Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı 21 - İstiklal Savaşı'ndaki Vahidettin Yalanları

Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı

Bölüm 21

İstiklal Savaşı'ndaki Vahidettin Yalanları




KURTULUŞ SAVAŞINDA VAHİDETTİN’E PAY ÇIKIRMAK İÇİN SÖYLENEN YALANLARI ANLATMAYA DEVAM EDİYORUZ



Damat Ferit, 22 Nisan 1920'de Amiral Webb'i ziyaret ederek, Milli Mücadeleyi yürüten bütün paşaların yakalanıp Malta'ya gönderilmesini isteyecektir; birkaçının adı :


"M. Kemal Paşa, K.Karabekir Paşa, A.Fuat (Cebesoy) Paşa, Nihat (Anılmış) Paşa, Muhittin (Okyayüz) Paşa, Galip (Türker) Paşa vb…" (B.N.Şimşir, Malta Sürgünleri, s. 184185; Webb'ten Milne'e gizli yazı


  1919 da Anadolu'da bulunan bütün paşalar bunlar, atanma biçimleri ve tutumları da böyle. Vahidettincilerin ikide bir ileri sürdükleri, 'genç paşaların Anadolu'ya gönderildiği' masalının iç yüzü de bu.

  Yalnız Ali Nadir Paşa gibi bir zavallının, İzmir'deki 17. Kolordu Komutanlığına atanmış olması bile Vahidettincilerin iddiasını tek başına iflas ettirmeye yeter!

  İstanbul, Anadolu'daki bazı birliklerin başına, gerçekten birtakım paşalar ve emekli subaylar yollamaya yeltenecektir ama Milli Mücadeleyi söndürsünler diye.

  Mesela Genelkurmay Başkanlığına, İlerde Sevres Andlaşmasını imzalayacak olan emekli Hadi Paşa; 3. ordu Müfettişi M.Kemal'in ve Müfettiş Vekili Karabekir'in yerine, Balkan yenilgisinden sorumlu emekli Abdullah Paşa, 20 .Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşanın yerine, önce Ahmet Himmeti Paşa, daha sonra [1]( T.M.Göztepe, V.M. Gayyasında, s.212; Mufassal Osmanlı tarihi 6.C.,s.3494)  yine emekli subaylardan her işi karanlık Kiraz Hamdi Paşa  [2]( K.Karabekir, İstiklal Harbimiz esasları, s. 84;  A.F.Cebesoy, M.M.Hatıraları,s.184) bu konuda GRYT Ansiklopedisi, daha da ileri gidiyor ve şöyle yazıyor:


"Sultan Vahidüddin güvendiği devlet adamları ile subaylara vazifeler vererek, Anadolu'daki Milli Mücadele harekâtını başlatmıştır. Bazı subayları ilk önce Doğu Karadeniz'e, oradan Doğu Anadolu'ya gönderirken, bazılarını da Ege'ye göndermişti (!). Ege'de mukavemet (direniş) teşkilatları kurmakla vazifelendirilen Bahriye Nazırı Rauf Bey (Orbay), Çerkes Ethem beyle de temas kurmuş ve onu vazifeye davet etmişti."  [3](2.C.,s.113.)


  Aynı iddiayı, ansiklopedi yazarlarından Burhan Bozgeyik, Çerkez Ethem adlı masal kitabında da ileri sürüyor.[4]( Burhan Bozgeyik s.15)

  Rauf Bey anılarında, Vahidettin ve hükümetleri hakkındaki olumsuz düşüncelerini, Anadolu'ya M.Kemal'le birlikte verdikleri karar sonucu geçtiğini, ayrıntılı olarak [5] (Yakın Tarihimiz, 2. C.,s.401-404, 3. C.,s.16-18) açıklamaktadır.

  Rauf Orbay diyor ki "İstanbul'un Sarayı, Babı Alisi ve ne pahasına olursa olsun iktidar hırsıyla her şeyi göze almış görünen bir takım haris politikacılarıyla arz ettiği durum, bizler için buradan uzaklaşıp Anadolu'nun bir köşesinde çalışmaya koyulmaktan başka çare kalmadığını sarahatle (açıkça) gösteriyordu.[6](Yakın Tarihimi, 1. c.,s.403.)

Vahidettin ise, 1923'te yayımladığı beyannamesinde, Rauf Beyden şöyle söz ediyor:


"Muhalefete ön ayak olmak küstahlığını gösteren Rauf Bey…" [7]( K.Mısıroğlu, Hilafet,s.190.)


İstanbul, Anadolu'ya gerçekten bazı devlet adamları (!) yollamıştır ama görevleri "Milli mücadele harekâtını başlamak" değil, kösteklemektir. Birkaçının adını vereyim; Kambur İzzet (İzmir'e vali), Gümülcineli İsmail ile Nemrut Mustafa (Bursa'ya vali), Artin Cemal (Konya'ya vali), Ali Galip (Önce Elazığ'a, sonra Sivas'a vali), Abdurrahman bey (Adana'ya vali); Aznavur Ahmet (Balırkesir’de Mutasarrıf), Osman Kadri (Bolu'ya mutasarrıf) İbrahim Bey (İzmir'e mutasarrıf).. "Her biri milli mücadeleye bir Yunan alayı kadar zarar vermiştir.[8] (Jaeschke, TKS Kronolojisi I, s. 23; KS Günlüğü, 1.C.,s.235,3.C.,s. 233; Yüzbaşı Selahattin'in Romanı, 2.C.,s.113-119; Durmuş Yalçın, Milli Mücadelede İdareciler, s. 407 vd., Akt Turgut Özakman Age s.270)

Abdurrahman Dilipak, belgesiz, delilsiz, mesnetsiz Gerçek Dışı hadiseleri sıralamaya devam ediyor ve  "Vahidettin'in halk hareketini teşvik etmek için birçok yere mektup yazdığını” açıklıyor. Böyle fütursuzca yazdığına gör elinde belgeler olmalı.Şu mektupların hepsini değil, hiç olmazsa birinin içeriğine ve kime yazıldığını açıklasa da uydurmadığına inansak.[9] (Turgut Özakman, Age  s. 270.)

Abdurrahman Dilipak Delilsiz mesnetsiz gerçek dışı icatlarına devam ediyor:

 "Bir yandan Vahidettin, bir yandan hükümetin belli başlı üyeleri, paşalar ve bazı Meclis üyeleri ve sürekli olarak M. Kemal tarafından aranarak, Milli Hareketin gelişmesi yönünde fikir üretiliyordu."[10]  (CG Yol,s.59) 
Diyor. Atıcılık şampiyonluğuna benzedi bu iş. Sayın Dilipak M.Kemal ve Vahidettin'in  birlikte fikir ürettiklerini belgeleyen bir tek kanıt, mektup, telgraf, tanık, kayıt, anı, pul kadar bir belge sunarsa memnuz oluruz.




MUSTAFA KEMAL'E VERİLEN PARA


Özellikle Vahidettin yanlısı yayınlar, Bağımsızlık Savaşının verilmesinde Padişah Vahidettin'e pay çıkarmak ve Vahidettin'i aklamak amacıyla böyle bir iddia peşindedirler. N.F. Kısakürek Padişah'ın cebinden "bir rivayete göre" (dikkat: kesin bilmiyor), 30, 40 veya 60 bin altın lira, 400.000 veya 866.000 lira veya altın verdiği şeklinde iddialar bulunuyor.



MUSTAFA KEMAL'E 40.000 ALTIN VERİLDİĞİ İDDİASI


Turgut Özakman. Mısırlıoğlu, padişahın kendi atlarını atarak "sağladığı kırkbin altını" M. Kemal'e verdiği, [11](Mısıroğlu, s.93.)  iddiasının yanlışlığını cevaplarken, Nihal Atsız’ın da aynı iddiayı ortaya atarak 
"Vahidettin, M.Kemal Paşaya teşkilat yapması için 40.000 altın vermiştir. Bu paranın önemli kısmı, eskiden beri beslediği değerli yarış atlarını satmak suretiyle elde edilmiştir."

[12] (Türk Ülküsü,s.86) dediğini ifade ediyor

Bakınız bu konuda Turgut Özakman nasıl bir cevap veriyor: [13] (Turgut Özakman, Age s. 275.) 

Önce şunu belirteyim: Vahidettin'in, eskiden beri değerli yarış atları beslediğini belirten hiçbir kaynağa rastlamadım. Güvercin merakından bile söz edilirken, [14] (Hanedan içinde güvercin merakını en ziyade ileri götüren ve en iyi cinslere malik olduğundan bahsedilen Vahidüddin idi, ondan sonra da Sultan Reşat gelirdi." (H.Z.Uşaklıgil, Saray ve Ötesi, 3.C.s.31; ayrıca A.F.Türkgeldi, Görüp İşittiklerim,s.269 vd.)birçok değerli yarış atı beslediğinin dikkatten kaçtığı ve bu olayı kimsenin bilmediği düşünülmez. Diyelim ki at yetiştirdiği doğru. Bu taktide, 40.000 altının mühim bir kısmı için, on beş kadar yarış atı satmış olması gerekir. [15]( Cemal Paşa, M.Kemal'in çok değerli üç Arap atını 5.000 altına satabilmiştir. (H.Bayur, Hayatı ve Eseri,s.135))

1- O kadar çok yarış atının beslenip yetiştirilmesi için ciddi ve büyük bir tesis geniş bir eğitici ve bakıcı kadrosu gerekir. Çengelköy'deki köşkünün bahçesinde, ne böyle bir tesise imkân var, ne böyle bir tesisin kalıntısına rastlandı, ne de böyle bir tesisten söz eden birini duyduk. Damadı ve süvari binbaşısı İ.Hakkı Okday, Vahidettin'in Çengelköy'deki köşkünü uzun uzun anlatıyor ama Vahidettin'in at merakından da, atlarından da hiç söz açmıyor  [16] (s.22 ve 333 vd.) Olsa ilgisini çekmez ve yazmaz mıydı?
2- Vahideddin'in atlarından biri bile yarışlara katılsa, gazete haberi olmaz mıydı? Böle bir haber yok. Yarışlara sokmayacaksa, neden besliyordu o kadar çok atı? Birkaç soylu ve değerli ata sahip olmak, anlaşılır bir meraktır. Ama sağlığı sebebiyle uzun yıllardır ata binemediği halde ve at ticareti yapmak da bir Osmanlı Veliahdına ve Padişahına yakışmayacağına göre, o kadar çok ayrış atı beslemesinin sebebi ne?
3- O kadar atı, mütareke döneminin çetin koşulları içinde, kim satın alır, neden satın alır ve o atları ne yapar? Şimdiye kadar atları satın alanlardan biri bile, ben satın aldım, şu kadar altın ödedim diye bir açıklama yapmış değil. Neden Vahideddin hakkındaki olumlu bir tek iddiayı doğrulayacak hiçbir ciddi tanık, yarım yamalak da olsa bir belge, bir mektup, silikçe bir kayıt bile bulunamıyor? Olsa ortaya çıkmaz mıydı? Bu durum, Vahidettincilerin yazılarını izleyen okurları derin derin düşündürmüyor mu?
4- Vahidettin'in kimsenin doğrulamadığı "iyi bir binici olduğu" iddiasının, at satma olayına hazırlık olmak üzere uyduruluş bir hikaye olduğu anlaşılıyor.”

Anadolu'ya gönderilen kurula "büyük paraların ödendiği" dahası "Devlet hazinensin bu yola Anadolu'ya kaçırttırıldığı" iddiasında, Türk Bağımsızlık Savaşının verilmesi olayında padişah Vahidettin'in ve Hükümetinin gizli eli olduğu anımsatılmak istenmektedir. M. Kemal 6,7 ve 13 Mayıs tarihlerinde Savaş Bakanlığına başvurarak ivedilikle gidebilmesi için bir takım gereksinimlerinin giderilmesini istemişti: 


"Müfettişlik karargahındakilerin üç aylık maaşlarının peşin ödenmesini, olağanüstü giderler için bir miktar para, iki binek otomobili, karargahın seferi bir karargâh sayılmasını" ve bunlarla birlikte ve bir takım bilgilerin yanı sıra; "kuruldaki kişilerin hazırlıklarını yapmak ve ailelerinin gereksinimlerini sağlamak için gereken paranın hemen verilmesini" istiyordu.[17](Jaeschke, s. 115; Gökbilgin, I/81; Selek, s. 211; Sarıhan (1982), I/237. Harp Tarihi Vesikaları Dergisinin 1. sayısında yer alan bu belgenin ayrıca tam metni için bkz: Kadir Mısıroğlu - Lozan Zafer mi, Hezimet mi? (1971), II/191 v.d.)


İki ganbot'la üç motorbot'un M. Kemal'in buyruğuna verildiğini biliyoruz. [18]( Bayur, I/295.) Fakat otomobillerle "yüklü para"nın kurula verildiği hakkında kesin bir bilgi elde edemiyoruz. Zaten "yüklü para" masalını işleyen tüm yazarlar oldukça çelişik rakamlar veriyorlar. Eğer belli bir miktar para ödendiyse o da kurulan aylıkları ve bir takım giderlerin karşılığı olabilir ki, bundan hiçbir zaman padişahın devlet hazinesini Anadolu'ya geçirdiği, Bağımsızlık Savaşı uğruna kullanılmasını istediği sonucunu çıkaramayız. [19](Doç.S.Akşin de Kurtuluş Savaşı verilmesi için Atatürk'e para verilmediği kanısında.)  Belli bir miktar ödenek ve aylık verilmiş olabilir desek ve En yüksek rakamı veren Mısırlıoğlu veya Nihal Atsız'ın iddiasını bir an için doğru kabul etsek dahi, bu iddia edilen rakamın çok yüksek bir para olmadığını görürüz. Nitekim, Damat Ferit Paşa 10.6.1920'de Paris'e Barış görüşmeleri için giderken üç  beş kişilik kurulunun giderleri için 70.000 lira verilmişti. [20](İ.M.Kemal İnal - Osmanlılar Devrinde Son Sadrazamlar,s.2059.) Anadolu'daki Milli direnişleri bastırmak için merkezden gönderilen Şehzade Abdurrahim başkanlığındaki Öğüt kuruluna 3 milyon lira para ödenmişti.   (Akşin, s.250.)[21] Bu bol bol saçılan paralara bakıldığında M. Kemal ve 18 kişilik kuruluna ödendiği iddia edilen para aslında hiç de çok sayılmaz. Bilindiği gibi bu kurul 18 kişiydi ve Anadolu'da uzun süre kalacaklarından ailelerinin giderleri de peşin ödenmesi gerekiyordu.


Fakat M. Kemal ve Kurulunun Anadolu'da büyük parasal sıkıntılar çektiği göz önüne alınırsa savunulan "büyük paralar"ın varlığının kuru iddia ve yalanlar dizisi olduğunu bellidir.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Padişah, yanından ayrılan Mustafa Kemal'e  başarı dileyerek üzerinde kendi tuğrası olan bir saat hediye eder. Verilen bir kaç hediye ufak bir torbaya konulur, Mustafa Kemal'de bu hediyeleri koltuğunun altına alır.

Koltuk altına alınan bu küçücük torbanın içinde H.Hüseyin Ceylan'ın dediği gibi 40.000 altın yoktur. Olması da mümkün değil 40.000 altın : 7,6 gr.x40.000 = 304.000 gram yani 304 kilo tutuyor. Verilen buyruğun açıklanmasından bile çekinen saray, açıkça bu kadar para vermiş olamayacağına göre, bu sayı ve ağırlıktaki altını, M.Kemal ile yaveri Cevat Abbas acaba Yıldız sarayından Şişli'ye kadar nasıl ve gizlice taşıdılar? Taşıyabilirler mi? Yoksa bu altınları, Şişli'deki eve gizlice Vahidettin'in konyak içtiğini ya da Dr. Reşat Paşayı Zeki'nin öldürdüğünü açıklamaktan dahi çekinmeyen bu yakın adamlarından birisi olsun, neden bugüne kadar böyle bir açıklama yapmadı?

Turgut Özakman bakınız ne güzel yorumluyor:

Altınlar herhalde sandıklara yerleştirilmiştir. Her sandık, 50 kilo olsa, kırk bin altının altı sandık eder. Altı sandık dolusu altın, Şişli'den Galata rıhtımına, rıhtımdan motora, motordan Bandırma gemisine, gemiden Samsun rıhtımına, oradan Mıntıka Palas oteline, oradan Havza'ya, Amasya'ya, Erzincan'a, Sivas'a, Erzurum'a, Kırşehir'e, Kayseri'ye, Ankara'ya nasıl taşınır?


Kimler taşır? Hiç kimsenin ilgi ve merakını çekmez, biri bile "bunlar nedir?" diye sormaz mı?

Mesela Refet Paşa, K.Karabekir Paşa Rauf Bey bu esrarlı sandıklardan neden hiç söz etmiyorlar?

M.Kemal sandıklarda altın olduğunu arkadaşlarına söylediyse, neden hiç biri bu güne kadar bu altınlar konusuna değinmedi?

Neden gerektikçe altınları harcamayıp da ona buna muhtaç oldular?

Kırk bin altının Samsun'dan Ankara'ya kadar nasıl taşındığı da, başlı başına bir bilmece." Diyor. [22] (Turgut Özakman, Vahidettin,M. Kemal, Eylül 1997, s. 276.)

ATIŞ DEVAM EDİYOR VERİLEN ALTIN 40.000 DEĞİL "400.000" MİŞ (!)

Turgut Özakman’ın açıklamalarıyla devem ediyoruz:

M.Şevket Efendi, Vahidettin'in 400.000 lira gönderdiğini iddia ediyor ama kanıt olarak da, az sonra sözü edilecek olan 1.000 liralık bir makbuzun fotokopisini gösteriyor. Kalan 399.000 lira ne olacak peki? Eh, artık ona da, M.Şevket Efendinin gül hatırı için inanacağız. Öyle ince eleyip sık dokumaya, belge aramaya ne gerek var? Maksat Vahidettin'in namı kurtulsun! [23] (Turgut Özakman, Vahidettin, M.Kemal ve Milli Mücadele, yalanlar, yanlışlar, yutturmacalar, Bilgi Yayınevi, Birinci Basım Eylül 1997, s. 276.)

K.Mısıroğlu, sanki kanıtlanmış gibi bu iddiaya sarılarak diyor ki:


"Dört yüz bin altın ne demektir, düşününüz. Üstelik bir başka döt yüz bin lira meselesi daha var. Onu da M.Kemal Paşa bizzat itiraf ediyor. (Dayanak olara da 1927 baskısı Nutuk'un 209. sayfasını gösteriyor.) Aydın cephesinin ihtiyacı için kullanılmak üzere Donanma Cemiyetin elinde bulunan paralardan dört yüz bin lira talep etmiş, İstanbul Hükümeti de bu isteği yerine getirmiştir. (Ama Nutuk'ta verilen bilgi böyle değil, bu kadar da değil ama açıklamıyor!) Bu kadar parayla neler olmaz!"  [24]( S.Mücahitler,s.50 vd)


H.Hüseyin Ceylan ise para ile ilgili iddiasına, Vahidettin ile M.Kemal'in 15 Mayıs 1919 günkü veda sahnesiyle başlıyor, "Enver Behnan Şapolyo olayı şöyle anlatıyor" diyor ve onun K.Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi adlı kitabının 302. sayfasından alıntı yapıyor ama alıntının sonunda, kaynak olarak, "Atatürk'ün Bana Anlattıkları" adlı kitabın 78. sayfasını gösteriyor (17.dipnot) Çünkü yıllardır kimsenin çözemediği bir düğümü çözmüş, bunun coşkusu içinde, bu yüzden de alıntıyı nerden yaptığını unutmuş, başka adres veriyor, kusuruna bakmayın!Veda sahnesini anlatan E.B.Şapolyo, bu görüşmeyi, M.Kemal'in ağzından şöyle bitirir: 


"Vahidettin ayağa kalktı, elimi sıkı sıkı sıktı: 'Muvaffak olunuz!" dedi. Sarayı terk ettim. Bu zaman bir kadife kutu içinde bir takım da hediyeler verdi. Yaverim Cevat Abbas'la gecenin karanlığında, derin düşünceler içinde Yıldız tepelerini aşarak Şişli'ye geldik." [25] (Atatürk'ün Hatıraları,s.123-124.)

Ceylan heyecanla diyor ki:

"M.Kemal'in kendi ağzıyla açıkladığı bu olayda, bir cümleye dikkat çekmek isterim. "… Sultan Vahideddin bana saraydan ayrılırken bir kadife kutu içerisinde bir takım da hediyeler verdi. Geliniz, şimdi bu kadife kutu içerinde neler olduğunu biraz açmaya çalışalım. Tarih önünde vicdan sahibi herkesi çarpacak olan bir gerçekle karşılaşıyoruz, kadife kutu içerisinde ki para ve altının muhtevasını öğrendiğimizde. Sultan Vahdeddin, M.Kemal'i Anadolu'ya ve Samsun'a göndermeye ikna ettikten sona, kendisine kadife kutu içerisinde verdiği altının miktarı tamı tamına 40.000 altındır. Üstelik bu altınlar Sultan Vahidettin'in tamamen şahsi servetidir. Çünkü Sultan Vahdetin gayet kıymetli, kendisine ait yarış atlarını satarak bu birikimi elde etmiş ve bunu da kadife kutu içerisinde M.  Kemal'e vermiştir."

Demek ki Vahidettin içinde 304 kilo altın bulunan Kadife kutuyu M.Kemal'e vermiş o da almış ve koltuğunun altına sıkıştırıp saraydan ayrılmış. Hay Allah razı olsun! Ben de boş yere, bu kadar altın nasıl taşınır, kim taşıyabilir, kaç sandığa sığar diye kafa patlatıp duruyordum. Vahidettin ve M.Kemal gibi büyük adamların, Naim Süleymanoğlu'ndan daha güçlü kuvvetli olduklarını, 304 kiloyu tüy gibi kaldırabileceklerini neden daha önce düşünemedim? Sonra, öyle altı tane sandığa filan da gerek yokmuş. Meğer 40 bin altın, bir cep saatinin kadife kutusuna sığabiliyormuş. Sanki kadife bir kutu değil, Ali Cengiz'in torbası, ne koysan alıyor.[26] (Turgut Özakman Age s. 282.)  Bu arada Nihal Atsız'ın iddiasından nasıl değiştirilip, 40 bin altının tamamının Vahidettin'e mal edildiği de okurlarımızın dikkatinden kaçmamıştır sanırım.

ATIŞ DEVAM EDİYOR
"400.000 ALTIN VE 400.000 LİRA VERİLMİŞMİŞ"(!)


H.H.Ceylan önce 40.000 Altın'ın tanımını yapıyor sonra 40.000 Altın az geliyor zam üstüne zam yapıyor.

"Bugünkü verilerle ele alacak olursak, kırk bin Osmanlı altını ki bunlar bugün Reşat altın dediğimiz altınlardır. 1995 Ocak ayı verileriyle bir Reşat altını 3.5 milyon olduğu için M.Kemal’e Sultan Vahdeddin'in verdiği şahsi parasının toplamı, Ocak 95 verileri için tam tamına 140 milyar Türk lirasıdır. [27] (H.H.Ceylan, bu miktarı, 5 Nisan 1995 günü ATV'de yayımlanan iktidar oyunu adlı programda 146 milyara çıkarttı. Anlaşılan altın fiatlarını günü gününe izliyor.)  Bu kadar büyük bir miktarın, normal bir harcı rah (yolluk) veya Dokuzuncu Ordu Müfettişliği için verilmiş bir tahsisat olmasına da imkân yoktur. (Paranın verildiği garanti de şimdi sıra niteliğini açıklamaya geldi!) Olsa olsa bu tamamen Sultan Vahdeddin'in vatanın kurtuluş için ortaya koyduğu tarifsiz ve tanımsız (!) bir jestten başka bir şey değildir. (Ne kadar doğru söylüyor! Vatan için ölmek filan, bu tarifsiz ve tanımsız jestin yanında düpedüz vızıltı kalır. Kaldı ki M. Kemal'e 18 Mayıs 1919 akşamına kadar verilen müteaddit (birçok) yardımların toplamı, dörtyüz bin altına yükselmiştir."

Cevabı çok iyi verilmiş bir konuda saygısızlık edip yeni bir cevap vermeyelim. Turgut Özakman'ın cevabı oldukça uygun düşüyor.: H.H.Ceylan, "Her olayı kendi nezaketi ve tarih disiplini içinde analiz etmeye ve irdelemeye çalıştığını" açıklıyor. Öyleyse bu konuyu da analiz edip irdelemiştir elbette. Bu 400.000 liranın son taksitinin, 18 Mayıs akşamı açık denizde M.Kemal'e nasıl teslim edildiğini biz keşfetmeye çalışalım.18 Mayıs 1919 akşamı Bandırma vapuru Sinop'tan ayrılmış, Bafra Burnu açıklarında, yani açık denizde; sabah Samsun'a varacak. Öyleyse son taksit, açık denizdeki gemiye nasıl yetiştirildi? Hangi vasıta ile ulaştırılmış olabilir? "Maşallah Helikopteri", "Alternatif tarih Balonu" "Vahidettin'in makam denizaltısı", Damat Ferit'in "Ah İngiltere" adlı özel yatı, ya da "Deniz kızı Eftalya" ile. Bu masala en çok Deniz Kızı Eftelya yakışıyor değil mi? Her neyse, bir çare bulup yetiştirmişler ya biz ona bakalım. M.Kemal ve arkadaşları, bu heyecanlı film sahnesine neden anılarında yer vermemişler, anlamadım doğrusu ayıp etmişler. [28] (Turgut Özakman, Age s. 283.)

H.H.Ceylan devam ediyor:

"Üstelik Samsun'a hareket edene kadar verilen miktarlardan başka, bir dört yüz bin altın meselesi daha var. (Burada M.Şevket Efendinin 5 Temmuz 1967 de Tercüman gazetesinde yayımlanan malum açıklamasına gönderme yapıyor. Bu miktarı da M.Kemal bizzat ikrar ve itiraf etmektedir. Aydın cephesinde savaşan askerlere yardım ulaştırmak için Donanma Cemiyetinin elinde bulunan paralardan 400 bin altın talep etmiş, Halife Sultan Vahdeddin'in emriyle  bu istek de yerine getirilmiştir. Bu kadar parayla neler olmaz ki! Bugünkü rakamlarla 840 bin altın toplam Ocak 95 altın fiyatlarına göre yaklaşık tam ne Türkçe 30 Trilyon Türk lirasına tekabül etmektedir Türk siyasi vee kültür hayatımızda ilk gündeme getirdiğimiz bu rakamlarla anadolu'da nelerin yapılabileceği gayet iyi anlaşılacaktır."

"İşte bu büyük maddi yardımın arasındaki tek adres, makamı hilafet ve tek kişi de, kendisine bütün bu yaptıklarına rağmen vatan haini damgası vurulmak istenen Halife Sultan Vahdeddin'dir. Bu kadar para ve altın yardımının dışında, peyderpey (parça parça), Anadolu'nun ihtiyacı görülmesi için İstanbul hükümeti tarafından M.Kemal'e yardımlar da yapılmıştır. Bin liralık makbuzu ileri sürüyor ve devam ediyor. Ayrıca şu anlaşılıyor ki M.Kemal'e İstanbul hükümeti yani makamı hilafet, nerede ne bulduysa vermeye çalışmıştır. Çünkü ortaya çıkan başka makbuzlar da vardır. Bu sefer de mahut 25.000 liralık  hakkında bilinenleri tekrar ediyor. Böylece verilen para da 866 bin altına ve 4.906 kiloya ulaştı. Yine bizim için en önemli belgelerden biri de, 20. asırda yetişmiş, İslam dünyasının en büyük alimlerinden biri olan ve Vahdeddin döneminin Şeyhülislamlığını yapan M.Sabri efendinin verdiği bilgilerdir. O, Padişahın kendisine verdiği  para ve altınlar geniş yetki ve selahiyetler hakkında meşhur Mevkuful Akl isimli eserinde bilgi vermektedir." [29] (Büyük oyun, 1.C.,s.29-32)

  Masal bu ya, Gördüğünüz gibi Gayri resmi tarih yazıcıları M.Kemal'e verilen para miktarını, 866.000 altına yani 4.906 kiloya kadar yükseltiyorlar! Oysa M.Kemal ve arkadaşlarının ellerinde ancak, üç döküntü otomobil var. Bu araçlara 34 kişi binerek yolculuk yapıyorlar. Yanlarında da özel eşyaları, tüfekler ve dosyalar var. [30] (M.M.Kansu, Atatürk'le Beraber, 1. C., s. 193, 484,490.) Nasıl taşıdılar beş ton altını?

  Mısıroğlu'nun sözünü ettiği ve Mustafa Kemal'i delil olarak gösterdiği dört yüz bin lira" olayının aslını izah etmemizde fayda var.

  Damat Ferit  hükümeti yerine gelen Ali Rıza Paşa hükümetinin temsilcisi Salih paşa ile Heyeti Temsiliye arasında Amasya'da görüşmeler yapılır (Ekim 1919) ve bazı protokoller düzenlenir. 4. Protokolün 8. Maddesi şöyle:


"Aydın Kuvayı Milliyesinin takviyesi ve iaşelerinin tahsil ve temini. Bu husus Harbiye Nezaretince tanzim olunur. Donanma Cemiyetinin 400.000 lirasından lüzumu kadarı hükümet tarafından bu maksada tahsis kılınabilir." [31]( Nutuk, 1.C.s.177)


  Yani M.Kemal 400.000 lira istemiyor, Ali Rıza Paşa hükümetinden doğrudan doğruya o sırada savaşın içinde bulunan Aydın Kuvayı Milliyesine yardım etmesini istiyor; bunun  düzenlenmesi işinin de İstanbul harbiye Nezaretince yapılması karara bağlanıyor. Protokolde, hükümetin bir kaçamak yapmaması için kaynak gösterilmiş ve bu amaçla Donanma Cemiyetinin parasının kullanılabileceğine de işaret edilmiş. Tamamı da söz konusu edilmemiş, "Gerektiği kadarı bu işe ayrılabilir" demiş. Yani bu para Yunanla savaş halinde bulunan Mehmetçiklerimize Mustafa Kemal'in gayretiyle hükümet tarafından göndertilmiş. Yenilen içilen veya cebe giren bir şey yok.

  Üstelik savaşan bir orda için bu para oldukça az bir para. Mısıroğlu verilen parayı çok büyük bir paraymış gibi "Bu parayla neler olmaz!" diye çığlık atıyor. O paranın tamamı verilmiş olsaydı bile, Aydın cephesinin acaba kaç gününü karşılardı, onu hesap etmiyor. Damat Ferit'i, Toulon'a götürecek olan Gülcemal vapuru bile 70.000 altın harcanarak süslenmiştir.[32] (İ.M.K.İnal, Son Sadrazamlar, s. 2059.)  Sevres Andlaşmasını alıp geri dönmek için Paris'e giden kurul üyelerine ise toplam 280.000 frank verilmiştir! [33] (T.Gökbilgin,M.M.Başlarken, 2.C.,s.403 vd)

    H.H.Ceyan'da M.Sabri'nin malum kitabının yine 1. cildinin 469. sayfasına gönderme yapıyor. Öyleyse kitabı bulup okumuş. Çünkü sahici bir araştırmacı, görüp incelmediği bir kitaba doğrudan gönderme yapmaz, bu bilgiyi nereden aldığını belirtir. N.F.Kısakürek, Bu kitapta Padişah tarafından verilen altın liraların miktarı, veriliş tarzı ve gayesi nakledilmektedir, bir vesika deposudur diye yazıyordu. Ne güzel işte kitap elinin altında, Şu altın liraların miktarı, veriliş tarzı ve gayesini gösteren bilgi ve belgeleri çevirip yayımlasa ya. Niye yapmıyor bu tarihi hizmeti?Neden bu belge ve bilgileri çevirerek tarihe katkıda bulunmuyor? Çünkü kitabı Mısıroğlu'ndan başka gören yok.[34]( Turgut Özakman age s 284.)





[1] T.M.Göztepe, V.M. Gayyasında, s.212; Mufassal Osmanlı tarihi 6.C.,s.3494
[2]K.Karabekir, İstiklal Harbimiz esasları, s. 84;  A.F.Cebesoy, M.M.Hatıraları,s.184
[3] 2.C.,s.113.
[4] Burhan Bozgeyik s.15
[5]  Yakın Tarihimiz, 2. C.,s.401-404, 3. C.,s.16-18
[6]  Yakın Tarihimi, 1. c.,s.403.
[7]  K.Mısıroğlu, Hilafet,s.190.
[8]  Jaeschke, TKS Kronolojisi I, s. 23; KS Günlüğü, 1.C.,s.235,3.C.,s. 233; Yüzbaşı Selahattin'in Romanı, 2.C.,s.113-119; Durmuş Yalçın, Milli Mücadelede İdareciler, s. 407 vd., Akt Turgut Özakman Age s.270
[9] Turgut Özakman, Age  s. 270.
[10] . CG Yol,s.59
[11]  Mısıroğlu, s.93.
[12]  Türk Ülküsü,s.86
[13] Turgut Özakman, Age s. 275.)
[14] Hanedan içinde güvercin merakını en ziyade ileri götüren ve en iyi cinslere malik olduğundan bahsedilen Vahidüddin idi, ondan sonra da Sultan Reşat gelirdi." (H.Z.Uşaklıgil, Saray ve Ötesi, 3.C.s.31; ayrıca A.F.Türkgeldi, Görüp İşittiklerim,s.269 vd.)
[15] Cemal Paşa, M.Kemal'in çok değerli üç Arap atını 5.000 altına satabilmiştir. (H.Bayur, Hayatı ve Eseri,s.135)
[16]   s.22 ve 333 vd.
[17] Jaeschke, s. 115; Gökbilgin, I/81; Selek, s. 211; Sarıhan (1982), I/237. Harp Tarihi Vesikaları Dergisinin 1. sayısında yer alan bu belgenin ayrıca tam metni için bkz: Kadir Mısıroğlu - Lozan Zafer mi, Hezimet mi? (1971), II/191 v.d.
[18]  Bayur, I/295.
[19] Doç.S.Akşin de Kurtuluş Savaşı verilmesi için Atatürk'e para verilmediği kanısında.
[20] İ.M.Kemal İnal - Osmanlılar Devrinde Son Sadrazamlar,s.2059.
[21]  Akşin, s.250.
[22] Turgut Özakman, Vahidettin,M. Kemal, Eylül 1997, s. 276.
[23] Turgut Özakman, Vahidettin, M.Kemal ve Milli Mücadele, yalanlar, yanlışlar, yutturmacalar, Bilgi Yayınevi, Birinci Basım Eylül 1997, s. 276.
[24]  S.Mücahitler,s.50 vd
[25] Atatürk'ün Hatıraları,s.123-124.
[26] Turgut Özakman Age s. 282.
[27] H.H.Ceylan, bu miktarı, 5 Nisan 1995 günü ATV'de yayımlanan iktidar oyunu adlı programda 146 milyara çıkarttı. Anlaşılan altın fiatlarını günü gününe izliyor.
[28] Turgut Özakman, Age s. 283.
[29] Büyük oyun, 1.C.,s.29-32
[30] M.M.Kansu, Atatürk'le Beraber, 1. C., s. 193, 484,490.
[31] Nutuk, 1.C.s.177
[32] İ.M.K.İnal, Son Sadrazamlar, s. 2059.
[33] T.Gökbilgin,M.M.Başlarken, 2.C.,s.403 vd
[34]   Turgut Özakman age s 284.



Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı 21 - İstiklal Savaşı'ndaki Vahidettin Yalanları Reviewed by Türk Asya on Salı, Haziran 17, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.