Anadolu Türklüğünün Kayıp Halkası: Gregoryan Türkler


Anadolu Türklüğünün Kayıp Halkası:
Gregoryen Türkler


Mahmut Niyazi SEZGİN
Ermenistan ismi, sınırları belirsiz olmakla birlikte, Doğu Anadolu ve güneybatı Kafkasya’yı kapsayan ve iç bütünlüğü bulunmayan bir coğrafya adı olarak tarihte yaygın biçimde kullanılmıştır. Aslında bugün Ermeni olarak adlandırdığımız millet, kendisine Hay ve yaşadığı bölgeye de Hayastan demektedir. Ermenistan isminin bir coğrafî bölge ismi olduğu pek çok kaynakta yer almaktadır, ancak adı ‘yukarı ülke/yüksek ülke/yukarı eller’ anlamına gelen bu coğrafya, adını üzerinde yaşayan insanlardan dolayı almamıştır. Bu ismin tarihî kökeni bilinmemekle birlikte, Ermenistan kelimesinin Hayastan kelimesi ile ve Ermeni kelimesinin de Hay kelimesi ile ilişkisi yoktur. Başka bir deyişle bugünkü Ermeni milleti ile kadim Ermenistan coğrafyasının tarihî bir bağı yoktur.1 Ermenistan coğrafî bölgesinin belirsizliği gibi, Hay toplumunun da kimliği ve bu bölgeye ne zaman geldiği aydınlanmış değildir. Bölgeye âit en eski kaynaklarda Hay adlı bir topluma âit hiçbir kayıt yoktur. Hay kavminin kökenleri hakkında Ermeni tarihçileri de dahil olmak üzere tarihçiler arasında bir ittifak mevcut değildir. Hayların Urartulardan, Hititlerden, Friglerden, Treklerden geldiği yolunda ve daha başka da pek çok iddia bulunmaktadır.

      Ermeni mitolojisine göre Ermeniler, Büyük Tufan’dan sonra gemisi Ağrı Dağı’nda karaya oturan Nuh Peygamberin torunu olan Hayk’tan türemişlerdir.2 Ermeniler, kendilerinin, Tanrı tarafından seçilmiş bir halk olduğunu, bu seçilmişliğin en büyük delilinin de Nuh Peygamberin gemisinin Ağrı Dağı’nda karaya oturması olduğunu iddia etmektedirler. Yine Ermenilere göre, İncil’de geçen “cenneti sulayan dört ırmak” Kür, Araz, Dicle ve Fırat nehirleridir. Bu nehirlerin geçtiği topraklar ise, Tanrı tarafından Ermenilere verilmiştir.3 Ermeniler, kimi tarihçilere göre, tarihlerini bu denli efsanelerle dokuyan tek halktır.4

      Ermeni halkı, tek bir öğeden ibaret değildir. Kendisini tasvir eden Hay ve Armen adlarının da gösterdiği gibi en az iki öğenin birleşmesinden teşekkül etmiştir. Bu görüşe göre; Ermeniler göçmen bir halk olmadıkları gibi, başka büyük bir ırkın kolu da değillerdir. Ermeniler, yerel soya dayalı olarak birlikte yaşayan küçük toplulukların karışmasıyla siyasî, toplumsal ve ekonomik etkileşim neticesinde ortaya çıkmış bir halktır. Buna göre en az iki yüz değişik etnik grup feodal bir toplum oluşturarak birleşip Ermeni halkını oluşturmuştur.5 Bu gruplar da çoğu zaman kendi aralarında rekabet hâlinde olmuştur. Ermeni dili de, Ermenistan olarak adlandırılan bölgedeki sosyal gelişmelerin yarattığı kozmopolit bir kültür ortamında meydana gelmiştir.6 Başka bir görüşe göre ise, Ermenilerin ataları M.Ö. 7. yüzyılda Anadolu’ya göç eden Hint-Avrupalı Armenlerdir. Armenler, Trek-Frigyalı ırklarla beraber Avrupa’dan Anadolu’ya göçmüşler ve Doğu Anadolu’nun yerli ırklarıyla karışmışlardır.7 Herodot’a göre, Ermeniler, köken itibariyle Frigyalıların bir koludur.8 Erzen’e göre ise Ermeniler, M.Ö. 6. yüzyılda Balkanlar’dan Doğu Anadolu’ya göç eden kavimlerle, buranın yerli halklarının karışmasından oluşmuştur; ancak yine de kökenlerini tam olarak tespit etmek mümkün değildir.9

        Günümüzde Ermeniler olarak bilinen toplumun Urartu, Hitit, Trek gibi birbirinden apayrı kavimlerden hareketle kökenlerinin izah edilmesi ve birbirleriyle coğrafî bağlantıları bulunmayan bölgelerde tarih sahnesine çıkmış olmaları, bu ırkın, ırkî menşei ile Gregoryenlik realitesinin birbirine karıştırılmış olmasından kaynaklanmaktadır. Yaşadığımız gerçek, bir ırkın bir mezheple, yanlışlıkla, doğal bir tarihî ve sosyo-kültürel sürecin sonucu olarak özdeşleştirilmesi olayı değildir. Ermeniler, Gregoryen inancı taşıyan her toplumu Ermenilik adına sâhiplenme stratejisini gütmüşlerdir. Buradan hareketle de Gregoryen Kilisesi cemaatinin sâhip olduğu kültürel ve ekonomik potansiyel ile çok kere de mahalli örgütlenmeler ve yerel güvenlik güçlerini Ermeni milliyeti adına sâhiplenmişlerdir.10 Ermeni milliyeti adına sâhiplenilen bu mahalli örgütlenmelerle ilgili Şahin şu değerlendirmeyi yapmaktadır:
“Umumiyetle müesseseleşemeyen ve meliklerin kişiliklerine bağlı kalan bu prenslikler kısa zamanda yerlerini ya yeni kurulanlara veya kuvvetli komşulara bırakarak kaybolmak durumunda kalmışlardı. Bu prensliklerin istikrarsız ve çoğunun Ermeni olup olmadığı bile münakaşalıdır.”11

       Bütün bunlardan sonra Ermenilerin ve Ermenistan’ın tarihî kökenleri hakkındaki tartışmalar netleşmektedir. Gregoryen inançlı bütün etnik toplulukların daha sonra Hay anlamında Ermeni olarak kabul edilmiş olmaları sebebiyle, Ermenilerin etnik kökeni hakkında çok farklı ve çelişkili tezler ortaya konmaktadır. Bu da gayet tabiîdir, zira Ermenilik, bir etnik köken değil, bir dinî şemsiye kimliğin adıdır. Bundan dolayı da bu yapıyı oluşturan etnik gruplarının hepsinin etnik kökeni, dinî cemaati oluşturduğu ve homojen olduğu varsayılan etnik grubun kökeni olarak takdim edilmektedir. Ermenilerin etnik kökeni hakkındaki karışıklığın sebebi budur. Bundan ötürü, Ermenilerin ilk yurtlarının neresi olduğu bilinmemektedir, çünkü Ermeni cemaatini oluşturan her etnik grubun yurdu, birbirinden farklıdır. Bu sebeple Ermeniler; etnik köken itibariyle Balkanlardan gelen Armenlere, Nuh Peygamberin torunu Hayk’a, Urartulara, Hititlilere, Frigyalılara dayandırılmakta, hatta Ermenilerin aslen Türk kökenli oldukları iddia edilmektedir. Aslında bu iddiaların tamamı hem doğru hem de yanlıştır. Çünkü bütün bu etnik gruplar, Gregoryen Ermeni cemaati içinde yer almak bakımından Ermeni’dir, fakat günümüzde kullanılan anlamıyla Ermeni değillerdir. Tarihte Ermenistan olarak adlandırılan topraklar da bugünkü Ermeni milletinin tarihî vatanı değil, Gregoryen inancında birleşen bütün bu milletlerin yurtlarının toplamı ve ortak adıdır.

       Bunu, Hayların Gregoryen cemaat içindeki diğer bütün etnik grupları Ermenilik adına asimile etmelerine rağmen, bugünkü Ermenistan’da hâlâ Hay etnisitesi mensubu olmayan Gregoryenlerin varlığından da gözlemlemek mümkündür. Ermenistan’da sayıları 2-3 bini bulan, hem Ermenice hem Farsça konuşan Fars kökenli Gregoryen Tatlar’ın varlığı buna bir örnektir. Yine Ermenice konuşan Gregoryen çingeneler, Ermenice ve Rumca konuşan Gregoryen Rumlar, Ermenice konuşan Albanlar, Türkçe konuşan Gregoryenler gibi toplulukların varlığı da tezimizi desteklemektedir. Bunların dışında gerek tarihte gerekse bugün, Ermenilerin ciddî bir kesiminde Türkçe ad ve soyadı taşıyan kişilerin varlığı da bu noktada ilginç bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Koçaryan, Demirciyan, Allahverdiyan gibi soyadları Ermenistan’da hâlen sıkça karşılaşılabilecek isimlerdir.

       Sonuç olarak; Hay kavmi miti, “yüksek ülke” anlamına gelen Ermenistan coğrafyasının siyasallaştırılması ve Hıristiyanlığın bir mezhebi olan Gregoryenliğin mono milliyetçi bir siyasetle sentezlenmesiyle Ermeni milliyeti oluşturulmuştur.12 Tarihî Ermenistan coğrafyasında yaşayan çeşitli halklar, içlerinden biri tarafından, hep birlikte teşkil ettikleri bir cemaat kültürü etrafında asimile edilmiştir. Böylece farklı ırklara mensup ve farklı dilleri konuşan, Ermenistanlı anlamındaki çeşitli Ermeni halkları, zamanla eriyerek tarih sahnesinden silinmişler ve kendisine Hay diyen bugünkü Ermeni milletine karışmışlardır. Ermeni tarihiyle ilgili karışıklığı yaratan husus, Gregoryen Kilisesi ve kadim Ermenistan’ın tarihi ile günümüzde Ermeni olarak adlandırılan toplumun tarihinin birbirine karıştırılıyor olmasıdır.
http://www.2023.gen.tr/kasim05/8.htm

*****

       Bahtiyar Tuncay Musa Kalankatlı’nın Gıyaseddin Geybullayeve’nin Azerbaycan’da yaptıkları araştırmalarla Hunlar’dan itibaren, Kafkasya’da Türklerin Gregoryan mezhebi kapsamında, zamanla nasıl Ermenilik bünyesinde müteala edildiklerini anlatmaktadırlar. Musa Kalankatlı, Albanların Tarihi isimli eserinde, Albanlarla birlikte Eftalitler “Abdallar” ın Hıristiyanlaştırılmalarını, keza Kıpçak Türklerinden Gargar lar’ın da bu dönemde Hıristiyan olduklarını anlatırlar. Aynı eserde Azerbaycan’a V.yy.da gelen Gor ve Gazan isimli 2 Türk hanının halkı ile birlikte Hıristiyanlığı kabul ettikleri açıklanmaktadır. Ermenistan ve Gürcistan arşivlerindeki Ermeni alfabeli ve Türk dilli edebi eserlerin yayınlanmaları o dönemde başlamıştır. Bilhassa dini metin örnekleri çoktur. (Bahtiyar Tuncay “IV.VII Esrler ve Ondan Önceki Türk Dilli Edebi Numunelerimiz” 525.ci Gazet, 12 Yanvar 2002”)

       Ermeni alfabesinin oluşumuna dair rahmetli hocamız M.F.Kırzıoğlu ve daha sonra da Abdurrahman Küçük hocamız bilgi verirlerken, bu alfabedeki Türk harf karakteri üzerinde de dururlar (Prof. Dr.Abdurrahman Küçük, Ermeni Kilisesi ve Türkler, Ankara, 1996, Prof. Dr. M Fahreddin Kırzıoğlu, Ablanlar Tarihi Üzerine ‘...’ Ankara, 1994 sh.49) Bahtiyar Tuncay, Ermeni alfabesinin gelişme sürecini anlatırken, bu alfabenin V yy.da oluştuğunu Türklerin bu bölgede Hıristiyanlığa girişinin çok daha evvel olduğunu belirtiyor, ve “Demeli, Ermeni grafikalı, Hıristiyan mezmunlu Türk edebiyatı V. Esrden tesbit edilmeli idi. Ya da ibadet ve maarifçilik başka dilde olmalı idi” demektedir. (B.Tuncay, a.g.m.) Biz bu filmi Osmanlı Gregoriyenlerinde de görüyoruz. Bu kültürel aksiyon, XIX. yy.dan Ermeni siyasi aksiyonu ile birleşecektir. Osmanlıda anadili Türkçe olan Gregoyan Türkün içinde yaşadığı toplumun dili, soydaşları Türklerin dili olan Türkçe olduğu için, onların kilise dışındaki sosyal hayatlarında fazla etkilenme ve ihtiyaç duyma doğal olarak olmuyordu. Bu süreç 1850’ lerden sonra batının Osmanlının Anadolu toprağında müttefik araması döneminde hızlandı.” (A. Küçük, a.g.m) Tıpkı bugün ABD’nin Ortadoğu’da yerli halklardan müttefik aramaları gibi” ve misyonerlik hareketleri ile şekillenmeye yüz tuttu. Etnik menşei farklılığı merkezli olmasa da, isyanlara karşı olan ve olmayan Gregoryanlar vardı. Gregoryan inançlı halk misyoner okulları marifeti ile silahlandırılırken ve batının Osmanlı devletinde görevli bir kısım diplomatları, Gregoryan asilere arka çıkarlarken, istismar ve alet edilen Gregoryan halkın arasında çeşitli etnik kökenliler, bu arada bahsi geçen Gregoryan Türkler de vardı. İsyanlarda Muhammedi ve İsevi Türkler, ayaklanan ve ayaklanmayı bastıran taraflar olarak karşı karşıya getirilmişlerdi. Tıpkı Anadolu’nun fethinde, Müslüman Oğuz Türklerinin karşılarında, Bizans ordusu saflarında Hıristiyan Kıpçak Türklerini görmeleri gibi...Nihayet Ermeni tehciri yapılacak, aradan geçen 3 çeyrek asra rağmen, orta Doğunun bir kısım Gregoryanları hala Türkçe’yi anadilleri gibi kullanmayı sürdüreceklerdir.

        Anadolu’ya Türklük, İslam Türklerden yüzlerce yıl önce hocam Kaşgarlı’nın belirttiği , gibi klansız ve kağansız dönemde gelmiş, bir kısmı Anadolu’da İslam’a girerlerken, bir kısmı da ortodoks veya Gregoryanlığı seçmişlerdir. (Yaşar Kalafat, “İslamiyet’e Anadolu’da Giren Türkler” Milli Kültür,, Eylül 1986,S.54,sh.32-40) Gerek Selçuklular döneminde, gerekse Osmanlılar döneminde, gayri Müslim kategorisinde değerlendiren bu Türk toplulukları, böylece Müslüman üst kimliği ile ifade edilen Türklük dairesinden çıkarılarak, Müslüman olmayan gayri Türk kesimlerle özdeşleştirilmişlerdir. (...) Böylece Gregoryan mezhebine bağlı Türklerin, tıpkı Bulgar Türklerinin Slavlaştırılmasına benzer bir süreçle Haylaştırılması, diğer bir değişle, bugünkü anlamda Ermenileşmeleri süreci yaşanmıştır. (M.N.Sezgin. a.g.m.) Dönemindeki bu gelişmenin farkında olan Osmanlı yönetimi, Ankara ve Kayseri Sancakbeylerine hitaben yazdıkları fermanlarla, Anadolu’daki Gregoryan Türk ailelerinin çocuklarının Gregoryan kilisesindeki Ermeni papazlarca manastırlarda Ermenileştirmeye karşı uyarıldıkları bilinmektedir. (Hasan Fehmi, “Anadolu’da Gregoryan ve Ortodoks Türkler” Ülkü, C.4, S.21, sh.173-182. Aktaran, M.N.Sezgin, a.g.m.)

Dr. Yaşar Kalafat

http://www.yasarkalafat.info/index.php?ll=newsdetails&w=1&yid=121

*****
Dr. Gülnisa AYNAKULOVA
ERMENİ KIPÇAKLARI MI GREGORYEN KIPÇAKLAR MI

        Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki; Avrupa’nın göbeğinde kendi kolonilerini meydana getirmiş olan ve “Ermeniler” olarak adlandırılan bu topluluk etnik bakımdan saf bir ırk veya milletten ibaret değildi. Töre Bitigi gibi bazı metinler, metinlerde rastladığımız bir takım kültürel veriler, Gregoryenlik’ten önceki bazı milli inanç ve tefekkürlerin muhafazası (Aynakulova 2007: 21-28), bu Kıpçak asıllı Ermenilerin=Gregoryen Kıpçakların, intisap ettikleri Ermeni kültürünün içinde Türk kültürünün en güzel örneklerini de yaşattıklarını göstermektedir. Bundan dolayı Podolya, Galiçya, Moldavya, Vlahya vs. gibi Doğu Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde yaşamış ve faaliyet göstermiş Gregoryen toplumunun önemli kısmını Hıristiyan fakat Türk asıllı Gregoryen Kıpçakların oluşturduğu kanaatindeyiz. Bu Gregoryen Kıpçaklar diğer Ermeni grupları ve mensup oldukları Ermeni kültürüyle kaynaşarak bildiğimiz Ermeni harfleriyle yazılmış Türkçe metinlerin meydana getirilmesinde önemli katkıda bulunmuşlardır.

http://www.millifolklor.com/tr/sayfalar/84/13_.pdf

*****
Ermeni Harfli Kıpçak Türkçesi : http://www.dilarastirmalari.com/files/Dil_Arastirmalari_10_Kasapoglu_Cengel_17_81.pdf

http://turkoloji.cu.edu.tr/ESKI%20TURK%20DILI/hulya_kasapoglu_cengel_ermeni_harfli_kipsac_turkcesiyel_yazilmis_tore_bitigi.pdf

http://mtad.humanity.ankara.edu.tr/III-4_Aralik2006/oz3-42006/60_3-4oz_iarikan.htm
Anadolu Türklüğünün Kayıp Halkası: Gregoryan Türkler Reviewed by Türk Asya on Cuma, Nisan 25, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.