onlardan rüşvet istemesi yıkılışa giden yolun başlangıcı oldu.

Oğuzlar tahsildarı öldürdüler. Olayın geçtiği yörenin Valisi İmaüddin Kamac, Merv’e Sultanın yanına giderek Sultan Sancar'ı kışkırttı.

Valisi İmaüddin Kamac Oğuzların bu eyleminin devlete karşı olduğunu söyleyerek onları yola getirmek için yetki aldı.

Artık Oğuzlar Selçuklu hükümdarına 24.000 yerine 30.000 koyun ödeyeceklerdi. Bu Sultanın' Sancar'ında kölesinin de işine geldi.

Kamac büyük bir ordu ile Belh’te Oğuzların üzerine yürüdü ancak bu savaşta ordusu yenildi. Kendisi ve oğlu ise öldürüldü.

Gazaba gelen Sultan Sancar’ı etrafı daha da körükledi. Sultan Sancar Oğuzlar üzerine sefer düzenlemeye karar verdi.

Oğuzlar Sultanları ile savaşmak istemiyor neleri varsa toplayarak 100.000 dinar’a çeviriyor ve 1000 köle de yanında vererek sulh istiyorlardı.

Oğuzların bütün barış girişimleri saray erkânı Pers yöneticilerin Sultan’a yaptıkları baskı neticesinde sonuçsuz kaldı.

1153 Nisanında Oğuzlar çoluk ve çocuklarından kurdukları orduları ile Sultan Sancarın düzenli ordusu karşısında savaşmak zorunda kaldılar.

Oğuzlar Sultan Sancar'a temsilcileriyle geldiler :
"Bizim Sultanımızsın kendi kurduğumuz devletin yıkılmasını istemeyiz savaşmayalım"dediler.

Sultan Sancar:
"Düzeni ihlal ettiniz cezalandırılacaksınız"
dedi Savaşı kaybeden Sultan Sancar oldu. Sultan Sancar Oğuzların eline esir düştü.

Bündari Sancar’ın Oğuzlara esir düşüşünü şöyle anlatır:

“Guzların Emiri atından indi ve yer öptü.Sencer’in atının dizginini tutarak dua etti. Senin idarecilerin yüz yıldır eza cefa ettiler, tebaaya iyi bakmasını bilmediler Sen devletimizin başısın sözünü dinleriz"dedi.

Oğuzların bu iyi niyetine rağmen İranlı yöneticiler onları horladılar Oğuzlar yönetime el koydular.

Oğıuzlar tutsak hükümdar Sultan Sancar’ı da yanlarında sürükleyerek İran kültürünü benimsemiş şehirlerini bir bir yıktılar.

Yıllardır süregelen ezilmişlik kanlı bir intikama dönüştü. Türk’e,Türk milletine kasteden Türk’lere eziyet eden kim varsa öldürüldü.

Katliamlar sona erdiğinde her dört kişiden biri hayatını yitirmiş İran topraklarında Fars unsur neredeyse kalmamıştı.

Farslıların maruz kaldığı hadiseler devleti kurduğu halde köle bile olamayan Oğuzların yüzyıldır uğradıkları zulmün neticesiydi.

Türkler yüzyıldır çektikleri acıların intikamlarını almışlardı ancak geride Selçuklu İmparatorluğu diye bir şey kalmamıştı.



Şarap Muhabbeti


Şarap muhabbetinde kendisine eşlik eden bir köle ile zorba ve ahlaksız bir vergi tahsildarı yüzünden şuursuz bir harekete girişmek yerine, Selçuklu sultanı zamanında Türkleri dışlamasa, devlet yönetiminde ve nimetlerin taksiminde pay verseydi, tarihin seyri de bir başka olacaktı.


Ne Harezmşah Atsız’ın ne de o sırada Selçukluları metbû tanıyan Karahanlılarm, Gurluların, Bavendilerin, Sistan'da hakim Saffaroğullarmın Irak Selçukluların ve nihayet halifelik merkezinin Sultan Sancar'ı kurtarmak için kıllarını bile kıpırdatmamaları oldukça dikkat çekicidir.

Sadece Harezmşah Atsız’ın ufak bir gayreti görülmüştür, Onun niyeti de Sultan Sancar'ı kurtarmak değil, Selçuklu Devleti'ni ele geçirmekti.

İki yıllık bir esarettin sonra Sultan Sancar serbest bırakıldı. Oğuzlar obalarına döndüler ancak Türk'ün gazabını dünyaya göstermiş oldular.

Sultan Sancar'ın devleti tekrar toparlama gayretleri bir sonuç vermedi 1157 yılnda ölümüyle Selçuklu İmparatorluğu tarih sahnesinden çekildi.


Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Türklerin Durumu Reviewed by Türk Asya on Pazartesi, Haziran 23, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.