Ebülfez Elçibey ve Tolunoğulları Devleti

      Azerbaycan Türklerinin Azadlık hareketinin lideri ve ülkenin demokratik seçimle iş başına gelmiş ilk Türk Devlet Başkanı Ebülfez Elçibey'in büyük siyasî kimliğini Türk milletine tanıtmaya ihtiyaç duyulmadığı kanaatindeyiz. Türklerin yaşadığı her bir coğrafyada özellikle Türkiye'de herkes onu gerçek bir Türk mücahidi gibi tanıyor ve seviyor. Ancak Elçibey kimliğinin bütün yönleri hakkında şimdiye kadar milletimize çok az bilgiler sunulduğu itiraf edilmelidir. İsmini duyan insanların çoğu için Elçibey büyük bir siyaset adamı, hayatını Türk milletinin azadlığına adamış yüce bir insandır. Yalnız bu özellikleri ile yetinerek bir şahsiyet hakkında gerçek düşünce sahibi olmak yeterli değildir.

      İnsan hayatı ana betninden mezara kadar Ulu Tanrı'nın sınav testine mahkûmdur ve bu sınav döneminde yapılan her bir işin, atılan her bir adımın hesabının sorulacağını düşünürsek, bu hayatın her bir aşamasına birer birer göz gezdirmek gerekecektir. Yani Elçibey'i yalnız siyaset adamı olarak tanımak yeterli olamaz. Bunun için de bu büyük insanın siyasî kimliğinin de ortaya çıkmasında hangi şartların oluştuğu hakkında bilgi edinmekte yarar görüyoruz.

     "Tolunoğulları Devleti" üç yıllık yoğun araştırmalardan sonra ortaya çıkan bir doktora tezidir. Elçibey bu tezi 1969 yılında tamamlamış, ciddi bir bilim adamı gibi kendisini ispatlamıştı. Milletinin kaderi söz konusu olduğunda yaşamı için gerekli olan her bir şeyi ikinci planda tutmayı gerçekleştiren Elçibey bu eserine de aynı düşünceyle yaklaşmıştır. Kendisini ciddi bir bilim adamı gibi kanıtlamasına rağmen, bu yolu bilerek kapatmış, "milletin alimi çok, askeri yok" anlayışı ile bir zamanlar dünyanın süper güçlerinden biri sayılan Sovyet imparatorluğuna karşı savaş açmıştı. O günden başlayarak KGB zindanlarından Azadlık meydanına, oradan da Azerbaycan'ın Devlet Başkanlığına uzanan hayat yolunda çileli, şerefli bir tarih yazılmıştır. Siyasetçi Ebülfez'in yolu alim Ebülfez'in yolunu neredeyse unutturabilmişti.

      Bu eser odasının bir köşesinde uzun yıllar kalmış, ismi yalnız Elçibey'in biyografisinin yer aldığı metinlerde bir satırla hatırlanmıştı. Aslında bu eseri geniş okuyucu kitlesine kazandırmak için zaman da müsait olmamış. Çağımızın 70'li yıllarında Sovyet rejiminin şartları hakkında bilgisi olanlar için kapalı bir ülkede rejim aleyhine mücadele eden bir üniversite hocasının kitabını neşretmenin sorumluluğunu kimsenin üstlenemeyeceği malumdur. Öte yandan aylarca büyük işgenceler gördüğü KGB zindanından çıkıp cemiyette tek başına kalmış bir insana selam vermekten çekinenlerin bile olduğunu göz önünde bulundurursak onun kitabının basılmasının mümkün olamayacağı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Nasıl basılabilirdi bu kitap? 

-70'li yılların başlarında doğdu bu imkan. Artık cemiyette herkesin tanıdığı Elçibey'in tarihî konuda hazırladığı bu ciddi araştırmasının ne zaman gün ışığına çıkacağını konu hakkında bilgisi olanlar sabırsızlıkla bekliyordu. Ancak yine de beklenen gerçekleşemedi.

      Çünkü, yukarıda da vurguladığımız gibi Elçibey'i meşgul eden yalnız bir soru vardı: Türk milletinin kaderi! "Kendi yaşamı" gibi "kendi eseri" anlayışı da "Türk Milleti" anlayışı içerisinde diyebiliriz ki, unutulmuştu. O, artık yeni bir eser yaratmaya hazırlanıyordu; Azerbaycan Türklerinin Azadlık Yolu. Ve şimdiye kadar bir çok aşamasını şerefle geçtiği bu eserini Yüce Milleti ile birlikte tamamlamaya çalışmaktadır. Yukarıdaki kısa girişten sonra yine de esere dönelim. Neden üniversiteyi bitirdikten sonra Elçibey bu konuyu araştırmaya yönelmiş. "Tolunoğulları Devleti" eserini yayına hazırlarken bu soruyu kendimiz için de cevaplandırmaya çalıştık. Sovyet rejiminin baskıları ve Sovyet bilim sisteminin kalıpları içerisinde resmi biçimde böyle bir konuyu gündeme getirmek bile o kadar kolay olmamıştır. Fakat Elçibey bu yükün altına girmiş, içinde yaşattığı büyük Türklük aşkını bu eseriyle ortaya koymaya çalışmıştır. Böyle bir dönemin ve konunun ele alınması Elçibey açısından hiç de tesadüfi değildi. Hilafetin parçalanması sonucunda kurulan ilk Türk devletinin tarihini araştırmak, öğrenmek ve topluma kazandırmak gelecek yolunu tesbit etmiş bir insan için büyük anlam taşıyordu. O, ilk önce Büyük Türk milletinin ne kadar zeki ve güçlü olduğunu, onun devlet kurma yeteneğini tarihin bu araştırılmamış sayfalarında gün ışığına çıkarmayı düşünüyordu. Ve bütün bunları Türk adının bile yasaklandığı baskıcı Sovyet rejiminin gözleri önünde sergilemeliydi. Elçibey'in bu düşüncesini "Tolunoğulları Devleti" eserinde de gerçekleştirdiğine inanıyoruz. Eserde faydalanılan kaynaklardan anlaşılıyor ki, yazar Türk, Arap, Rus, Alman, Fransız, İngiliz ve Fars dillerinde yazılmış çok sayıda kaynağı Bakü, Moskova, Peterburg ve Tiflis'in çeşitli kütüphanelerinde araştırarak uzun zahmetler sonucunda böyle bir eser ortaya koymuştur. Eserin ilginç yönlerinden biri de konunun esas mekanı olan Mısır'da Elçibey'in bir yıl süre ile çalışmış olması bundan dolayı da yerlerin, olayların, abidelerin tasvirinin daha pratik ve canlı oluşudur. Eserde 9. yüzyılın ortalarından hilafetin yükseliş dönemlerinin artık unutulmaya başladığı Yakın ve Orta Doğu'da meydana gelen olayların sosyal ve siyasî yapısı karşılaştırmalı şekilde ele alınmıştır. Konuya yazarın yaklaşımının takdir edilmesi gereken bir yönü de olayın sırf Türk ve Müslüman taassupkeşliği ile ortaya konulmamasıdır. Konu üzerindeki incelemelerde yalnız objektif tarihçi araştırmasının izlenimlerini görmek mümkündür.

***

      "Tolunoğulları Devleti" eserinde tarihin yalnız Tolunoğulları ile ilgili sayfası hakkında bilgiler verilmiyor. Burada genellikle Arap Hilafeti, Bizans, İran v.s. devletlerin tarihi de karşılaştırmalı biçimde ele alınmıştır. Yazar 9. yüzyılın tamamı ve 10. yüzyıl başlarında Yakın ve Orta Doğu tarihinin olaylarını ve gelişmelerini zengin tarihî kaynaklara başvurarak sergilemiştir. Ayrıca o dönemde Azerbaycan'da yaşanan bazı olaylar geniş biçimde işlenmiştir. Arap Hilafeti ile uzun yıllar savaşan Babek'in önderliğindeki hareketin siyasî, sosyal yönleri hakkında değerli bilgiler içerir. "Tolunoğulları Devleti" eseri geleneksel tarihî araştırmalardan farklı yönleri ile dikkatleri çeker. Burada yalnız tarihî olayların cansız sıralanması yoktur, yazarın dönemin en küçük sorunlarına bile özel yaklaşımı görülür. Bu ünlü Türk hanedanının en parlak siması olan Ahmed bin Tolun'un şahsiyetinin bütün özelliklerinin okuyucuya sade bir dille tanıtılması, hilafette Türk unsurunun yeni gelenekler yaratmasının nedenleri, 9. yüzyılın Arap hilafetinin bünyesinde İslâm dininin temel ilkelerindeki değişiklikler ve diğer konularda yazar tarafından yeni bir yaklaşım ortaya konulmaktadır. Elçibey, Türklerin hilafette ön plana çıkmasının oldukça doğal olduğunu ispatlamaya çalışıyor ve Türklerin kültür seviyesinin aşağı olduğuna dair bir çok yabancı yazarın iddialarını tarihî delillere dayanarak reddediyor. Türklerin hilafetden önce de ata baba yurdu topraklarda Altaylarda, Orta Asya'da büyük devletler kurduğu, pek çok kültür abideleri yarattıkları gerçeğini hatırlatarak, bu yeteneklerinden dolayı da onların böyle yüksek görevleri akıl ve güçleri ile hakkettikleri görüşünü savunuyor. Yazar hilafetin neredeyse bütün ordu komutanlarının Türk olduğu gerçeğini unutarak, Türk kudretini görmezlikten gelenleri sert biçimde eleştiriyor.

      Bu tarihî eserin esas kahramanı olan Ahmed bin Tolun'un Kur'an'ı mükemmel seviyede bilmesinin yanısıra, Türk âdet ve geleneklerini de bütün ayrıntılarıyla bildiği görülmektedir. O, şer'î mahkemelerle birlikte devletinin sınırlarında Türk gelenek ve kurallarının uygulandığı laik mahkemeler de kurar. Ünlü komutan, devlet başkanı, şiir ve sanatı derinden bilen, kültürü himaye eden, çağdaş anlayışımızla reformcu niteliklere sahip Ahmed bin Tolun gibi şahsiyetin yalnız ve yalnız yüksek kültür gelenekleri olan bir milletin içerisinden yetişebileceği sık sık vurgulanır. Tabii ki, eserin yazılış tarihinin şartları göz önüne alındığında yazarın bazı gerçekleri açık biçimde verememesi, bazen milletine, dinine hitap edecek düşüncelerini satır altında gizlemesi doğal sayılmalıdır. Bununla da Elçibey'in bu ciddi ilmî araştırma sonucunda ortaya koyduğu tez ilginçtir: "Tolunoğulları Devleti'nin bu ülkelerin (Mısır, Suriye, Ürdün, Filistin v.s. kasdedilmektedir -F.G.)gelecek tarihindeki rolü yalnız medenî izler bırakıp gitmesinde değil, aynı zamanda ilk bağımsız devlet kurarak büyük bir tecrübe
gerçekleştirmesindeydi." Bu aslında bir milletin yükselişi için bağımsızlığın ne kadar önemli olduğuna inanmış ve vatanı Azerbaycan için de bunu arzulayan bir düşünürün içten gelen mesajı idi. Biz eser hakkında uzun uzadıya fikir yürütmek düşüncesinde değiliz. Herhangi bir eserin en güzel tanıtımı onun merakla okunmasıdır. "Tolunoğulları Devleti" eserini okuduktan sonra okuyucularda Büyük Türk tarihinin bu şerefli dönemi hakkında önemli tasavvur elde edileceği, ihtiyaç duyulan bilgiler kazanılacağı yönünde inancımız güçlüdür. Ancak 25 yıl kadar uzun bir süreden sonra bu eserin ilk kez, üstelik Türkiye'de kitap halinde yayına hazırlanmasında karşılaştığımız bazı teknik sorunları açıklamakta yarar görmekteyiz. Eserin adının Azerbaycan Türklerinin literatüründe "Tuluniler Devleti" olmasına rağmen, kitabın baskısında Türkiye Türklerinin kullandığı gibi aynı anlamı taşıyan "Tolunoğulları Devleti" olarak yazmayı uygun gördük. Öte yandan eserin yazılış tarihi ve aradan geçen uzun sürede şartların değişmesi, aynı zamanda eserin bir kitap olarak değil, bir doktora tezi olarak hazırlanmasından dolayı tarafımızdan üzerinde bazı ufak tefek değişikliklere ihtiyaç duyuldu. Bütün bunları eserin yazarı ile ciddi müzakere ettikten ve tam yetki aldıktan sonra kendimizde gerçekleştirme cesaretini bulduk. Bir noktayı da belirtmemiz gerekir ki, eserin yazılmasındaki asıl fikir ve amaç tam anlamıyla muhafaza edilmiştir. Kitapta rastlanabilecek herhangi bir teknik hatanın sorumluluğunu üzerimize götürerek okuyucuların hoşgörüsüne sığınıyoruz.

      Ebülfez Elçibey'in "Tolunoğulları Devleti" eserini yayınlamaktaki esas amacımız Türkiye'de şimdiye kadar geniş ele alınmamış tarihimizin bu dönemi hakkında bilgiler sunmaktır. Öte yandan ise Büyük Türk Azadlık mücahidi Elçibey'in ilmî irsinin tanınmasını amaç edindik ve Elçibey gibi bir şahsiyetin Yüce Milletimizin belli bir döneminde yaşanmış tarihi gelişmelere yaklaşımının Türk okuyucusunda özel bir ilgi uyandıracağı düşüncesindeyiz.

Tanrı Türk'ü korusun!

Fazil Gezenferoğlu
Ankara, 1997
Ebülfez Elçibey ve Tolunoğulları Devleti Reviewed by Türk Asya on Perşembe, Nisan 10, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.