Eski Çağda Türkler


ESKİ ÇAĞDA TÜRKLER
Prof. Dr. Salih ÇEÇEN

        Günümüzde, Türkiye Cumhuriyeti’nden toprak talebinde bulunanların ya da ülkemizi bölmeye çalışan bazı bölücü unsurların değişik kitap, makale, internet üzerinden yazıp çizdikleri ilmî olmayan yazı denemelerinin bir neticesi olarak kamuoyu ve bilhassa gençliğimiz beyinsel kirliliğe götürülmekte ve bu tür yazılar bölücülüğü destekleyen siyasiler için de bir ciddi malzemeymiş gibi kullanılmaktadır. Bilindiği üzere, Ermeniler MÖ 1300’lerden itibaren Anadolu’nun doğusunda bir kültür kavmi olarak var olan Urartululara sahip çıkmaya çalışmışlar, Tevrat’ta geçen bugünkü Ağrı Dağı’nı kastederek siyasi anlamda toprak talebinde bulunmaktadırlar. Yine bölücülük yapan ve dış güçler tarafından her anlamda finanse edilen unsurlar, Eski Çağda Anadolu ve Mezopotamya’da yaşamış olan kültürlere sahip çıkarak kökü eskilere giden suni bir tarih alt yapısı oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bu anlamda yakın zamana kadar Kürt dilinin kimi zaman Sumerce kimi zaman ise Akadca (Asurca, Babilce), Hititçe, Urartuca, Medce gibi dillerle bağlantılı olduklarını iddia eden kalemler,1 siyasi lider olarak gördükleri bölücü başının yazdığı iddia edilen iki cilt hâlinde bastırılmış Sumerler başlıklı kitapta yukarıda saydığımız bütün dil ve kültürlerden vazgeçirtilerek yeni bir kavim üzerinden siyaset yapmaya soyunmaktadırlar. Bu yeni kavim ise Gut ya da Guti olarak ifade edilen bir dağ kavmidir. Yazılı ve görsel basında boy gösteren, bölücülerle iç içe olan siyasilerin son beyanatlarında Kürtlerin atasının Gutlar olduğu çok yoğun şekilde ifade edilir olmuştur. Peki, bu Eski Çağ kavimleri kimlerdir?
Bu sahanın bir çalışanı olarak bu mesnetsiz ve fütursuzca yazılmış olan ya da öyle organize edilen çalışmalara ilmî dayanaklı cevap vermeyi bir görev olarak kabul ediyorum ve bu anlamda Eski Çağ Dönemi kültürlerinin Türklerle bağlantıları çalışmamı aşağıda sunuyorum: 


1. Sümerler 


        MÖ 4500’lerden itibaren Asya içlerinden geldiğini düşündüğümüz2 Sumerler, geldikleri coğrafya olan bugünkü Irak (Mezopotamya)’ta yazıyı ilk defa kullanarak yeni bir çığır açmışlardır. Bu önemli buluş ile geldikleri bölge ve yaşadıkları coğrafyada elde ettikleri kültür birikimini, bu coğrafyaya olan komşu halklara iletmişler ve onların kendi dillerinde ve çivi yazısı ile eserler meydana getirmelerine de etken olmuşlardır. 


        Öncelikle Sumerler kimdir sorusuna cevap vermeye çalışalım: Sumer adının, Mezopotamya’ya gelen bu toplumun orada yaşayan komşuları Akadlar tarafından bu isimle ifade edilmesi neticesinde ilim dünyasınca kullanıldığı açıktır. Sumer’in ne anlama geldiği konusu henüz açıklığa kavuşmamış bir sorun olarak karşımızdadır. Ancak, Eski Çağdan günümüze toplumlara isim verilmesi konusu genelde komşuları tarafından ve bir tek isimle ifade edilmesi şeklindedir. Sumerler için durum farklıdır. Sumer belgeleri ve Sumerlerden bahseden Eski Çağ dünyasının diğer dillerinde yazılmış vesikalarda bu kavim adı hep Sumerler olarak görülmektedir. Fakat ilginç olan Sumerlerin belgelerinde kavimleri için “KI.EN.GI” ya da “KI.EN.GIR” adının da kullanıldığını söylemeleri gerçeğidir. Bu kayıtlar bizim için çok önemlidir. Çünkü, Eski Çin kaynakları Kırgızları “KIEN-GUN” yazılışı ile isimlendirmektedirler.3 Bu isimlendirmelerin birbirine yakınlığı, Sumerlerin bugünkü Irak bölgesine Asya içlerinden gelmiş olma düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Bu görüşümüzü destekleyecek başka bulgularımız da vardır: Rus Arkeolog Nikolsky Sumerlerin ana vatanı olarak Türkmenistan’ı işaret eder. Bu ülkenin kurganlarından çıkarılmış olan arkeolojik buluntular, Sumer mezar buluntularıyla benzerlik gösterir.4 Bunun yanında Masson tarafından hazırlanmış olan ve aşağıda tablo hâlinde sunduğumuz arkaik Sumer dönemi çivi yazılı semboller ile İran (Ön Elam Dönemi), Güney Türkmenistan ve Hindistan (Harappa Bölgesi) belgelerinin paralellik göstermesi yine bizim tezimizi destekler niteliktedir.5

Yani, Sumerler Asya içlerinden Mezopotamya’ya gelmişlerdir. Yukarıda bahsettiğimiz Sumerlere verilen “KI.EN.GI” ya da “KI.EN.GIR” isimleri, bu bölgede henüz bu insanlar yaşarken bize göre o bölgenin güçlü kültürlerinden Çinlilerce verilmiş olma ihtimali dikkate alınmalıdır. 


      Sumerler Mezopotamya gibi çok mevsimli bir coğrafyada yaşamalarına rağmen kaleme aldıkları ve mitolojik olarak anlattıkları belgelerde mevsim anlayışlarını “yaz” ve “kış” olarak ifade etmektedirler. Yaz adını “emeş” karşılığı ile kışı ise “enten” yazılışı ile ifade etmektedirler. Bu mevsim anlayışı, Asya bozkırlarında yaşayan kültürler için geçerli olacak bir kullanım şeklidir. Hakikaten o bölgede ya yaz vardır ya da kış vardır. Ara mevsimler yoktur. Yine destekleyici bir diğer bulgu, Sumerlerin giyim kuşam tasvirlerinde, ayaklara kadar uzayan ve elleri tamamen kapatan uzun ve kalın bir giyim motifi ile betimlenmeleri onların soğuk bir bölgeden Mezopotamya’ya geldiklerinin bir başka delilidir. Üçüncü destek bulgumuz ise Sumerlerin ilk kaleme aldıkları yazılı belgelerde Gök Tanrı olarak ifade ettikleri tanrı An’a çok büyük bir önem verdikleri bilinmektedir. Bu anlamda önemli şehirlerinden biri olan Ur’da, MÖ 3000’lere tarihlenen ve tanrı An’a adanmış olan tapınağın mimari özellikleri bizde Asya bozkırlarındaki Türk ve Budist inancına sahip kültürler tarafından yapılmış ibadet ya da kutsal mekânların çağrışımını yapmaktadır. Bu mimari şöyledir: Mabedin iç duvarları renkli boyama ve süslerden oluşmaktadır. Bu bezeme genellikle kırmızının bir tonu ile yapılmış düz renkte bir şerit boyama ile ifade edilir. Bu şerit bir metre yüksekliktedir. Bu şeridin üzerine 30 cm kalınlıkta geometrik süsler oluşturulur. Daha yukarı şeritte ise beyaz zemin üzerine insan ve hayvan figürleri betimlenir.6 Bu duvar tekniğini, 2000-2003 yılları arasında TİKA desteği ile Moğolistan’ın Orkun bölgesinde tarafımızdan gerçekleştirilen Bilge Kağan Külliyesi’ndeki kazılar neticesinde ortaya çıkarılan duvar süsleme ve bezeme örnekleri ile karşılaştırabiliriz.7 Bir diğer karşılaştıracağımız husus, hem Mezopotamya’da kurulmuş olan Sumer şehri Mari ile Türkmenistan’daki aynı ismi taşıyan Mari şehirlerinin isim paralelliği ve Türkmenistan’da MÖ 2000’lere tarihlenen bir eski tapınağın varlığı ve bu yapının Sumer mabet mimarisi ile paralelliği gerçeğidir.8 Yukarıda saydığımız deliller, Sumer dilinin yapısı ve bünyesinde bulundurduğu yüzlerce Türkçe kelime ile desteklendiğinde, bunların Türk kültürü ile yakın bağlarının olduğu açıkça ortaya konulmuş olmaktadır. Bu dil, Türkçe-Moğolca gibi bitişken dediğimiz eklemeli dillerden olup Eski Çağ yazılı belgeleri içinde en eskiyi temsil etmektedir. Bu dildeki Türkçe kelimelerin karşılaştırmalı çalışmasını derli toplu olarak Osman Nedim Tuna yapmış, bir kitapçık hâlinde de yayınlamıştır.9 Sumerce, o dönemin dillerine sayısız kelime vermiş ve bu kelime dağarcığı günümüz modern dillerine de geçerek etkisini devam ettirmiştir. Burada Sumer-Türk irtibatını ortaya koyan birkaç kültür kelimesi üzerinde durmakta yarar vardır. Bunlardan en önemlisi bizim “Tanrı” olarak ifade ettiğimiz kelimenin karşılığı olan Sumerce “Dıngır” kelimesidir. Bu kelimeyi yalnızca Sumerler ve Türkler kullanmaktadır. Bizim “börü” olarak ifade ettiğimiz kurt kelimesini yine Sumerler “buru” şeklinde kullanmaktadırlar. Bu kelime de bizim ve Sumerlerin ortak kültür kelimesidir. Bir başka ilginç olabilecek kelime bağlantısı Sumerce “sılım”dır. Bu kelime bugünkü Arap ve İbranilerin Eski Çağdaki temsilcileri olan Sami dil Akadcasına Sumerceden geçmiş ve salamu fiili şeklinde kullanılmış ve bugünkü Arapçadaki seleme fiilinin de kökü olarak kullanılagelmiştir. Bunun neticesinde İslam-Müslim gibi bizim kültürümüz için önem arz eden kelimelerin ortaya çıkmasına da temel teşkil etmiştir. Elbette bu kültür kelimelerini tek tek incelemeye kalkarsak sayfalar dolusu liste yapmak gerekecektir. Bu kelime bağlantılarını merak eden ve ilgi duyanlar Osman Nedim Tuna’nın kitapçığına başvurabilir. Bu Sumerce-Türkçe için bir el kitabı özelliği taşımaktadır. Ayrıca bu konuda, Salih Çeçen ve L. Gürkan Gökçek isimleriyle “Sumercede Kültür Tarihimize Dair İzler” başlıklı makalemiz de Sumer-Türk irtibatını destekleyici bir deneme makalesi olarak görülebilir.10


2. Gutiler


        Gutiler, MÖ 3000’lerden itibaren doğu Toroslar ve Zagros Dağları’nda yaşamakta olup Sumerlerin ve Akadların yıkılmasına sebep olan çok güçlü bir kavim olarak görülmektedirler. Bu kavmin kimler olduğu hakkında Gutların kendilerine ait kral listelerinden hareketle farklı görüşler ortaya konmuştur. Bunlardan ilki, Yahudi asıllı ve ATATÜRK döneminde Sumeroloji kürsüsünün kurulması için Almanya’dan Türkiye’ye getirtilen Benno Landsberger, Gutlarla ilgili makalesinde bunların şahıs isimleri bağlantısıyla Türk olabilecekleri tezini ortaya koymuştur.11 Bu kral adları El Ulumuş (memleketi büyütmüş), Yarlagan (haber veren), Tirigan (yardım eden, diri kan), Şarlak (kanatlı ve memeli hayvan adı) şeklinde Türkçe anlamları ile ortaya konmuştur. Yine Kemal Balkan, paralel görüşleri dile getirmiştir.12 Bundan başka, Ekrem Memiş, yukarıdaki tezleri destekleyen görüşler ortaya koymuştur.


Devamı -TAMGA DERGİSİ
Eski Çağda Türkler Reviewed by Türk Asya on Salı, Nisan 29, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.