Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı 09 - Mustafa Kemal'e Kimler Yardım Etti ?

Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı

Bölüm 09

Mustafa Kemal'e Kimler Yardım Etti ?





Atatürk’ün Samsun'a Çıkışının Gerçek Hikayesi

Mustafa Kemal'in Tayin Emrini Kimler Hazırladı ?

Mustafa Kemal'e Kimler Yardım Etti ?

İngilizler Neden Endişelendiler ?

Mustafa Kemal Neden Çağırıldı ve Bu Çağrıya Nasıl Cevap Verdi ?


 M. KEMAL'İN GÖREV VE YETKİ YAZISINI GENELKURMAY İKİNCİ BAŞKANI ALBAY KAZIM (İNANÇ) DÜZENLEDİ. M. KEMAL, KAZIM BEYİ ETKİLEYEREK YETKİLERİNİN GENİŞ TUTULMASINI SAĞLADI. 

   AYNI GÜN HARBİYE NAZIRI ŞAKİR PAŞA TARAFINDAN SADARET MAKAMINA, YAPILAN BU ATAMA HAKKINDA BİLGİ VERİLDİ. ŞAKİR PAŞA DA TAYİN EMRİNE YALNIZCA MÜHRÜNÜ BASMIŞ, İMZADAN ÇEKİNMİŞTİ.

     DAHİLİYE NAZIRI MEHMET ALİ BEY'İN BU KONUDA Kİ GAYRETLERİ KÜÇÜMSENMEYECEK KADAR ÖNEMLİDİR. MUSTAFA KEMAL PAŞANIN İSTEDİĞİ GİBİ HAZIRLATMAĞA MUVAFFAK OLDUĞU VAZİFE TALİMATNAMESİN KABİNECE MÜZAKERE VE TASVİBİ  GÜÇLÜK DOĞURABİLİR, MESELA AZALARDAN BİRİNİN "ANADOLU'NUN YARISI KADAR BİR MINTAKANIN İDARESİNİN BİR KUMANDANA TEVDİİ NE DERECE MÜNASİPTİR?" DİYE ORTAYA BİR SUAL ATMASI HATIRA GELEBİLİRDİ. BUNUNDA BİR ÇARESİ BULUNMUŞTU. SERKLORYANDA YEMEK YEMEĞİ VE OYUN OYNAMAĞI ZEVK EDİNMİŞ OLAN DAMAT FERİT PAŞA'ŞI EN AZ VEHİMLİ BİR ANINDA YAKALAYAN MEHMET ALİ BEY, KARARNAMEYİ İMZALATMIŞ, SADRAZAMIN İMZASINI GÖREN DİĞER NAZIRLAR İTİRAZ ETMEMİŞLER VEYAHUT BU CESARETİ GÖSTEREMEMİŞLERDİ

     HARBİYE NAZIRI ŞAKİR PAŞA, MUSTAFA KEMAL'İ BAKANLIĞA ÇAĞIRIP KARADENİZ BÖLGESİ İŞLERİYLE İLGİLİ KOCAMAN BİR DOSYAYI ONA VERİR, YENEN DEVLETLERİN TEHDİTLERİNİ SÖYLER VE KENDİSİNİN ORAYA BU İŞLERİ İNCELEMEK ÜZERE GÖNDERİLMESİNE BAŞBAKANLA BİRLİKTE KARAR VERİLMİŞ OLDUĞUNU BİLDİRİR. ŞAKİR PAŞA KONUŞMASINDA RUMLARIN ZULÜM GÖRDÜKLERİ YOLUNDAKİ SIZLANMALARA İNANIYORMUŞ GİBİ KONUŞMUŞTU. MUSTAFA KEMAL, TEK GÖREVİNİN BU ZULÜM İŞİNİN GERÇEK OLUP OLMADIĞINI ÖĞRENMEK Mİ OLDUĞUNU SORUNCA SAVAŞ BAKANI :

'EVET' 

DER. BUNUN ÜZERİNE MUSTAFA KEMAL GÖREVİNİ BİÇİMİNİ BELİRLEMEK İÇİN GENELKURMAY BAŞKANIYLA GÖRÜŞMEK İZNİNİ İSTER, ŞAKİR PAŞA DA : 

'PEKİ' DER.

     MUSTAFA KEMAL MÜFETTİŞLİK EMRİNE VERİLECEK BÖLGELERİ TRABZON, ERZURUM,SİVAS VAN VİLAYETLERİNİ KAPSIYORDU. MUSTAFA KEMAL KONUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN DİYARBAKIR,BİTLİS,ANKARA, KASTAMONU GİBİ İLLERİ KAPSAMASINI GÖREV EMRİNE YAZDIRIRKEN, MÜFETTİŞLİK, HARBİYE NEZARETENİ İLGİLENDİREN KONULAR DIŞINDA MAKAMATI ALİYİ AİDESİYLE HABERLEŞEBİLECEKTİ. ÜSTÜ KAPALI BU MADDE İLE ZATEN MÜFETTİŞLİK EMRİNE VERİLMİŞ BULUNAN VİLAYET MAKAMLARI ÜZERİNDE YETKİ ELDE EDİLMİŞ OLUYOR VE MUSTAFA KEMAL'İN YETKİSİ BÜTÜN YURT SATHINI KAPSAMIŞ OLUYORDU. TALİMATIN BU MAHİYETİ HARBİYE NAZIRI ŞAKİR PAŞA'YI RAHATSIZ ETMİŞ OLACAK Kİ TALİMATI İMZALAMAKTAN ÇEKİNEREK SADECE MÜHÜR BASMAKLA YETİNMİŞTİR.

  ATATÜRK MAKSADININ İSTANBUL'DAKİLER TARAFINDAN PEK ANLAŞILMADIĞINI, HATA MÜFETTİŞLİK TALİMATININ DAHİ MİLLİ SAVUNMA BAKANI ŞAKİR PAŞA TARAFINDAN ANLAŞILIR, ANLAŞILMAZ BİR ŞEKİLDE MÜHÜRLENDİĞİNİ İFADE EDER.

   PROF. G. JAESCHKE'NİN DE DOĞRULADIĞI GİBİ, ATATÜRK'ÜN BU YETKİLERİ KOPARMAK İÇİN GÖSTERDİĞİ ÇABA KÜÇÜMSENEMEZ. ÜTÜN BİR BAŞARIYLA SONUÇLANMIŞTIR. ATATÜRK'ÜN KOPARDIĞI 6.5.1919 TARİHLİ TAYİN EMRİ ÜSTÜN DEĞERDE BİR DİPLOMASİ ÖRNEĞİYDİ. M. KEMAL'İN ASIL AMACINI GİZLEYEREK, KENDİSİNE VE DÜŞÜNCESİNE KARŞI OLAN BİR HÜKÜMETTE BÖYLESİ BİR YETKİ BELGESİNİ ALABİLMESİ ONUN BİR SİYASAL KİŞİLİĞİ İLE OLGUN VE YETKİN DİPLOMATLIĞINI ORTAYA KOYMAKTADIR.

  MUSTAFA KEMÂL, SAMSUN'A 9. ORDU MÜFETTİŞİ OLARAK TAYİNİ İLE İLGİLİ VAZİFE TALİMATININ KENDİSİNE VERİLDİĞİ ANKİ DUYGULARINI HATIRALARINDA ŞÖYLE AÇIKLAR: 

"NE ÂLÂ ŞEY. TALİH BANA ÖYLE MÜSAİT ŞARTLAR HAZIRLAMIŞTI Kİ KENDİMİ, ONLARIN KUCAĞINDA HİSSETİĞİM ZAMAN NE KADAR BAHTİYARLIK DUYDUĞUMU TARİF EDEMEM. NAZIRLIKTAN ÇIKARKEN HEYECANDAN DUDAKLARIMI ISIRDIĞIMI HATIRLIYORUM. KAFES AÇILMIŞ, ÖNÜMDE GENİŞ BİR ALEM VARDI. KANATLARINI ÇIRPARAK UÇMAYA HAZIRLANAN BİR KUŞ GİBİYDİM."

MUSTAFA KEMAL'E KİMLER YARDIM ETTİ ?


    M. Kemal'in görev ve yetki yazısını Genelkurmay İkinci Başkanı Albay Kazım (İnanç) düzenledi. M. Kemal, Kazım Beyi etkileyerek yetkilerinin geniş tutulmasını sağladı.  [1]( Kinross, s. 243 v.d., Aydemir (1969), I/394; Uluğ, s. 4  4 v.d.; Bayur, I/294.) Samsun'dan öte bütün il vali ve komutanlarına buyurabilme ve bildiriler yayınlayabilme yetkisini koydurabilmişti. M. Kemal'in Albay Kâzım Beyle hazırladıkları yazı, Kâzım Beyin Bakanla kararlaştırdıklarını aşmıştı. Kâzım Bey dahi çekindiğinden bu müsveddeye imzasını koymamıştı. Oysa bu talimatın Hükümetin onayından geçmesi gerekiyordu.

  Aynı gün Harbiye Nazırı Şakir Paşa tarafından sadaret makamına, yapılan bu atama hakkında bilgi verildi. [2]( Gn.Kur. Atase Arşivi: 1-1 Kls: 11, Ds: 164, F.1; BOA. Harbiye Terfiat, Tevcihat nr: 67/5.) Şakir Paşa da tayin emrine yalnızca mührünü basmış, imzadan çekinmişti.

   5 Mayıs'ta Mustafa Kemal için tanınmak istenen yetkiler Meclis'i vükelada kabul edildi.[3]( Harb Vesikası dergisi Sayı1. Belge 4) Aynı gün durum Mustafa Kemal'e bildirilerek göreve başlaması için acele etmesi istendi. Mustafa Kemal'in Ordu Müfettişliğine tayini bütün yurda duyuruldu.[4]( 16.Harb Vesikası dergisi Sayı1. Belge 6)

    Tayin ve talimat emri  Bakanlar Kurulunda (Meclisi Vükela) geçiştirilerek görüşüldü. 5 mayıs tarihli Takvimi Vekayi'de yayınlanan kararnamenin altında Sadrazam Damat Ferid ve Harbiye Nazırı Şakir Paşa'nın imzaları görünmektedir.[5]( Harp tarihi vesikaları dergisi1 sika1.Belgelerle Türk tarihi dergisi.2 s.6)

   Tabii ki Dahiliye nazırı Mehmet Ali Bey'in bu konuda ki gayretleri küçümsenmeyecek kadar önemlidir. Mustafa Kemal Paşanın istediği gibi hazırlatmağa muvaffak olduğu vazife talimatnamesin kabinece müzakere ve tasvibi  güçlük doğurabilir, Mesela azalardan birinin "Anadolu'nun yarısı kadar bir mıntakanın idaresinin bir kumandana tevdii ne derece münasiptir?" diye ortaya bir sual atması hatıra gelebilirdi. Bununda bir çaresi bulunmuştu. Serkloryanda yemek yemeği ve oyun oynamağı zevk edinmiş olan Damat Ferit Paşa'şı en az vehimli bir anında yakalayan Mehmet Ali Bey, kararnameyi imzalatmış, Sadrazamın imzasını gören diğer nazırlar itiraz etmemişler veyahut bu cesareti gösterememişlerdi.[6]( General Ali Fuat Cebesoy, Mili Mücadele Hatıraları, Vatan Neşriyatı İstanbul, 1953, s. 62-63)

     Şakir Paşa, 6 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa'ya hitaben resmi bir yazı gönderdi. Bu yazıya Osmanlı Genelkurmay Başkanlığı tarafından kaleme alınan bir talimatname de eklendi. [7](Gn.Kur. Atase Arşivi: 1-1 Kls: 11, Ds: 164, F.1; BOA. Harbiye Terfiat, Tevcihat nr: lef. 1-2.) Bu talimatnameye göre,   [8] (Talimatnamenin tam metni için bk. HTVD., Sy. 1 (1952), vesika nr. 3; Bu sırada Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa'ya vekalet eden Kazım (İnanç) Paşa, yetkilerin geniş tutulmasında rol oynamıştır. Şakir Paşa, Mustafa Kemal Paşanın görevlerini üç maddede toplamıştı. Bk. BOA. BEO., Harbiye Giden nr. 342984; Gn.Kur.ATASE Arşivindeki bir belgeye göre, Mustafa Kemal Paşa'ya verilecek olan talimatnamenin müsvedde nüshasının tarihi 4 Nisan 1335 olarak gösterilmesi ise oldukça ilginçtir. Bk. Kls: 11, Ds: 164; F: 1-1, 1-2.) İçişleri Bakanlığı birimlerinden de gerekli görülenlere haber verilmesi isteniyordu. [9] (BOA. BEO., Harbiye Giden Nr: 342984; Ayrıca bk. Münir Sirel, "19 Mayıs ve Atatürk". BTTD., sy.2, (Kasım 1967), s. 3-13) Şakir Paşa, IX. Ordu Kıt'aları Müfettişliği'ne atanan Mustafa Kemal Paşa'nın görev ve yetkilerini belirten talimatnamenin bir suretini 7 Mayıs tarihinde Heyeti Vükela'ya (Bakanlar Kurulu) gönderdi. Bakanlar Kurulu'nda yapılan 17 Mayıs 1919  tarihli oturumda  Şakir Paşa'nın müfettişlik için hazırladığı yetki belgesi ile buna bağlı olan talimatname tasdik edildi. [10] (BOA. MVM., nr: 215 s. 115.) Kurulu'nda yapılan müzakerelerden sonra konu hakkında Dahiliye Nezareti'nin (İçişleri Bakanlığı) bilgilendirilmesi de istendi. İçişleri Bakanlığı bundan haberdar olduktan sonra, IX. Ordu Kıt'aları Müfettişliği'nin iaşe ve ikmali için vilayetlerle yazışma başlatıldı.[11] (BOA. DH. ŞFR., nr: 99/55; ayrıca bk. Midhat Sertoğlu, "Milli Mücadelede M. Kemal ile ilgili bilinmeyen belgeler", BTTD., Sy.14, (Kasım 1968),s.5-41.)  Vilayetlere yazılan  telgraflarda, her ile ait köy ambarlarında bulunan hububatın bir miktarının ordu müfettişlik merkezleri ile iskelelere gönderilmesi istendi. [12]( Dr. Zekeriya Türkmen, Age s.907-908.) Verilen yetkinin içeriği kabul edildi. 18 Mayıs 19197da Hükümet toplantısında onaylandı. 16 Mayısta M. Kemal yola çıkmıştı bile.[13]( Aydemir (1969), I/394 v.d., Selek, s. 210 v.d.; Kinross'a göre ise, M. Kemal'i içten benimsemiş olan M.Ali Bey, "başbakan damat Feit, .bCercle d'Orient'de kağıtz oynarken gevşek bir anını yakaladı ve atama buyruğuna imzasını attırdı". Başbakanın imasını gören öteki b,.akanlar da çekinmeden onaylamışlardı. Kinross, s. 245.)

Prof  Hikmet Bayur konuyu şöyle anlatır:

Harbiye Nazırı Şakir Paşa, Mustafa Kemal'i bakanlığa çağırıp Karadeniz Bölgesi işleriyle ilgili kocaman bir dosyayı ona verir, yenen devletlerin tehditlerini söyler ve kendisinin oraya bu işleri incelemek üzere gönderilmesine Başbakanla birlikte karar verilmiş olduğunu bildirir. Şakir Paşa konuşmasında Rumların zulüm gördükleri yolundaki sızlanmalara inanıyormuş gibi konuşmuştu. Mustafa Kemal, tek görevinin bu zulüm işinin gerçek olup olmadığını öğrenmek mi olduğunu sorunca Savaş Bakanı : 'evet' der. Bunun üzerine Mustafa Kemal görevini biçimini belirlemek için Genelkurmay Başkanıyla görüşmek iznini ister, Şakir Paşa da : 'peki' der. [14]( Bayur, c 1, s 293, "M. Kemal olmasa, ya da bu görevi kabul etmeseydi de, yine oraya ehliyetli bir komutan gönderilecekti." Akşin, s.279) Mustafa Kemal müfettişlik emrine verilecek bölgeleri Trabzon, Erzurum,Sivas Van vilayetlerini kapsıyordu. Mustafa Kemal konunun çözümü için Diyarbakır,Bitlis,Ankara, Kastamonu gibi illeri kapsamasını görev emrine yazdırırken, Müfettişlik, Harbiye nezareteni ilgilendiren konular dışında makamatı aliyi aidesiyle haberleşebilecekti. Üstü kapalı bu madde ile Zaten Müfettişlik emrine verilmiş bulunan Vilayet makamları üzerinde yetki elde edilmiş oluyor ve Mustafa Kemal'in yetkisi bütün yurt sathını kapsamış oluyordu. Talimatın bu mahiyeti Harbiye Nazırı Şakir Paşa'yı rahatsız etmiş olacak ki talimatı imzalamaktan çekinerek sadece mühür basmakla yetinmiştir.

Atatürk maksadının İstanbul'dakiler tarafından pek anlaşılmadığını, hata müfettişlik talimatının dahi Milli savunma Bakanı Şakir Paşa tarafından anlaşılır, anlaşılmaz bir şekilde mühürlendiğini ifade eder. [15]( Nutuk, C.I, s.9-10.)

Prof. G. Jaeschke'nin de doğruladığı gibi, Atatürk'ün bu yetkileri koparmak için gösterdiği çaba küçümsenemez. Ütün bir başarıyla sonuçlanmıştır. Atatürk'ün kopardığı 6.5.1919 tarihli tayin emri üstün değerde bir diplomasi örneğiydi. M. Kemal'in asıl amacını gizleyerek, kendisine ve düşüncesine karşı olan bir hükümette böylesi bir yetki belgesini alabilmesi onun bir devrimci olarak siyasal kişiliği ile olgun ve yetkin diplomatlığını ortaya koymaktadır.[16]  (Eroğlu, s.45 vd.) Bu olay da bir kez göstermektedir ki M. Kemal eşi az bulunur bir taktik adamıydı. Devrimini gerçekleştirebilmek için büyük bir önderlik örneği ortaya koymuştu. M. Kemal'i ölümsüzleştiren, dünyanın sayılı devlet adamları arasına sokan da, onun bu taktik, diplomasi ve devlet adamı kişiliğidir. [17]( Baki Öz, Age s. 75-76)

Mustafa Kemâl, Samsun'a 9. Ordu Müfettişi olarak tayini ile ilgili vazife talimatının kendisine verildiği anki duygularını hatıralarında şöyle açıklar:

  "Ne âlâ şey. Talih bana öyle müsait şartlar hazırlamıştı ki kendimi, onların kucağında hissetiğim zaman ne kadar bahtiyarlık duyduğumu tarif edemem. Nazırlıktan çıkarken heyecandan dudaklarımı ısırdığımı hatırlıyorum. Kafes açılmış, önümde geniş bir alem vardı. Kanatlarını çırparak uçmaya hazırlanan bir kuş gibiydim."

Mustafa Kemal Paşa, tayin işlemi gerçekleştikten sonra bölgenin arazi haritalarını ve asker sayısını gösteren cetvelleri Genelkurmay'dan aldı. Bu arada bölgede mevcut jandarma miktarını öğrenmek üzere 6 Mayıs 1919 tarihinde üst makamlara müracaat etti.[18]( Gn.Kur. ATASE Arşivi: 1-1 Aynı dosya, F:12)  Bir süre sonra da, Şakir Paşa'nın mühür ve imzasının yer aldığı talimatname kendisine verildi.[19]( Gn.Kur. ATASE Arşivi: 1-1 Aynı dosya, f.12) Mustafa Kemal Paşa, 12 Mayıs tarihinde müfettişlik mıntıkasına gönderdiği telgrafta, eşkıyalığın önlenebilmesi için doğru bilgilerin kendisine iletilmesini; ayrıca, bunların adi bir eşkıyalık mı, yoksa siyasi bir amaca yönelik hareket mi olduğunun açıklanmasını istedi.[20]( BOA. DH. Şj     FR., nr: 99/137) İçişleri Bakanı Mehmet Ali Bey ise Trabzon, Erzurum, Sivas, Van, Diyarbakır, Bitlis, Elazığ, Ankara ve Kastamonu vilayetleriyle Erzurum ve Canik livalarına gönderdiği şifre    telgrafta, Mustafa Kemal Paşa'nın görevinin sadece askeri olmayıp, aynı zamanda da mülki olduğunu, Bakanlar Kurulunda bu yolda bir talimatname hazırlandığını ve kendisine verildiğini bildiriyordu.[21]  (BOA. DH. ŞFR., nr:99/175, 99/131, 99/319, 99/328; Ayrıca bk. HTVD Sy:1, (1952), vesika: 12-13.)Bundan da anlaşıldığı üzere Mustafa Kemal Paşa'nın görevi hem askeri, hem de sivil alanları kapsıyordu. Şunu da ilave etmek gerekirse, bu sırada Mustafa Kemal Paşa'nın atandığı, IX. Odu Müfettişliği yanında I. Odu Müfettişliği, Yıldırım Kıt'aları Müfettişliği ve Rumeli Müfettişliği de teşkil edilmiş bunların da başına yüksek rütbeli subaylar atanmıştı.[22] (Bilgi için bk. Zekeriya Türkmen, Aynı eser s. 102-112.)

BİR İDDİAYA CEVAP

   Atatürk'ün 7 Mayıs'1919'a Kadar Milli Mücadeleye ilişkin Bir Düşüncesi Yokmuş(!)

   Görüldüğü gibi Atatürk ve yakınları ciddi çabalarla Anadolu'nun yolunu açmışlardır. Rauf Orbay ve Ali Fuat Cebesoy'un hatıralarında 15 Şubat 1919 tarihinde Atatürk'le yaptıkları görüşmede "Atın terkisine atlayıp gideyim mi" diyen bir Atatürk vardır ve Ali Fuat Cebesoy ve babası İsmail Fazıl Paşa'nın girişimleriyle başlayan bir dizi çalışma ile 30 Nisan 1919 tarihinde Atatürk'ün Samsun'a çıkacağı ve görevin kendisine verileceği belli olmuş O tarihten itibaren Mustafa Kemal Gerek Savaş Bakanlığı gerekse diğer cenahlarda yoğun bir çalışmaya girişmiş raporlar hazırlamış haritalar üzerinde verilen yetkiler doğrultusunda projeler oluşturmuş kendisine verilen yetkilerin artırılması için özel girişimlerde bulunmuş, Devreye bakanlar girmiş, Başbakan ikna edilmiş bütün bunları Mustafa Kemal bir tecrübeli bir oyun kurucu olarak kendisine muazzam bir yetki belgesi oluşturmayı başarmıştır. Bu konuda yüzlerce belge ve bilgi vardır. Arşivler herkese açıktır. Üstelik Mustafa Kemal daha önceki sayfalarda izah ettiğimiz gibi Daha bir yüzbaşı iken Osmanlının yıkılacağını ve Türkleri yok etmek üzere bir faaliyete geçileceğini görmüş ve ileride karşılaşılması mümkün zor günlerde Türk Milletinin kurtarıcısı olarak kendisini hazırlamıştır.Atatürk'ün çalışmaları hayat hikayesi başarıları etrafındaki subayların ona güveni, Çanakkale savaşlarından itibaren Milletin ona güven sevgi ve saygı duyması onun yüksek vasıflarına bir örnektir.

  Ancak  alternatif tarih yazıcılarının kafasında kendi ruh dünyalarını yansıtan bir karalama mevcut. İddialarının gerçekle olmadığı gibi Atatürk'le de hiçbir alakası yok. Kalemi ellerine alıyorlar ve işlerine geleni yazıyorlar. Bunun adı da Gerçek tarih oluyor!

A.Dilipak : 

"Gelişmeler, 7 Mayıs 1919'da kadar M.Kemal'in Anadolu'ya ilişkin bir düşüncesi olmadığını göstermektedir. "[23] (CG Yol, s. 147)  diyor.


Halbuki A.F.Cebesoy'un yukarıda kesitsiz verdiğimiz  anılarında, 

20 Aralık 1918'de İstanbul'da Şişli'deki evde, M.Kemal'le birlikte kararlaştırdıkları esasları açıklıyor.[24] (Milli Mücadele Hatıraları, s. 25 ve 36) R.Orbay da, Bekirağa Bölüğünde birlikte ziyaret ettikleri Fethi (Okyar) Beye, M.Kemal'in Anadolu'da uygulayacağı programı açıkladığını” 

belirtiyor. [25]( Rauf Orbay'ın Hatıraları, Y.Tarihimiz, 3.C. s.17)

  Bu program, ilk esasların olgunlaştırılış ve kesinleştirilmiş biçimidir. A.Dilipak devamla 

"M. Kemal'den önce Anadolu'ya, bu maksatla bir çok kişi geçmiş, faaliyet gösteriyordu."  [26] (CG Yol,s.37)

Kimmiş bu Anadoluya geçip faaliyet gösteren kişiler?

   Kime bağlı ve hangi faaliyetleri yapmışlar?  Tarihi bizzat yaşayanlar, belgeler sarih deliller yerine, yalanları, hayali sahneleri alta alta sıralayıp bunları çok bilinmeyenli ve oldukça tutarsız denklemlerle bir araya getirince bunun adı "Alternatif tarih yazıcılığı"[27]( Turgut Özakman Age s.263) oluyor.

     Bunlar sürekli türüyor. Bu türediler bir gün belki de çok doğru bir şey yazacaklar ancak kendilerine inanacak kimse kalmayacak.


İNGİLİZLER ENDİŞELENMEYE BAŞLIYOR !

General Milne Mustafa Kemal'in Samsun'a varışı ile aynı günde, 19 Mayıs'ta Harbiye Nezaretine yazılı olarak: 

"Dokuzuncu Ordunun bir teşkilât icabı olarak lağvedildiği anlaşılmışken Dokuzuncu Ordu Kıtaatına bir Müfettişi Umumi ve Dokuzuncu Ordu için dahi bir Erkânı Harbiye Reisi ile büyük bir Erkânı Harbiye Heyetinin neden dolayı Sivas'a izam olunmakta olduğunun anlaşılamadığın zâtı alinize iş'ar eylemekle mübahiyim. Bu zabitanın ne gibi vezaif ifa edeceklerinin ve mutasavver tensikat mahiyetinin neden ibaret olduğunun lütfen izah buyurulmasını istirham eylerim."

şeklinde bir yazı gönderdi.

Cevat Paşa (Çobanlı) 24 Mayısta cevap verdi: "… Konya'daki Yıldırım Kıtaatı Müfettişliği gibi olmak üzere Üç ve Onbeşinci Kolordular için Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliği ihdas olunmuştur. Bu Müfettişlik fazla olarak havalideki esliha, sürgü kollariyle kamaların sürati mümküne ile sevkine ve hiçbir asayişsizliğin meydana gelmemesine gayret edecektir." [28]( Harp Tarihi Vesikaları Dergisi (=H.T.V.),no: 15-16; İngilizce metin: no:493) Milne bunun üzerine rahatladı!



Damat Ferid de önce şüphe etmedi. Mustafa Kemal'in "makamı aidine" görevine başladığını bildirmesi üzerine,  [29]( İstanbul basını, 21 Mayıs 1919.)  21 Mayısta ona telgraf çekti;[30]   (Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz (İstanbul 1960),Vesikalar.) 

"… Kemali sıhhat ve afiyetle Samsun'a  muvasalat buyurduklarından mütehassıl mesruriyetle kâffe umurda (!) muvaffakıyatı aliyeleri temennisindeyim.."  [31] (H.T.V. no.62) 










Samsun'da birkaç gün kalacağım., işgal subaylarıyla bağlantı kurup İstanbul'daki şeflerinde görülen şüpheyi dağıtmaya da dikkat ediyordu. 22 Mayısta Harbiye Nezaretine rapor gönderdi : [32] (Bıyıklıoğlu, Atatürk Anadolu'da s.49.)  

  "Bugün erkânı  harbiyemden birkaç zatı, sureti mahsusada Samsun İngiliz siyasi mümessili Yzb. Hurst, askeri kontrol memuru Yzb. Salter ve siyasi kontrol memuru Yzb. Miles ile temas ve mülakat etirdim".[33] (Husrev Gerede'nin 12-IV-1959 tarihli mektubuna göre belki Refet (Bele) ve Kâzım (Dirik) bu işle görevlendirilmişlerdir. (aynı yer))

Temasta Samsun Sancağındaki şekavet sebeplerini de görüştüklerini 21 Mayıs tarihli raporunda bildirdi : [34] (H.T.V. no.1051.)

"Rumlar, Müslümanları tehyiç ve dilgir eden siyasi emellerinden vazgeçerlerse şakavetin derhal kalkacağı ve bu taktirde İslam çetelerinin ortadan kaldırılması mümkün ve lüzum görülürse askeri tedbirlerle tenkili tabii bulunacağı bildirilmiştir…" [35] (Gotthard Jaeschke, Age sayfa : 503)

Öte yandan Hurst 21 Mayısta rapor gönderiyor; [36] (Calthorpe'un 28 Mayıs tarihli raporu) 

"Genel durum birkaç günden beri daha sakinledi… Kâmil (sic!) Paşa 19 Mayısta buraya geldi ve sukuneti sağlamak için içeriye doğru teftiş seyahatine hazırlanıyor. Onula bölgenin genel durumunu görüştük."

Fakat Mustafa Kemal (kaplıcada tedavi bahanesiyle!) Havza'ya gider gitmez, Samsun'da bulunan İngilizler karışıklık haberlerini aldılar ve kendileri Havza'ya gitmek zorunda kaldılar.

Hurst 12 Haziranda buna dair şu raporu verdi : [37] (Cahthorpe'un 21 Haziran tarihli raporu) 

"1 Haziranda tercümanım, Kontrol subayı Yzb.Salter ve Samsun'daki Hint Kıtası Kumandanı Yzb. Elliott ile beraber Samsun'dan ayrıldım. Bir akşam evvel Başpiskopos Germanos Havza'daki memuru papastan bir alarm haberi aldığını, Mustafa Kemal Paşa'nın orada hızla teşkilat kurduğunu ve bir çok Rumun hapse atıldığını haber verdi. Bu beni General Dedees'in [38] (Calthorpe'un yanıda ataşe militer 17-XI-1918 - I-VIII-1919; krş. Robert W. Graves, Storm Centres of the Near East (London 1933), p.323 ve John Presland (=Gladys Skelton), Deedse Bey (London 1942), müellif haklı olarak D.'nin o zaman günlük not defteri tutmadığına üzülüyor (p.302.)) bir telgrafında geçen Kemal'in görevi hakkındaki şüphenin sebebi ile bağlantı kurup kısa bir müddet için Havza'ya gitmeye sevketti… Papas 30 Mayısta Camide fevkalade bir namazdan sonra Belediyenin önünde bir miting yapıldığını, orada Mustafa Kemal'in bulunmadığını, fakat onun teşvikiyle tayin edilen reji memuru Fuat efendinin ateşli bir konuşma yaptığını bildirdi…[39]  (Krş.; Zübeyroğlu Mehmet Fuat, Yurdumuz Havza (İstanbul 1925),s.38; yanlışlıkla 3-VI-335 Cuma günü yazılıdır (Salı günü!).)Ertesi sabah (2 Haziran) M. Kemal'i ziyaret ettim. Beni dürüst bir tarzda kabul etti. Görevinden herhangi bir şüphem olduğunu belli etmedim.
Genel durumdan ve emniyeti sağlayacak etkili tedbirlerden konuştuk. Havza'da içmece  tedavisi yaptığını, belki bir müddet daha orada kalacağını, sonra birkaç gün için Amasya'ya ve oradan Trabzon (!) ve Erzurum havalisine gideceğini söyledi…Oradan Kaymakam Fahri beyi ve içinde dokuz Rum bulunan cezaevini ziyaret ettim… Durumun fena bir gelişmede olduğu hissi ile… Havza'dan ayrıldım… 30 Mayıs tarihli mitingde Mustafa Kemal'in hazır bulunması istifasını haklı göstermeğe yetebilir…"

Hurst'ün kendisi Samsun'a döndükten sonra (11 Haziran) korkaklıkla suçlanma şanssızlığına uğradı ve Harp Divanına verildi, takibinden ancak Foreign Office'in ricasiyle kurtuldu. [40] (Gotthard Jaeschke, s 504)

MUSTAFA KEMAL GERİ ÇAĞRILIYOR



   Mustafa Kemal, Hurst'un Havza'da kendisini ziyaretinden az sonra Hükumeti ve İngilizleri aldatmak için kullandığı maskeyi bütünüyle attı. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa 2 Haziranda ona Calthorpe'un Sivas Vilayetindeki Ermeni muhacirlerinin ümitsiz vaziyeti dolayısıyla yazdığı 24 Mayıs tarihli notasının suretini göndermesi üzerine, ayın 3 ünde cevap verdi : [41] (H.T.V. 95, 1054 -5 Haziran tarihli mükerrere mi?.H) 

"… İtilaf Devletleri milletimizin hukuk ve istiklaline riayetkâr kaldıkça ve millet, devletin tamami masuniyetinden emin bulundukça anasırı gayri Müslimenin duçarı haşyet olmasının hiçbir sebebi yoktur… Fakat istiklal ve mevcudiyeti Milliye yi imha ve bekayı hayatı tehlikeye isal eden işgali kasıt ve teaddi gibi İzmir havalisinde görülmekte olan fiiliyatın zuhuratı mümasilesine karşı ne halkın heyecan ve te'siratı vicdaniyesini ve ne de buna müstenit tezahüratı milliyeyi men ve tevkif için nefsimde ve hiç kimsede kudret ve takat göremeyceğim gibi, bu yüzden tahaddüs edecek vakayi ve hadisat karşısında mesuliyet kabul edebilecek ne kumandan ve ne de mülkiye memuru ve ne de hükümet tasavvur ederim." [42]  (Gotthard Jaeschke, s 504-505)

Artık tevkifinin tam zamanı idi. General Milne bunun için Harbiye Nezaretine 6 Haziranda nezaketle yazılmış bir dilekçenin ihtiyatlı şekliyle teşvikte bulundu : [43]  (H.T.V. no.17; İngilizce metni: no.494.)

"Kemal Paşa ile maiyeti erkanının vilayetlerde isbatı vücut etmelerinin arzu olunmadığın Zatı Samilerine arz ile kesbi mübahat eylerim. Hali hazır itibariyle kesbi  temeyyüz etmiş bir Paşanın maiyeti erkaniyle beraber memleket dahilinde dolaşması efkârı umumiyeyi taciz edeceği gibi askerlik noktai nazarından dahi kendi mesaisine bence bir lüzum görülmemektedir. Kemal Paşa ile maiyeti erkânının derhal [44] (İngilizce orijinalinde altı çizilmiştir : immediate.) İstanbul'a avdeti için emir buyurmalarını talep eylerim." [45] (Gotthard Jaeschke, sayfa : 505)

Mustafa Kemal Cevat Paşadan İngilizlerin isteği üzerine İstanbul'a geri dönmesi için vaki olan daveti haber alınca, Padişaha doğrudan doruya gönderdiği telgrafta şunları diyordu : [46]  (A.S.D.I, S.16: M.Kemal'in B.M.M.inde 24 Nisan 1920 Nutku) 

"…Şevketmeabım!… Ali İhsan ve Yakup Şevki Paşaların akıbetine [47]  (Ali İhsan 2. III. 1919 da İngilizler tarafından tevkif edildi ve malta'ya götürüldü; Yakup Şevki aynı şekilde mahkum edilmiş, fakat rahatsızlığı dolayısıyla 21.IV.1920 tarihine kadar serbest bırakılmıştı. (Türk İstiklal Harbi, I, s.171.) giremiyeceğim…

   Malta'ya gitmek veyahut en hafif olarak hali atalete mahkum edilmek gibi ihtimaler karşısında bırakıldım ve … eğer icbar edilirsem memuriyeti âcizanemden istifa ederek kemakân Anadolu da ve sinei millette kalacağım ve vezaifi vataniyeme bu kere daha sarih hatvelerle devam edeceğim…"

  Ancak bu artarak devam eden tavır Mustafa Kemal'in önce görevden alınmasına sonra idam kararına kadar giden yolun başı oldu. Mustafa Kemal'in hakkında neden idam kararı çıkarıldığını gelecek yazımızda daha geniş bir biçimde anlatacağız. Ancak bu kısacık bölümde de görüldüğü gibi Mustafa Kemal'i Vahdettin madem gönderdi neden Mustafa Kemal daha çok küçük ölçüde faaliyetlere başlar başlamaz geri çağırıldı?

   Çünkü Mustafa Kemal'in anladığı Kurtuluş fikri ile Sarayın veya milletin o tarihlerde kafasında oluşan kurtuluş fikri oldukça farklıydı.

"Kurtuluş yolu aranırken, İngiltere, Fransa, İtalya gibi büyük devletleri gücendirmeme, temel ilke gibi görülmekteydi. Bu devletlerden yalnız biriyle başa çıkılamayacağı kuruntusu hemen bütün kafalarda yer etmişti.

Osmanlı Devletinin yanında, koskoca Almanya, Avusturya Macaristan varken hepsini birden yenen, yerlere seren, İtilaf kuvvetleri karşısında, yeniden onlarla düşmanlığa varabilecek durumlara girmekten daha büyük bir mantıksızlık ve akılsızlık olmazdı.Bu anlayışta olan yalnız halk değildi;özellikle seçkin denilen insanlar bile öyle düşünüyordu.

Öyleyse kurtuluş yolu ararken… itilaf devletlerine karşı düşmanlık durumuna girilmeyecekti"[48] (Doğan Avcıoğlu, Mili Age s.908)

İngilizlere karşı olmak demek kurtuluşa karşı olmak ile aynı manaya geliyordu. Vahdettin'in birazdan okuyacağınız "Vatanı kurtarabilirsiniz" sözü bile aynı ruh haliyle söylenmişti.







[1] Kinross, s. 243 v.d., Aydemir (1969), I/394; Uluğ, s. 4  4 v.d.; Bayur, I/294.
[2] Gn.Kur. Atase Arşivi: 1-1 Kls: 11, Ds: 164, F.1; BOA. Harbiye Terfiat, Tevcihat nr: 67/5.
[3] Harb Vesikası dergisi Sayı1. Belge 4
[4]  16.Harb Vesikası dergisi Sayı1. Belge 6
[5] Harp tarihi vesikaları dergisi1 sika1.Belgelerle Türk tarihi dergisi.2 s.6
[6] General Ali Fuat Cebesoy, Mili Mücadele Hatıraları, Vatan Neşriyatı İstanbul, 1953, s. 62-63
[7] Gn.Kur. Atase Arşivi: 1-1 Kls: 11, Ds: 164, F.1; BOA. Harbiye Terfiat, Tevcihat nr: lef. 1-2.
[8]  Talimatnamenin tam metni için bk. HTVD., Sy. 1 (1952), vesika nr. 3; Bu sırada Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa'ya vekalet eden Kazım (İnanç) Paşa, yetkilerin geniş tutulmasında rol oynamıştır. Şakir Paşa, Mustafa Kemal Paşanın görevlerini üç maddede toplamıştı. Bk. BOA. BEO., Harbiye Giden nr. 342984; Gn.Kur.ATASE Arşivindeki bir belgeye göre, Mustafa Kemal Paşa'ya verilecek olan talimatnamenin müsvedde nüshasının tarihi 4 Nisan 1335 olarak gösterilmesi ise oldukça ilginçtir. Bk. Kls: 11, Ds: 164; F: 1-1, 1-2.
[9]   BOA. BEO., Harbiye Giden Nr: 342984; Ayrıca bk. Münir Sirel, "19 Mayıs ve Atatürk". BTTD., sy.2, (Kasım 1967), s. 3-13
[10]   BOA. MVM., nr: 215 s. 115.
[11]  BOA. DH. ŞFR., nr: 99/55; ayrıca bk. Midhat Sertoğlu, "Milli Mücadelede M. Kemal ile ilgili bilinmeyen belgeler", BTTD., Sy.14, (Kasım 1968),s.5-41.
[12] Dr. Zekeriya Türkmen, Age s.907-908.
[13] Aydemir (1969), I/394 v.d., Selek, s. 210 v.d.; Kinross'a göre ise, M. Kemal'i içten benimsemiş olan M.Ali Bey, "başbakan damat Feit, .bCercle d'Orient'de kağıtz oynarken gevşek bir anını yakaladı ve atama buyruğuna imzasını attırdı". Başbakanın imasını gören öteki b,.akanlar da çekinmeden onaylamışlardı. Kinross, s. 245.
[14] Bayur, c 1, s 293, "M. Kemal olmasa, ya da bu görevi kabul etmeseydi de, yine oraya ehliyetli bir komutan gönderilecekti." Akşin, s.279
[15] Nutuk, C.I, s.9-10.
[16] Eroğlu, s.45 vd.
[17]  Baki Öz, Age s. 75-76
[18]  Gn.Kur. ATASE Arşivi: 1-1 Aynı dosya, F:12.
[19] Gn.Kur. ATASE Arşivi: 1-1 Aynı dosya, f.12.
[20]  BOA. DH. Şj     FR., nr: 99/137
[21]  BOA. DH. ŞFR., nr:99/175, 99/131, 99/319, 99/328; Ayrıca bk. HTVD Sy:1, (1952), vesika: 12-13.
[22]  Bilgi için bk. Zekeriya Türkmen, Aynı eser s. 102-112.
[23] CG Yol, s. 147
[24] Milli Mücadele Hatıraları, s. 25 ve 36
[25] Rauf Orbay'ın Hatıraları, Y.Tarihimiz, 3.C. s.17
[26] CG Yol,s.37
[27] Turgut Özakman Age s.263
[28] Harp Tarihi Vesikaları Dergisi (=H.T.V.),no: 15-16; İngilizce metin: no:493.
[29]  İstanbul basını, 21 Mayıs 1919.
[30] Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz (İstanbul 1960),Vesikalar.
[31]  H.T.V. no.62
[32] Bıyıklıoğlu, Atatürk Anadolu'da s.49.
[33] Husrev Gerede'nin 12-IV-1959 tarihli mektubuna göre belki Refet (Bele) ve Kâzım (Dirik) bu işle görevlendirilmişlerdir. (aynı yer)
[34] H.T.V. no.1051.
[35]  Gotthard Jaeschke, Age sayfa : 503)
[36] Calthorpe'un 28 Mayıs tarihli raporu.
[37] Cahthorpe'un 21 Haziran tarihli raporu.
[38] Calthorpe'un yanıda ataşe militer 17-XI-1918 - I-VIII-1919; krş. Robert W. Graves, Storm Centres of the Near East (London 1933), p.323 ve John Presland (=Gladys Skelton), Deedse Bey (London 1942), müellif haklı olarak D.'nin o zaman günlük not defteri tutmadığına üzülüyor (p.302.)
[39] Krş.; Zübeyroğlu Mehmet Fuat, Yurdumuz Havza (İstanbul 1925),s.38; yanlışlıkla 3-VI-335 Cuma günü yazılıdır (Salı günü!).
[40] Gotthard Jaeschke, s 504
[41] H.T.V. 95, 1054 -5 Haziran tarihli mükerrere mi?.
[42] Gotthard Jaeschke, s 504-505
[43] H.T.V. no.17; İngilizce metni: no.494.
[44] İngilizce orijinalinde altı çizilmiştir : immediate.
[45]  Gotthard Jaeschke, sayfa : 505
[46] A.S.D.I, S.16: M.Kemal'in B.M.M.inde 24 Nisan 1920 Nutku.
[47]  Ali İhsan 2. III. 1919 da İngilizler tarafından tevkif edildi ve malta'ya götürüldü; Yakup Şevki aynı şekilde mahkum edilmiş, fakat rahatsızlığı dolayısıyla 21.IV.1920 tarihine kadar serbest bırakılmıştı. (Türk İstiklal Harbi, I, s.171.
[48]  Doğan Avcıoğlu, Mili Age s.908.



Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı 09 - Mustafa Kemal'e Kimler Yardım Etti ? Reviewed by Türk Asya on Pazartesi, Haziran 09, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.