Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı 01 - Hakikat Trenine Takılan Yalan Vagonları

ATATÜRK BÜYÜK BRİTANYA İMPARATORLUĞU'NU VE İNGİLİZ HÜKÜMETİNİ DİZE GETİRDİ. İNGİLİZ POLİTİKACILARININ SİYASİ HAYATLARINIDA BİTİRDİ.


Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı 

Önsöz

TÜRK MİLLETİ YÜZYILIN KADERİNİ DEĞİŞTİRECEK BİR SAVAŞ YAPMIŞTIR. BU ÖYLESİNE BİR SAVAŞTIR Kİ BAŞTAN SONA DESTANDIR VE TÜRK ÇOCUKLARININ MİLLİYETÇİLİK DUYGULARINI DORUĞA ÇIKARACAK BİR HADİSEDİR. BU NEDTÜRK MİLLETİ YÜZYILIN KADERİNİ DEĞİŞTİRECEK BİR SAVAŞ YAPMIŞTIR. BU ÖYLESİNE BİR SAVAŞTIR Kİ BAŞTAN SONA DESTANDIR VE TÜRK ÇOCUKLARININ MİLLİYETÇİLİK DUYGULARINI DORUĞA ÇIKARACAK BİR HADİSEDİR. BU NEDENLE …ENLE İÇİMİZDEKİ VATAN HAİNLERİ BU MUAZZAM ABİDEYİ KARA VE YALAN BİR TARİHMİŞ GİBİ GÖSTERMEYE ÇALIŞMIŞLARDIR. NİTEKİM BUNDA BAŞARILI OLUNMUŞ VE BU MİLLETİN AZİZ EVLATLARININ KAFASINA "ATATÜRK ASLINDA DANIŞIKLI BİR DÖVÜŞ YAPTI. BU İŞ BAŞINDAN İTİBAREN OYUNDU. ATATÜRK HALİFELİĞİ KALDIRMA KARŞILIĞI İNGİLİZLERLE ANLAŞIVERDİ DE BU İŞ ÖYLE BİTTİ" YALANI YERLEŞTİRİLMİŞTİR. TARİHİ BİLMEZSEK BÖYLE SAÇMA SAPAN ŞEYLERE İNANIRIZ.

ATATÜRK DÜŞMANLARININ VAHDETTİN’İ KORUMAK MAKSADIYLA YAPTIKLARI BÜTÜN FAALİYETLERİN ASIL SEBEBİ KURTULUŞ SAVAŞI'NI YOK FARZ ETMEK, HATTA UTANMADAN VAHİDETTİN'E MÂL ETMEKTİR. VATAN'A İHANET EDENLER, İŞBİRLİKÇİLER, KORKAK VE MECZUPLAR YALANLA, DOLANLA TARİH TERS YÜZ EDİLEREK KAHRAMAN İLAN EDİLİR VATANSEVER KAHRAMANLAR İSE HAİN OLARAK GÖSTERİLİRSE YARIN BU ÜLKEDE MİLLİ FAALİYET YAPACAK ADAM KALMAZ.
ATATÜRK İZMİR'İ ALDIKTAN SONRA BİLE İNGİLİZ PARLAMENTOSUNDA BİZANS TAHTINA YUNAN KRALININ GETİRİLMESİ GÖRÜŞÜLÜYORDU. MUSTAFA KEMAL PAŞA MUDANYA'DA RESTLEŞİRKEN İNGİLİZ HÜKÜMETİ TEHDİT ÜZERİNE TEHDİT GÖNDERİYORDU ANCAK RESTLEŞMENİN GALİBİ MUSTAFA KEMAL OLDU. İNGİLİZ PARLAMENTOSU GECE GÜNDÜZ ÇALIŞTI, ANCAK BİR TÜRLÜ TEHDİT KONUSU YAPTIĞI 450.000 ASKERİ GEMİLERE YÜKLEYİP TEKRAR ANADOLU YOLLARINA ÇIKARMAYA CESARET EDEMEDİ.
NETİCEDE ATATÜRK BİLEĞİNİN HAKKIYLA BÜYÜK BRİTANYA İMPARATORLUĞU'NU DİZE GETİRDİ. BU DİZE GELİŞ İNGİLİZ EMPERYALİZMİNİN DE SONU OLDUĞU GİBİ İNGİLİZ HÜKÜMETİNİN VE POLİTİKACILARININ DA SİYASİ HAYATLARINI BİTİRDİ. CHURCHİLL 25 YIL SONRA İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA POLİTİKAYA DÖNEBİLİRKEN, BAŞBAKAN VE BÜTÜN BAKANLARIN SİYASİ HAYATLARI BİR DAHA GERİ GELMEMECESİNE BİTTİ. TÜRKLERİN ZAFERİ BÜYÜK BRİTANYA İMPARATORLUĞU'NUN SONU OLDU. İNGİLTERE'NİN EN BÜYÜK SÖMÜRGESİ HİNDİSTAN, YENİ BİR UYANIŞ DÖNEMİNE GİRDİ. GANDİ HALKINA "BAKINIZ İŞTE İNGİLİZLER YENİLMEZ DEĞİL" DEDİ VE DAHA AKTİF EYLEMLER SERGİLEDİLER. NETİCEDE İNGİLİZLERİN BÜTÜN SÖMÜRGELERİ BİRER BİRER AYRILDILAR.



Taner Ünal


Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı

Bölüm 01

Hakikat Trenine Takılan Yalan Vagonları


    Kadir Mısıroğlu "Lozan Zafer mi Hezimet mi?" ismini verdiği gerçek dışı hadiseler ve çoğu gerçeklerle bağdaşmayan olay ve şahıslarla hazırladığı kitabında İstanbul'un işgali sırasında istihbarat subaylığı yapan Armstrong isimli İngiliz yüzbaşının "Bozkurt" Kitabından faydalanmıştır.

  Bu kitap baştan sona bir yalanlar dizisidir. Ancak kitabın çevirisini yapan Peyami Safa'nın Grey Wolf (Bozkurt) isimli kitabın 1. Cildinin önsözü yıllardır Türk çocuklarının nasıl aldatıldığına en güzel örnektir.




Bakınız Peyami Safa önsözde ne demiş:

"Bu eserde Atatürk'ün karakterine, hususi hayat ve davranışlarına ait oldukça doğru hükümler, başarılı tahlil ve tasvirler yok değildir. Bir bakıma kitabı değerlendiren, fakat hakikat aleyhine tehlikeli bir eser haline getiren de budur. Tehlikeli çünkü hakikat lokomotifinin peşine takılan bir sürü yalan ve iftira vagonu da, hakikat istikametinde yol almakta, aynı derecede doğru görünmek şansını kazanmaktadır. Kısacası tamamını doğru sanıp ciddiye alanı, yanlışlara sürükleyen, tuzaklarla dolu bir kitap."

   Ne güzel bir anlatım. "Hakikat trenine takılan yalan vagonları" işte bugünkü sıkıntıların temelinde bu var. Düşman öylesine programlı ve uyanık ki Türk çocuklarının bir bölümü milliyetsizlik fikirleriyle milliyetçilik yaptığını sanırken diğer kısmı da emperyalistlerin oyuncağı olarak ABD'nin müsaade ettiği ölçüde hareketle "Millicilik" yaptıklarını sanıyorlar. Bir kısım gençliğimiz İslam maskesi takanların elinde milli benliğini kaybetmiş bir vaziyette kendine sağlanan bir takım imkânlarla yuvarlanıp gidiyor!

    Şevket Süreyya'nın "Tek Adam" isimli eserinde muğlâk bir şekilde bırakılan "Atatürk'ün Samsun'a gönderiliş" hadisesi, Atatürk'ün hatıralarında da geçer. Ancak herhangi bir hatıratın veya tarihsel bir anlatımın içerisinden bir bölümünü seçerek yayınlar bundan bir mana çıkarmaya yeltenirsek Hakikat treninin peşine takılan yalan vagonlarıyla Atatürk'ü Samsun'a gönderen Vahdettin’miş gibi bir mana çıkarılır.

    Hatta Vatan hainlerince tarih ters yüz edilerek Vahdettin ile Mustafa Kemal sürekli kıyas konusu yapılır ve başarılar Vahdettin’e günahlar ise Atatürk'e mal edilir.

    Türk düşmanları elinden geleni yapacak, Türk çocuklarının beynini yıkayacak, Atatürk düşmanlığı yapıyormuş gibi görünerek Türk milletine olan düşmanlıklarını ve kinlerini kusacaklar üstelik bu kinlerine Türk çocuklarını da ortak edecekler, onlar her şeyi söyleyecekler biz konuştuk mu ortalık karışmış olacak? Biz konuştuk mu ortalık ayağa kalkacak “Aman hocam nasıl Osmanlı aleyhinde konuşursun” denecek!!

     Vahidettin’de keşke en azından bir 2 Mahmut Olsaydı da bizde göklere çıkarsaydık..

    Sevgili arkadaşlarım düşman tüm Kaleleri teslim almış olanca hızıyla giderken biz halen onların oyunlarına mı geleceğiz. Biz vatan hainlerine öldüğümüzde mi cevap vereceğiz?

  Bu memlekette binlerce insan sabahtan akşama kadar televizyonlarda gazetelerde boy gösteriyor. Konuşulanların % 90'ı Türkiye'nin aleyhinde!

   Bu milleti, bu vatanı dilim dilim satıyorlar. Türkiye ayaklarımızın altından kayıyor.  

   Teslimiyetçiliğini, işbirlikçiliğini hatta bizzat teşvik ettiği Kutsal Fetva ve isyanlarla Türk'ün varoluş kavgasını engellemek için Türk düşmanlarıyla iş birliği yapan hatta İngiliz'den fazla İngilizcilik yaparak bir sürü masumun kanına giren Vahdettin’e İstiklal Savaşını mal edenlerin Atatürk'e ve Türk Milletine yaptığı ihanetin boyutunu düşünebiliyor musunuz?

    Emperyalizmin fikirlerini Türk milletine empozede araç olarak kullanan Basın ve yayın kuruluşları televizyonlar vasıtasıyla  Manipülasyona tabi tutuluyor, hatta hipnotize ediliyoruz. Hatta mankurtlaştırılmış (1)  bir vaziyetteyiz.

   Milletçe milli şuurla ayağa kalkmalıyız. Tarihimizi en iyi bir şekilde öğrenerek buna başlayabiliriz.


İNGİLİZLERLE İŞBİRLİĞİ YAPANLARIN ATÜTÜRK İNGİLİZLERLE ANLAŞILIVERDİ” ŞEKLİNDEKİ AŞAĞILIK YALANLARINA CEVAP 



       Türk milleti yüzyılın kaderini değiştirecek bir savaş yapmıştır. Bu öylesine bir savaştır ki baştan sona destandır ve Türk çocuklarının milliyetçilik duygularını doruğa çıkaracak bir hadisedir. Bu nedenle içimizdeki vatan hainleri bu muazzam abideyi kara ve yalan bir tarihmiş gibi göstermeye çalışmışlardır. Nitekim bunda başarılı olunmuş ve bu milletin aziz evlatlarının kafasına "Atatürk aslında danışıklı bir dövüş yaptı. Bu iş başından itibaren oyundu. Atatürk Halifeliği kaldırma karşılığı İngilizlerle anlaşıverdi de bu iş öyle bitti"  yalanı yerleştirilmiştir. Tarihi bilmezsek böyle saçma sapan şeylere inanırız.


   Atatürk düşmanlarının Vahdettin’i korumak maksadıyla yaptıkları bütün faaliyetlerin asıl sebebi Kurtuluş Savaşı'nı yok farz etmek, hatta utanmadan Vahidettin'e mâl etmektir. Vatan'a ihanet edenler, işbirlikçiler, korkak ve meczuplar yalanla, dolanla tarih ters yüz edilerek kahraman ilan edilir vatansever kahramanlar ise hain olarak gösterilirse yarın bu ülkede milli faaliyet yapacak adam kalmaz.



    Atatürk İzmir'i aldıktan sonra bile İngiliz Parlamentosunda Bizans tahtına Yunan Kralının getirilmesi görüşülüyordu. Mustafa Kemal Paşa Mudanya'da restleşirken İngiliz hükümeti tehdit üzerine tehdit gönderiyordu ancak restleşmenin galibi Mustafa Kemal oldu. İngiliz Parlamentosu gece gündüz çalıştı, ancak bir türlü tehdit konusu yaptığı 450.000 askeri gemilere yükleyip tekrar Anadolu yollarına çıkarmaya cesaret edemedi.




  Neticede Atatürk bileğinin hakkıyla Büyük Britanya İmparatorluğu'nu dize getirdi. Bu dize geliş İngiliz emperyalizminin de sonu olduğu gibi  İngiliz Hükümetinin ve politikacılarının da siyasi hayatlarını bitirdi. Churchill 25 Yıl sonra İkinci dünya savaşı sırasında politikaya dönebilirken, başbakan ve bütün bakanların siyasi hayatları bir daha geri gelmemecesine bitti. Türklerin zaferi Büyük Britanya İmparatorluğu'nun sonu oldu. İngiltere'nin en büyük sömürgesi Hindistan, yeni bir uyanış dönemine girdi. Gandi halkına "bakınız işte İngilizler yenilmez değil" dedi  ve daha aktif eylemler sergilediler. Neticede İngilizlerin bütün sömürgeleri birer birer ayrıldılar. 



   İngiliz Hükümet temsilcileri siyasi hayatlarını bitirmek için, Birleşik Krallık kendini imha için mi Mustafa Kemal'le anlaştı? Kaldı ki 1916 yılında bütün Müslümanları İngilizlere karşı savaşmaya davet eden Kutsal Fetva'ya Türklerin dışında icabet eden olmamış bunun üzerine "Halifelik" konusu bir daha düşmanlar tarafından dikkate bile alınmamıştı.




    İngiliz kaynaklarından o günlerde parlamentolarında cereyan eden hadiseleri, İngiliz hükümetinin Mustafa Kemal gibi bir kahraman ve dâhinin önünde nasıl acze düştüğünü, son kozlarına kadar oynadıktan sonra nasıl çekilmek mecburiyetinde kaldıklarını (gönderilirken bile nasıl aşağılandıklarını kahkaha marşıyla nasıl uğurlandıklarını) sonraki yazılarımızda detayları ile anlatarak Büyük Britanya İmparatorluğunun başını çektiği emperyalizme karşı verilmiş destansı bir savaş olan Kurtuluş Savaşımızın önemini bir defa daha hep birlikte idrak edeceğiz.




    Kurtuluş savaşını bu milletin yiğit evlatları kazandı. Bileğinin hakkıyla kazandı. Nasıl Çanakkale'de düşmanı yendiysek Kurtuluş Savaşı'nda da Türk Milletinin azim ve kararlılığı inancı, imanı dünyayı dize getirdi. Bunu hazmedemeyen Türk'e karşı ırkçılık yapan vatan hainleri alt kimliklerini öne çıkarmayarak din maskesi takmak suretiyle Kurtuluş Savaşı'nı yok farz eden saçma, sapan, yalanlarla milletimizi aldattılar ve içerisinde petrol bulunmayan(!) etrafında petrol olan bir sınırın bize verildiği iddiasını uydurdular. Bize ayrılan köşelerde ve yazmakta olduğumuz kitaplarda bu iddiaların hepsinin cevabını birer birer vereceğiz.

   Atatürk'ün kurtuluş savaşını başlatmasında bir basamak teşkil eden Samsuna çıkış hadisesinde de muhtelif senaryolar uyduruldu ve tarih ters yüz edilerek: "Atatürk'ü Vahidettin göndermiş, o göndermeseymiş Atatürk vatanı kurtaramazmış!" denildi. Hatta utanmadan sanki Atatürk'ü keşfeden ve İstiklal Savaşı yapması için Anadolu'ya gönderenin  Vahidettin olduğu bu nedenle kazanılan zaferin aslında Vahidettin'in eseri olduğu söylendi.

      Mesela Nihal Atsız Mustafa Kemal'in "Teşkilat yapması için" gönderildiğini, [1]( Türk Ülküsü s.86 )  Mevlanazede Rıfat Vahidettin'in Atatürk'e "İhtiyati Kuvvet hazırlama" görevini gizli bir şekilde  verdiğini [2] (Mevlanazade Rıfat Türkiye İnılabının iç yüzü S.209) Semiha Ayverdi "Müdafaa mihraklarını kendi etrafında toplaması ve bu hareketlerin İstanbul tarafından oluşturulacak güçlerle destekleneceğini" [3] (Semiha Ayverdi Türk tarihinde Osmanlı asırları) iddia eder. A. Dilipak ise "Vahidettin'in Anadolu'daki Halk hareketini örgütlemek istediğini" [4]( A. Dilipak Cumhuriyete Giden Yol s.34-35) H. Hüseyin Ceylan “Anadolu'nun kurtuluşu için gönderdiğini[5] (Büyü Oyun 1. Cilt s.24) Kadir Mısıroğlu Sevr'i düzeltmesini temin edecek bir takım protesto hareketleri için gönderildiğini,[6] (Lozan 1.c. s.106) Necip Fazıl ise Milletten gelen ayarlı göz korkutma planına




[1] Türk Ülküsü s.86
[2] Mevlanazade Rıfat Türkiye İnılabının iç yüzü S.209
[3] Semiha Ayverdi Türk tarihinde Osmanlı asırları
[4] A. Dilipak Cumhuriyete Giden Yol s.34-35
[5] Büyü Oyun 1. Cilt s.24
[6] Lozan 1.c. s.106



direnme[1] (Milletten gelen ayarlı göz korkutma planına direnme ne demek?Böyle ayarlı bir direş le galip devletler nasıl haziya gelecek acaba?) için.."[2] (Vahidüddin s.161-162) söylüyorlar. Halbuki Samsun’a gönderiliş sebebi bu değildir.

    Hakikat trenine takılan yalan vagonlarını ortaya çıkarmak için derinlemesine ve bütün incelikleriyle meseleyi ortaya koyuyoruz
.
    Amacımız bu konuda ortaya atılan bütün iddiaları ayrıntılarıyla cevaplamaktır.  Önce Samsun’da neler olmuş onu inceleyelim.


UFUKTA PARLAYAN GÜNEŞ

       19 Mayıs  1919 tarihi, Türk milleti için önemli bir dönüm noktası, aynı zamanda yeni bir devrin de başlangıcı olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, bu tarihte IX. (III) Ordu Kıtaları Müfettişliği görev ve yetkileriyle Samsun'a çıkmış; Türk Milletinin içinde bulunduğu büyük sıkıntı ve yoksulluklara rağmen, azimle Türk İstiklal Mücadelesini başlatmıştır.Bu mücadele, aynı zamanda yeni devletin doğum sancılarını da beraberinde getirmiştir. Nasıl ki gecenin en karanlık olduğu zaman şafak vaktinin, şafak vakti ise her zaman aydınlığın müjdecisi olmuşsa, 1919 yılında Mustafa Kemal Paşa'nın liderliğinde başlatılan Mili Mücadele hareketi de yeni devletin, yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin şafağı olmuştur.[3]  (Zekeriya Türkmen, Mütareke Döneminde ordunun Durumu ve Yeniden Yapılanması (1918-20), Ankara 2001, TTK Yay.,s.121 vd.)


      Mustafa Kemal'in görevi; ümidi sönmüş ve birliği parçalanmış bir millete evvela "Milli Birlik" şuurunu vermek, Türk gençliğine iyi örnek olmayı millete aşılamaktı. İçerde sarayın köhne yönetiminden, dışarıda yabancıların ordu ve donanmalarıyla yaptıkları tazyikten kurtarılmış, bugün artık gerçek dost komşularla çevrili Türkiye ve 1923 Lozan Konferansının güler yüzlü manzarası ile o parçalanarak büyük küçük herkes tarafından taksim edilmeye hazır ve galiplerin ayaklarında secdeye varan eski Türkiye'sini kıyaslayabilen herkes, Mustafa Kemal Paşa'nın hedefine varmakta ne derece başarılı olduğunu kolayca anlayacaktır. [4]( Charles H Sherrıll, Bir Elçiden Gazi Mustafa Kemal, Tercüman 1001 Temel eser, s. 88-89)





  Şimdi Mustafa Kemal'in batıya doğru ilerlemesine gelelim: Mustafa Kemal ilerde sadece "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" cümlesinden ibaret ve meydan okuyan bir hedefle ve buna ek olarak da Yunanlıların İzmir'e çıkmış bulunmalarının yarattığı heyecanla, milleti uyarmak ve Milli Birliği güçlendirmek için işe sarılıyordu.

   Maddi eksikleri ve yokluklar bir yana, yaygın hale gelmiş bulunan uyuşukluk ve ilgisizlik elem vericiydi. Bu konuları burada teferruatıyla anlatacak değiliz. Ancak, bu uyuşukluk ve ilgisizliğe karşı gelmek, en çetin mücadele adamlarının bile cesaretini kıracak mahiyetteydi.

     Mustafa Kemal, hiç telaş göstermeksizin yavaş yavaş işe başlamış, her güne, geçen günün sonuçlarını ekleyerek mücadelesini sürdürmüştü. Bu mücadeleyi sürdürürken, kâh büyük gayenin yarım gönüllü ve inançsız taraftarlarına yapılacak işleri anlatarak, kâh her geçen gün biraz daha artan taraftarlar arasında zaman zaman ortaya çıkan kıskançlıkları uzlaştırarak, hiç dinlenmeksizin ve yorulmaksızın, hep ilerlemişti…[5]( Charles H Sherrıll, Age s. 89-90.)

   19 Mayıs’ta Samsun'a çıkış Atatürk ve arkadaşlarının İstanbul'da verdiği mücadelenin bir neticesidir. Bu mücadeleyi anlatmadan önce Mondros'un getirdiği neticeleri, Atatürk'te istiklal fikrinin ne zaman doğduğunu özet olarak sunmakta yarar görüyoruz. 



(1)   MANKURT NEDİR
Binlerce yıl önce Ortaasya'da kabileler arası savaşlarda esir düşenlerin ellerini kollarını bağlayıp saçlarını bir güzel kazıtarak usturayla, saç diplerini çizip kanatıyorlar, sonra bir deve kesip oldukça kalın olan boyun derisini çıkararak esirlerin saçı kazınmış ve yarılmış başlarına sımsıkı geçiriyorlar: boyunlarına da başlarını sağa sola oynatıp oraya buraya sürterek o deriyi başlarından sıyıramasınlar diye tahta kalıplar geçirerek çöle bırakıyorlardı. Başlarına geçirilmiş yaş deri yaralarla kaynaşıyor kızgın güneş altında  kuruyup büzülen deri, başı mengene gibi öyle bir sıkıştırıyor ki, esirin çıkmaya başlayan saçları dönüp yeniden başına batıyor, beyin bu basınç altında değişime uğruyor, esirlerden çoğu sıcaktan ve meydana gelen bu değişimden ölüyor, oracıkta gömülüyor, sağ kalıp belleklerini yitirenler "Mankurt" adını alıyor, yedirilip, içirilip günlerce bakılarak güçlendiriliyor ve yeterince güçlendirildikten sonra köle pazarlarına götürüp satılıyorlar. Bunlara - belleği silinmiş olmayan diğer kölelerden ayırt etmek için - "Mankurt" diyorlar. Köle pazarında belleksiz bir Mankurt, belleği yerinde olan bir köleden on kat daha pahalıya alıcı bulurmuş. Çünkü diğer köleler bellekleri yerinde olduğu için kendilerinin geçmişte köle olmadıklarını, bir yurtları, bir yuvaları olduğunu, bir zamanlar özgür olduklarını anımsıyor, özgürlüğün tadını unutamadıklarından ilk fırsata kaçıp kurtulmaya kalkıyor. Bu Mankurt denilen kölelerse, bellekleri silindiği için, geçmişlerini, bir zamanlar özgür olduklarını, bir yurtları, yuvaları, ana, baba, çocukları olduğunu anımsamıyor, yitirdikleri bellekleriyle birlikte özgürlüğün tadını unutmuş olduklarından kaçıp kurtulmaya hiç kalkışmıyor. Köleyle Mankurt arasındaki ayrım, yani bellekli köle - belleksiz köle ayırımı, bu yüzden çok önemli."Ama belleğimiz zorla silinmedi ki, işgale uğramadık, esir düşmedik, kimse bizi saçlarımızı kazıyıp başımıza deriler geçirerek çöllere sürmedi ki; 1980'den sonra nasıl Mankurtlaştırdılar bizi?" Diyebilirsiniz?  Orhon Yazıtları'nda Mankurtlaştırmanın işkenceden başka bir yöntemi yazılı, Binbeşyüz yıl önce, Çinliler, bol bol ipek, altın, gümüş vererek Mankurtlaştırıyorlarmış Türk Beylerini. Kültigin taşa kazılı bildirisinde anlatıyor; Çin'liler ilk adımda tatlı sözlerle vaadlere, parayla yaklaşıp öncelikle Türk beylerini tavlamış; Çin'in pohpohladığı Türk Beyleri kendilerini Çin'li gibi görüp Türkçe olan adlarını bile değiştirerek Çin Beylerinin Çince adlarını almaya başlamışlar; Türkler, iş birlikçi Beylerin buyruğuyla elli yıl Çin boyunduruğunda yaşamışlar. Sonra da Çin, Türk boylarını birbirine karşı kışkırtıp kendi aralarında savaştırmaya başlamış. Halk bakmış ki, Çin'in sözüne uyan Mankurtlaşmış beyleri yüzünden kırılmaktalar; ayılıp kendilerine gelmişler; benim kendi ülkem vardı, ülkem hani; benim kendi devletim vardı, devletim hani, diye homurdanıp baş kaldırmışlar; örgütlenip savaşarak kurtulmuşlar Çin boyunduruğundan. Orhon yazılarında aynen böyle yazılı. "Beyler Mankurt olmuş, halk köle."



[1] Milletten gelen ayarlı göz korkutma planına direnme ne demek?Böyle ayarlı bir direş le galip devletler nasıl haziya gelecek acaba?
[2] Vahidüddin s.161-162
[3] Zekeriya Türkmen, Mütareke Döneminde ordunun Durumu ve Yeniden Yapılanması (1918-20), Ankara 2001, TTK Yay.,s.121 vd.
[4] Charles H Sherrıll, Bir Elçiden Gazi Mustafa Kemal, Tercüman 1001 Temel eser, s. 88-89
[5]  Charles H Sherrıll, Age s. 89-90.






Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı 01 - Hakikat Trenine Takılan Yalan Vagonları Reviewed by Türk Asya on Pazar, Haziran 08, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.