Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı 23 - 25.000 Lira Verildiği İddiası

Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı

Bölüm 23

25.000 Lira Verildiği İddiası





25.000 LİRA VERİLDİĞİ İDDİASI

İçişleri Bakanı M. Ali Bey yoluyla da Bakanlık örtülü ödeneğinden 25 bin lira ödendiğini yazmaktadır. [1] (Kısakürek,.171, 179, 180 v.d.) Nitekim N.F.Kısakürek, Ali Nuri Okday ile görüşmesinde ona "Ayrıca Sultanın öz cebinden verdiği büyük bir para var mı, yok mu?" diye soruyor, Ali Nuri Okday'ın cevabı: "Bilmiyorum." [2] (Vahüdiddin, s.156) GRYT Ansiklopedi belgesizliği şöyle yumuşatmaya çalışıyor: "Vesikası (belgesi) olmasa da bizzat padişahın kendi kesesinden yardım yapması, öyle uzak bir ihtimal  değildir." [3] (1.C.s.182) Acaba neden uzak bir ihtimal değilmiş? Verdiğini düşündürecek hiçbir olay yok ki [4] (Turgut Özakman, Age s. 275.)

Kadir Mısırlığoğlu da aynı iddiayı ortaya koyarken şunları söylüyor:  


"Anlaşıldığına göre hangi vekâlette ne kadar para varsa, toplayıp kendisine vermişlerdir. Zira sağdan soldan başka makbuzlar da ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birini daha zikredelim: M.Kemal Paşa Anadolu'ya giderken kendisine makbuz karşılığı olarak Dahiliye Nezareti örtülü ödeneğinden yirmi beş bin lira vermiş bulunan o zamanın Dahiliye Nazırı M.Ali Bey, Fransa’da Zincire vurulmuş Cumhuriyet isimli bir gazete çıkardı. Bu gazetede bir çok belge arasında bu paraya ait makbuzun fotokopisini neşretmiştir." [5] (Turgut Özakman, Age s.278)

Cevap verelim :

Mısıroğlu, 'hangi vekâlette para varsa toplayıp kendisine vermişlerdir, sağdan soldan  başka  makbuzlar da ortaya çıkıyor diyor ama sadece 25.000 liralık bir makbuzdan söz ediyor. Hani öteki makbuzlar? Derin ve zengin bir sessizlik yazdığına göre 25.000 liralık makbuzun fotokopisi de, M.Ali'nin gazetesinde yayımlanmış. Ama hayrettir ki Mısıroğlu, bin liralık makbuzdan daha önemli olan bu 25.000 liralık makbuzun klişesini yayımlamıyor, çünkü gazeteyi görmüş değil, bu kuru bilgiyi S.Selek'in kitabından almış, aktarıyor.
Turgut Özakman bu konuda şöyle diyor :

  "S.Selek, böyle bir makbuzun klişesini, söz konusu gazetede yayımlandığını yazmakla birlikte, gazetenin tarihin de, makbuz hakkında herhangi bir bilgi de vermemektedir. (Anadolu İhtilali,s.133) 1984 ya da 1985'te, Basın İlan Kurumu'nun Bayramoğlu'ndaki Tatil Köyünde bu hususu kendisine sormuş ve şu cevabı almıştım: "Makbuzun M.Ali'nin gazetesinde yayımlandığını, Radi Bey (Radi Azmi Yeğen) söylemişti." [6] (S.Selek Radi Azmi Yeğen’in verdiği bilgiye dayanarak şöyle yazıyor: "Dahiliye Nezareti örtülü ödeneğinden ödenen bu parayı 25.000'lira M.Ali Bey, yanında emniyet şube müdürlerinden Radi bey olduğu halde, M.Kemal Paşayı Samsun'a götürecek vapura hareketinden biraz önce gelerek bizzat vermiş ve klişesi yayımlanan makbuzu da orada Radi Bey yazmıştır." (Anadolu ihtilali,s.133)

Yani gazeteyi ve makbuzun klişesini S.Selek de görmemiş. S.Selek görmemiş ama makbuzun fotokopisi yayımlanmış olabilir. Ama bildiğim kadarıyla M.Ali'nin gazetesindeki klişeyi görmüş, gördüğünü yazmış ya da 25.000 liralık makbuzun klişesini Türkiye'de yayımlamış olan hiç kimse yok.


25.000 lira o günün koşullarında önemli bir meblağ değil ,o meblağda bir para Pontus çetelerine karşı kurulan Türk çetelerini desteklemeye ve yeni önlemler almaya bile yetmez.[7] (Biri de Vahidettin'in M.Kemal'e 40.000 sterlin verdiğini iddia ediyormuş. (Türk Devrim Tarihi, 1.C.,s.163) Artık yalanı da dövize endekslemişler Turgut Özakman)

Önemli olan gerçek olup olmadığı.9+0

M.Kemal'e 1.000+25.000 lira verildiği kabul edilse bile, bu paranın 4 ay içinde bittiği ve hiç paralarının kalmadığı, Erzurum'dan ayrılırken, emekli binbaşı Süleyman beyin 900 lirası ile Müdafaayı Hukuk Derneği Yönetim Kurulu üyelerinin buna eklediği 100 liraya muhtaç olmalarından anlaşılıyor.[8] (C.Dursunoğlu,M.M.de Erzurum, s.138) M.Müfit Kansu'da, parasızlıkla ilgili bir çok olay anlatmaktadır.[9] (Turgut Özakman, Age  s. 280.) Velhasıl M.Kemal'e 25.000 lira verildiği de, belgelenmemiş bir iddiadır.

İŞİN DOĞRUSU NEYDİ?

   Milyonlarca altının [10] (Vehbi Vakkasoğlu Son Bozgun, 1.C.,s.143) Mustafa Kemal’e verildiğini iddia edenlerin Osmanlı Devletinin mali yapısı hakkında hiçbir şey bilmediklerini görüyor ve üzülüyoruz. Sıfır bilgi, düzeysiz hitabet, belgesiz, kaynaksız, içindeki kin ve garabeti kusan yazılar.. Bunun adı Gayriresmi tarih yazıcılığı oluyor.. 

   I. Dünya Savaşı öncesinde, İmparatorluğun tedavülde bulunan altın para mevcudu 4043 milyon lira, gümüş para mevcudu ise 8 milyon lira tahmin edilmekteydi. Dünya savaşı içinde, darphane kayıtlarından 17 milyon liralık altın, 3.8 milyon liralık gümüş para basıldığı anlaşılmaktadır. Savaş koşulları içinde altın ve gümüşün yurt dışına çıkarılması yasaklandı. Buna rağmen, bu paraların önemli bir bölümünün yurt dışına kaçtığı, bir bölümünün de tedavülden çekilerek, bir meta niteliğini kazandığı muhakkaktı.[11] (İlhan Tekeli, Selim İlkin, s. 200)

  Artan savaş giderlerinin karşılanması için gereken para Almanya'dan alınan dış borçlarla mümkün olabilmiş ve dört yıllık savaş boyunca Almanya'ya 150 milyon lira dolayında borçlanılmıştır.[12] (Alptekin Müderrisoğlu, Kurtuluş Savaşın Mali Kaynakları, Maliye Bakanlığı Ellinci Yıl Yayınları, 1974, s. 152-153.)

    Savaşta kesin yenilgimiz sonucu, 30 Ekim 1918 günü ağır koşullar altında imzalamak zorunda kaldığımız Mondros Mütarekesine rağmen,  galip devletler (İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya) uyruk alacaklılara, savaşa girdiğimiz zaman durdurulan ödemelerle ilgili problemler çözüme bağlanamadığından 1919 Mayıs'ına kadar ödemelere başlanamamıştır. Savaşın başında 153,7 milyon lira olan dış borç, savaş boyunca Almanya'ya borçlandığımız 150 milyon lira ile %100 oranında artarak 303,7 milyon liraya ulaşmıştır. Bu borçların büyük kısmını Kurtuluş Savaşı boyunca yapılması gerekli silah ve malzeme alımlarında son derece ihtiyaç duyulacak, sterlin, frank ve mark gibi yabancı paralarla ödemek zorunluluğu vardır.

   Osmanlı İmparatorluğunun müttefikleriyle yapılan Versailles (28 Haziran 1919) ve Saint Germain (10 Eylül 1919) Anlaşmaları, Düyunu Umumiye'nin evrakı nakdiyelerinin de kaderini çiziyordu. Bu anlaşmalara göre, Düyunu Umumiye adına, birinci tertip çıkartılan paranın karşılığı olarak Reichsbank ve AvusturyaMacaristan Bankasında saklanan altınlar, anlaşmaların yürürlüğe girmesinden sonra bir ay içinde galip devletlerin gösterecekleri kuruluşlara teslim edilecekti. Böylece çıkarılan evrakı nakdiyelerin birinci tertibi karşılıksız kalmış oluyordu. Evrakı nakdiyenin 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 tertipleri ise hazine bonosu karşılığında çıkarılmıştı. Eğer savaş Osmanlılar ve müttefiklerin galibiyetiyle sonuçlansaydı; paraların üzerinde gösterilen vadelerde, bu paraların değeri kadar altın %6 faizle Osmanlı İmparatorluğuna ikraz edilecek, Düyunu Umumiye de bu kağıt paraları altınla değiştirecekti.[13]  (TBMM Zabıt Ceridesi, Cilt 20, İ: 33, 30 Aralık 1924, C: 1, s. 200) Versailles Anlaşmasının 159. Maddesiyle, Almanya, hazine bonolarını altınla değiştirmeyi kabul ediyor; ama süresini 12 yıla çıkarıyordu. Bu bakımdan evrakı nakdiyenin önemli bir bölümünün karşılığı hukuken ortadan kalkmıyordu; ama pratikte Almanya'nın hızla mali bir iflasa sürüklenmesi sonucu bu paralar fiilen karşılıksız kalıyordu. Ayrıca Versailles Anlaşması'nın 261, Saint Germain Anlaşmasının 90. maddeleriyle,  Almanya ve Avusturya Devletlerinin tüm alacak ve imtiyazları, galip devletlere devrediliyordu ve altın tertip evrakı nakdiye de, devredilen bu alacaklar arasındaydı. Böylece ilginç bir durum ortaya çıkmakta, Osmanlı İmparatorluğunda tedavülde olan bu paranın Osmanlı Devletiyle ilişkisi kalmamış olmaktaydı.  [14] (Ersal Yavi, Batırılan Bir Ülke Nasıl Kurtarılır, Günümüz Türkiye'sine Kıssadan Hisseler, 2. Kitap (1919-1950), S. 87)

  Mütarekenin başlangıcından, İstanbul'un Milli Hükümete geçmesine kadar geçen, yaklaşık dört yılda, İstanbul'un dış ticaret açığının 60 milyon altın liraya tekabül eden 312 milyon lira olduğu tahmin edilmektedir.[15] (Vedat Eldem, "Cihan Harbinin ve İstiklal Savaşının Ekonomik Sorunları", s. 400) İstanbul ithalatçılarının altın gereksinmesini karşılamak için, İstanbul ve İzmir'deki bazı girişimciler, örgütlü bir şekilde halkın elindeki altını toplamaya çalışmışlardır. [16] (Vedat Eldem, "Cihan Harbinin ve İstiklal Savaşının Ekonomik Sorunları", s. 400) Altın üzerine spekülatif bir piyasa oluşmuş ve muhtemelen bu, altının değerini dengi fiyatların üzerinde tutmuştur. Bu dönem, İstanbul'dan dışarıya, büyük ölçüde altın çıkışının olduğu dönemdir.  [17] (Ersal Yavi, Age  S. 89)

    Bunun ötesinde Bankı Osmani Şahane'nin (Osmanlı Bankası) de, Fransa'ya önemli ölçüde altın gönderdiği anlaşılmaktadır. Bankanın, I. Dünya Savaşı'nda elinde toplanan altını, Fransa'ya transfer etme talepleri, bu altınların Bankanın sermayesini teşkil etmekte olduğu gerekçesiyle kabul edilmemiştir. Oysa Banka, işgal döneminde, bu izni kolaylıkla almış ve biriken altınları Fransa'ya göndermiştir.  [18] (TBMM Zabıt Ceridesi, Cilt: 25, İ: 176, 18 Ocak 1339 (1923), C: 1, s. 416)

Yani ortada kullanımda çok az miktarda altın ve bir miktarda kağıt para vardı. Devlet ve vatandaş parasızlık içindeydi. Olan parada genelde gayrimüslümlerin, tefecilerin, bankerlerin elindeydi. Yani devletin kasasında Milyonlarca altın yoktu.

Rıza Tevfik :

"Maarif Nezaretinin kasasında beş yüz lira kağıt para vardı." [19](Biraz da ben konuşayım s. 199) Diyor.


   Bunun sebebi 1838 Balta limanı Gümrük Birliği anlaşması ile başlayan, borçlanmayla devam eden süreç sonunda Osmanlı devletinin iflas etmiş 1878 yılında Duyunu umumiye ile mali kaynakların reji idaresinin eline geçmiş olmasıydı.

  Ülkede bir yandan Maliye Nezareti, öte yandan Duyunı Umumiye gibi iki mali kurumun var oluşu, devletin bağımsızlığını zedelediği gibi, masrafa da yol açmaktadır. Duyunu Umumiye elinde ne denli çok gelir bulunuyorsa, bu kuruluşun örgütü de o denli yaygınlaşacak, giderleri de o denli artacaktır doğallıkla.

   Öte yandan Maliye Nezaretinin giderleri de eksilmeyip hiç değilse aynı durumda kalmaktadır. Duyunı Umumiye yönetimine giden gelirler, devletin, zaten pek çok artmış olan ve devlet bünyesini sarsmakta bulunan bütçesini daha da ağırlaştırmaktadır.

  Duyunı Umumiye'nin yayınlamış olduğu resmi bilgilere bakıldıkça, sözü geçen yönetim 1 Mart 1912'ye değin 8931 memur kullanmaktadır. Bunların 5652'si sürekli, 3253'ü geçici memurlardır. Yönetim aşar ve başka gelirleri topladığı sıralarda düzenli olarak geçici memurlar kullanmaktadır. [20] (Parvus efendi, Türkiye'nin Mali Tutsaklığı, May Yayınları,  Aralık, 1977, s. 75)

    Devletin kasasında milyonlarca altın yoktur. Devlet çok büyük sıkıntılar içerisindedir. Devletin kasasında bu para olsa bile halen düşmanla karşı karşıya bulunan bir devlet için bu paranın çok büyük bir meblağ olmadığı ortadadır.

   Asıl bakılması gerekenler belgelerdir ve Mustafa Kemâl'e yol için gerekli harcırahları, peşinen ve makbuz mukabilinde verilir. Bakanlar kurulunun (Meclisi Vükela) tutanaklarını inceleyen Prof. T. Gökbilgin: kendisinin 1000 lira aldığını 300'ünü Samsun mutasarrıflığına verdiğini aynı durumun öteki illerde de olduğunu" yazmaktadır. Hükümet bu sorunu çözücü kararlar aldığı gibi 1 haziran 1919'da "Mustafa Kemal ve kurulunun ödeneği Savaş bakanlığı bütçesinden verildiği belirtilerek, ödeneklerin yarım aylık oranında bir zam kararı" alıyordu. Bu karardan anlaşıldığına göre, kurulun aylık ödeneğinin yarısı 57.269 kuruştu. Yani 572 lira 69 kuruş.Bakanlar kurulu bu zam kararını kabul etmiştir.  [21]( T.Gökbilgin 1/84 S.Akşi s.335)

Karar tutanaklarından anlaşıldığına göre 9. Ordu müfettişi olarak Anadolu'ya görevlendirilen M. Kemal'e sadece 1000 lira verilmiştir. 18 kişilik kurulun aylığı ise 114.538 kuruştur. (Yani 1141 lira 38 kuruş.)1 Hazirandan itibaren 57.269 kuruş daha zam yapılmıştır.

İSTİKLAL SAVAŞI YAPANLARIN MALİ DURUMU NASILDI?

 Kadir Mısırlığoğlu, Vehbi Vakkasoğlu, H. Hüseyin Ceylan taifesi Yüzbinlerce altından hatta hızlarını alamayıp milyonlarca altından bahsederlerken acaba Milli mücadeleye soyunmuş Mustafa Kemal ve Arkadaşlarının gerçek durumu neydi ona bir bakalım:

  Mustafa Kemal zaten parasal sıkıntı içerisinde olup aylığı ile geçiniyordu.[22] (Y.H.Bayur 1/289)  Anadolu'ya giderken bu para sorunu Rauf beyle görüşmüşler Karakol örgütünden Topçuoğlu Nazmi bey, Rauf beyle Beş bin lira Anadolu'ya göndermişti.

  Milli kurtuluş hareketinin teşkilatlanması için düzenlenen Batı ve doğu Anadolu Kongrelerinde mali sıkıntılar temel sorun olarak kendini göstermişti.

  Bütün kongrelerde ilke olarak halktan "ayni ve nakdi teberru" toplanması öngörülmüş, bunun dışında Milli mücadeleye nasıl kaynak bulunacağı konusunda kesin ve sağlam karlar alınmamıştır. Başlangıçta el koyma ve borçlanma şeklindeki finansman yolarına baş vurmaktan ülke olarak kaçınılmıştır. Özellikle Mustafa Kemal'in Sivas Kongresindeki bu konudaki titizliği dikkat çekicidir.

Balıkesir, Nazilli ve Alaşehir Kongreleri mali kaynaklar konusunda daha ayrıntılı kararlar almış ve bu kararlar uygulanmaya çalışılmıştır. Kuvayı Milliye Birliklerinin yoğun bir mücadele içinde oluşu Batı Anadolu Kongrelerinde daha pratik ve somut kararlar alınması zorunluluğunu doğurmuştur. Batı Kongrelerindeki ayrıntılı ve uygulamaya yönelik mali kararlara karşılık, örneğin Sivas Kongresinde sadece "teberru" toplanmasına ilişkin bir ilke karı alınmıştır.

   Ancak, sadece "Teberru" toplamak yoluyla mali sıkıntılara çözüm bulunamamış, Büyük Millet Meclisinin açılmasına kadar bütün ağırlığıyla süren bu sıkıntılar daha sonraki dönemlerde de önemini korumuştur.

   Mustafa Kemal'in Erzurum Müdafaai Hukuk Cemiyeti'ne Sivas'tan 22.11.919 ve Ankara'dan 01.1.1920 tarihlerinde gönderdiği iki telgrafla, Heyeti Temsiliye giderlerinin karşılanması için Erzurum, Trabzon, Diyarbakır, Elazığ, Samsun, Bitlis ve Erzincan'a ilişkin toplam olarak 3340 liralık katılma payını iki kez istemek zorunda kalması çekilen para sıkıntısın göstermek bakımından önem taşımaktadır.[23] (Telgrafların metni için bkz., Atatürk'ün tamim Telgraf ve beyannameleri IV. S. 127-128 ve 145-146.)

  Sivas Osmanlı Bankası Müdüründen zorla 1000 lira borç alınmış Sivas Ankara yolculuğu içinde Hacı Bektaş dergahı şeyhi Cemalettin Efendi'den yardım görülmüştü. Aynı sıkıntılar Ankara’da da yaşanmış Müftü Rıfa Efendi Tüccarlardan 800 lira toplamıştı. [24] (Mazhar Müfit Kansu Erzurumdan) Görüldüğü gibi bu mücadele para ile başarılmamış iman kuvvetiyle yürütülmüştür.

Halktan para istenmekten çekiniliyordu.[25] (Kansu, I/269 v.d.) Erzurum ve Sivas'ta delegeleri genellikle ileri gelir kimseler ağırlıyorlardı. Otomobillerin benzinleri, Sivas Amerikan okulundan hediye olarak sağlanmıştı. Sivas Osmanlı Bankası müdüründen zorla bin lira ödünç alınmıştı. Sivas  Ankara yolculuğunda kurul Hacı Bektaş dergahı şeyhi Cemalettin Efendiden yardım görmüştü. Aynı sıkıntılar Ankara'da da yaşandı. Müftü Rıfat Efendi tüccardan 800 liranın üzerinde para toplamıştı. Moskova'ya gidecek kurulun yolluğu tüccardan ödünç alınmıştı. [26] (Doğan Avcıoğlu - Türkiye'nin Düzeni (1969), I/204)

Erzurum Kongresi sonrası Sivas'a gidiş Mustafa Kemal ve arkadaşları için sorun olmuştur.

Erzurum'a geldiği zaman Mustafa Kemal'in 800 lirası vardır. Arkadaşlarının da Mahzar Müfitin deyimiyle beş, on kuruşu vardır. Ancak bu paralar Erzurum'da bitirilmiştir. Mahzar Müfit Sivas'a gidiş hazırlıklarını şöyle anlatır:

"Akşam yemeğinde Paşa, yine Sivas yolculuğuna bahsi intikal ettirerek sordu:Hazır mıyız?Ve, düşündüklerini anlattı, ben de:Elimizde çürük çarık üç otomobil var. Karoserleri berbat. Körükleri yırtık pırtık. Güneşin zararı yok. Fakat, yağmur yağarsa fena. Lambaları da yok. Karpit yakacağız. Geceleri yola devam etmek mecburiyetinde kalırsak Karpit de yanmaz. Burada karpit tedarik edebilmenin de imkânı yok.Çürük çarık, yırtık pırtık, lambalı lambasız gideceğiz. Ancak üç otomobil hepimizi ve eşyanızı nakle kâfi mi?...diye sordu.Tabii kâfi değil.Cevabını verdim. Hemen taksimi yaptı:Rauf, Süreyya, Hüsrev, Raif Beylerle sen, Cevat Abbas ve Muzaffer otomobillere taksim oluruz. Şeyh Fevzi efendi için de yer ayırır, kendisini Erzincan'dan alırız. Recep Zühtü, Hayati, Memduh ve diğer zabit arkadaşlarla eşyalarımız da arkadan ve araba ile gelirler.Güzel paşam. Ben de böyle düşünüyordum. Ancak, üç dört arabaya ihtiyacımız var. Bugün belediye reisi ile görüştüm. Ucuza bize araba temin edecek. Fakat 400 lira kadar bir paraya ihtiyacımız olacak.Dedim ve ilave ettim:Tabii yol boyunca ve Sivas'ta da paraya ihtiyacımız olacak .Kasamızsa malûm!Paşanın bu anda üzgün bir sima iktisap ettiğini gerçekten üzülerek hissettim. Kaşlarını çatarak ve dişlerini sıkarak gözlerini masanın üzerinde duran kahve fincanına dikti ve hafif bir sesle:Evet bir de para meselemiz var…  [27]( Mustafa Kemal Paşanın "Evet, bir de para meselemiz var" diye değindiği sorun, ne yazık ki, milli mücadelenin başında olduğu kadar, bütün mücadele boyunca temel sorun olmakta devam edecektir)
diye söylendi. Onun bu anını ve bu halini görüpte üzülmemenin imkânı yoktu. Bir millet mücadelesinin ve bir millet mücadelesinin ve bir millet kurtuluşunun yolunda üniformasına ve kesesindeki sekiz yüz lirasına kadar maddi her şeyini kaybeden ve bütün, zekâ enerji ve mana kudretini büyük idealine hasreden bir atamın artık hiç olmazsa para mevzuu ile ilgisi olmamalı; bin bir galie içinde onu düşünmekten azade bulunmalı idi.Onun içindir ki, Paşa'nın:Evet.. bir de para meselemiz var…Deyişindeki ıztırabı hisseder etmez, onun daha çok üzülmesine, düşünmesine fırsat vermemek için:Paşam, siz bu mevzuuyla meşgul olmayınız. Elbette bir tedbir düşüneceğiz.Diyerek ve mevzuu değiştirmek kasdiyle ortaya manda mevzunu attım:Paşam, Sivas'ta galiba manda meselesi bizi çok üzecek e yoracak…Dedim. Hakikaten Paşa'nın bam teline dokunmuşum. İdealist ve heyecanlı adam, birden yerinden fırladı ve: Ahmaklar, memleketi Amerikan mandasına, İngiliz himayesine terk etmekle kurtulacak sanıyorlar. Kendi rahatlarını temin etmek için bütün bir vatanı ve tarih boyunca devam edip gelen Türk istiklâlini feda ediyorlar!Dedi." [28] (Müfit Kansu, Erzurum'dan ölümüne kadar Atatürk'le beraber, c.1 TTK Yayınları, Ankara 1966,s.170-171.)






[1] Kısakürek,.171, 179, 180 v.d.
[2] Vahüdiddin, s.156
[3] 1.C.s.182
[4] Turgut Özakman, Age s. 275.
[5] Turgut Özakman, Age s.278
[6] S.Selek Radi Azmi Yeğen’in verdiği bilgiye dayanarak şöyle yazıyor: "Dahiliye Nezareti örtülü ödeneğinden ödenen bu parayı 25.000'lira M.Ali Bey, yanında emniyet şube müdürlerinden Radi bey olduğu halde, M.Kemal Paşayı Samsun'a götürecek vapura hareketinden biraz önce gelerek bizzat vermiş ve klişesi yayımlanan makbuzu da orada Radi Bey yazmıştır." (Anadolu ihtilali,s.133)
[7] Biri de Vahidettin'in M.Kemal'e 40.000 sterlin verdiğini iddia ediyormuş. (Türk Devrim Tarihi, 1.C.,s.163) Artık yalanı da dövize endekslemişler Turgut Özakman
[8] C.Dursunoğlu,M.M.de Erzurum, s.138
[9] Turgut Özakman, Age  s. 280.
[10] Vehbi Vakkasoğlu Son Bozgun, 1.C.,s.143
[11] İlhan Tekeli, Selim İlkin, s. 200
[12] Alptekin Müderrisoğlu, Kurtuluş Savaşın Mali Kaynakları, Maliye Bakanlığı Ellinci Yıl Yayınları, 1974, s. 152-153.
[13] TBMM Zabıt Ceridesi, Cilt 20, İ: 33, 30 Aralık 1924, C: 1, s. 200
[14] Ersal Yavi, Batırılan Bir Ülke Nasıl Kurtarılır, Günümüz Türkiye'sine Kıssadan Hisseler, 2. Kitap (1919-1950), S. 87
[15] Vedat Eldem, "Cihan Harbinin ve İstiklal Savaşının Ekonomik Sorunları", s. 400
[16] Vedat Eldem, "Cihan Harbinin ve İstiklal Savaşının Ekonomik Sorunları", s. 400
[17]  Ersal Yavi, Age  S. 89
[18] TBMM Zabıt Ceridesi, Cilt: 25, İ: 176, 18 Ocak 1339 (1923), C: 1, s. 416
[19] Biraz da ben konuşayım s. 199
[20] Parvus efendi, Türkiye'nin Mali Tutsaklığı, May Yayınları,  Aralık, 1977, s. 75
[21] T.Gökbilgin 1/84 S.Akşi s.335
[22] Y.H.Bayur 1/289
[23] Telgrafların metni için bkz., Atatürk'ün tamim Telgraf ve beyannameleri IV. S. 127-128 ve 145-146.
[24] Mazhar Müfit Kansu Erzurumdan
[25] Kansu, I/269 v.d.
[26] Doğan Avcıoğlu - Türkiye'nin Düzeni (1969), I/204.
[27] Mustafa Kemal Paşanın "Evet, bir de para meselemiz var" diye değindiği sorun, ne yazık ki, milli mücadelenin başında olduğu kadar, bütün mücadele boyunca temel sorun olmakta devam edecektir.
[28] Mahzar Müfit Kansu, Erzurum'dan ölümüne kadar Atatürk'le beraber, c.1 TTK Yayınları, Ankara 1966,s.170-171.



Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı 23 - 25.000 Lira Verildiği İddiası Reviewed by Türk Asya on Salı, Haziran 17, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.