Hazar Türklerinin Sanatı

Hazar Türklerinin Sanatı

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu'nun " OSMANLILAR’DAN ÖNCE KUZEY KARADENİZ VE DOĞU AVRUPA'DA TÜRK SANATI" Makalesinden

     Hazar sanatı ve gelenekleri, dönemin diğer büyük Devletlerinde de etkili olmuştur. Örneğin MS. 732 yılında, Bizans imparatoru V. Constantine'in bir Hazar prensesiyle evlenmesi Bizans sarayında etkili olmuş ve bir Türk modasının meydana çıkmasına yol açmıştı. Hatta prensesin çeyizi içinde gelen bir elbise, uyandırdığı hayranlık nedeniyle erkeklerin törenlerde giydiği elbise olarak kabul edilmiştir. Koestler'in söylediğine göre prensesin Türkçe adı “Çiçek" den alınarak bu elbiseye “çiçakyon" denilmişti. Söz konusu prenses Bizans sarayında Eirene ismiyle vaftiz edilmişti

      Karadeniz'in kuzeyinde, Hazar Denizi'nden Dinyeper Havzası'na kadar uzanan topraklarda (630’dan sonra) devlet kuran Hazar Türklerinin Türk kültür ve sanat tarihinde büyük bir yeri vardır. Hazar devletinin asıl önemi Uygurlarda olduğu gibi, bir kısmı yarı yerleşik veya göçebe olmasını rağmen halkın çoğunluğunun yerleşik bir hayat sürmesinden kaynaklanmaktadır. Hazar arkeolojisine dair buluntular genellikle Saltovo-Mayaki medeniyeti olarak adlandırılan kültür içerisinde değerlendirilmektedir. Bu kültür Hazar ülkesinin tüm topraklarına yayılmıştır. S. A. Pletneva'ya göre en parlak dönemini 8. yüzyıl ortalarından 10. yüzyılın başlarına kadar olan zaman dilimi içerisinde varlığını sürdüren bu kültür için sözü edilen tarihler Don havzası, Azak Denizi kıyıları ve Kırım'daki buluntulara göre ortaya konmuştur. Saltovo-Mayaki kültürünün yerleşim bölgeleri çoğunlukla surla çevrili birimlerdir. Bazen sur yerine topraktan yapılmış bir kale de söz konusudur. Bir kısmı küçük ve dörtgen şeklinde olan, bazıları taştan ve iki bölümlü evlerin yanında, yuvarlak konut temellerine de rastlanmaktaydı. Yuvarlak planlı konutları Ak-Öylerle (yurt tipi de denilen çadır) irtibatlandıran araştırmacılar da vardır.


      Kazı buluntularının en önemli bölümünü keramikler meydana getirmektedir. Toprak bakraçlar, kulpları hayvan biçimli kadehler, kilden mamül mataralar, amforalar bu eserlerin başlıcaları olup, bunlar elle veya çömlekçi çarkı ile yapılıyorlardı.


     Hazar mimarlığı ve sanatına dair eserlerin ele geçtiği en önemli arkeolojik merkezler, Hazar başkenti Sarkel, idari merkez Itil şehri, Mayatsko şehri ve Saltovo kurganlarıdır. Kafkaslar ve Don ile Dinyeper Havzası'nda da çeşitli sanat eserleri ele geçmiştir. Sözü edilen yerleşmeler dışında başka çeşitli Hazar yerleşim yerleri de kazılarla ortaya çıkarılmıştır. 


     Hazar sanatının Türk sanatı tarihi bakımından önemli yanlarından bir diğeri de mücevherler, tabaklar ve madeni eserlerin yapıldığı yerel atölyelere ait kalıntıların ortaya çıkarılmış olmasıdır. Bu durum Orta ve Iç Asya gelenekleriyle güney kavimlerinden gelen etkileri bünyesinde birleştiren Hazar sanatının, zamanla geliştiğini ve yüksek bir düzeye eriştiğini göstermektedir.


     Hazarlar, bilindiği gibi Yahudiliğin (Karaim) mezhebini kabul etmişlerdi; ancak bununla birlikte Göktanrısının hakim unsur olduğu eski Türk inançlarını da kuvvetle sürdürüyorlardı. Nitekim yukarıda da sözü edilen VII-VIII. yüzyıllara tarihlenen Kırım bozkırlarında, Azak ve Aşağı Dinyeper boylarındaki taş heykeller ve kurganlar bu inanışla ilgiliydi. Kırımda Zaporojye vilâyetinin Tokmak rayonundaki Çernozemnoye köyü yakınlarında, 36 m çapındaki kurgan buna ilişkin işaretler taşıyan önemli örneklerdendir. Toprak yığını altında dört bölümlü daire şeklindeki oval görünüşlü bir hendeğin gök inancıyla ilişkili olduğu -haklı olarak- düşünülmüştür.


      Hendeğin kuzeydoğu kısmında kurganla bağlantılı orta- çağlara ait bir tapınağın kalıntıları bulunmuştur. Mezar odasında diğer kurganlarda olduğu gibi tabutta bulunan ceset kalıntıları, eşyalara ilişkin kalanlar ortaya çıkarılmıştır. Hendekte ise kafa- tasları, kemikler, amfora kalıntıları vs. ele geçmiştir. Söz konusu hendeğin dibinde sekiz tane kireç taşından yapılmış heykel bulunmuştur ki bunların dördü atı üzerinde oturan süvari heykelleri diğer dördü ise hayvan heykelleri idi. Ayrıca bulunan insan biçimindeki dikilitaş ise evvelce muhtemelen kurganın üzerinde ve merkezinde yer alıyordu. Heykelin yüzü ve başlığı bu bölgeye ulaşmış Göktürk özelliklerini göstermektedir. Bu başlık üçgen şeklinde bir külahtır. Bu insan şekilli heykelin aksine, anlaşıldığına göre süvari ve hayvan heykelleri Kültigin Külliyesindeki gibi, bir mezar tapınağı olan mabede giden yolun iki tarafında yer almış olmalıydı. I. A. Baranov'a göre onlar tapınağın koruyucularının simgesiydiler. Bunların dışında güneşin hareketine göre yerleştirilmiş diğer heykellerin sırtı tapınağın girişine dönüktü. Bunlardan sadece ikisi süvari, dört adedi ise yine hayvan heykeliydi. Ayrıca hendeğin kuzeydoğusunda üç, doğu kesiminde ise dört heykel daha bulunmuştu. Baranov'un ayrıntılı olarak anlattığı bu kurgan, tapınak ve heykeller Hazar devrine aitti; ancak Proto-Bulgar devrine ait olduğunu söyleyen araştırmacılar da vardır.

Ayrıca: http://www.khazaria.com/turkce/hazartarih.html

Resim : http://www.hermitagemuseum.org/html_En/03/hm3_2_13a.html
Hazar Türklerinin Sanatı Reviewed by Türk Asya on Pazar, Mayıs 25, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.