Dağlar ve Kültürümüz


Doç. Dr. İsmail Doğan

        İnsanoğlu yükseklere daima saygı ve ürperti ile bakmış, buralardan hem korkmuş hem de medet ummuştur. Bilhassa Türkler yükseklere, dağlara kutsal gözle bakmışlardır. Onun için dağlara “Tanrı Dağları, Han Dağları, Pamir dağları, Allah-u Ekber Dağları, Sübhanallah Dağları” gibi adlar vermişlerdir. Özellikle İslamiyet öncesi Tanrı dini diye adlandırabileceğimiz dine inananlar ibadetlerini yüksek yerlerde yaparlardı. Yılın belirli mevsimlerinde, belirli günlerde, yılda en az 2 ya da 4 sefer yüksek yerlere çıkar, ibadetlerini yapar, kurbanlarını keserler, dualar edip giderlerdi.

         Karaçay Malkar bölgesindeki Humara Kale adlı yer, Bulgaristan’da Preslav ve Plişka antik yerlerindeki ibadet mekânları buna örnek gösterilebilinir. Bunlar zaman içerisinde adak kurbanı veya yağmur duası olarak da icra edilirdi. Bugün Anadolu’da benzeri uygulamaları görebiliriz. Ordu Mesudiye Yeşilce Beldesi Eriçok Tepesi bu ritüellerin yapıldığı yere örnektir. Bu inanışa sahip toplulukların cenaze törenleri de yüksek yerlerde yapılırdı. Bu dine inanan Türklerin de yaşadığı her yerde, yüksek yerlerde siz benzeri resimleri görebilirsiniz. Bu anlayış yani yüksek yerlerde ibadet etme ve resim yapma daha doğrusu yapılan töreni ölümsüzleştirme adına çiziktirme de diyebiliriz. Bu uygulama bugün adına Türk dediğimiz kavmin anlayışıdır, yaşantısıdır hayata bakış tarzını yansıtış biçimidir.

        Ankara Güdül, Salihler, Adalıkuzu köyleri kırsalında yer alan büyük panoda görünen resimler aslında bir fikir yazısıdır, düşünce yazısıdır. Buna idogram da deniliyor; ama Türkçesi düşünce yazısıdır. Panoramadaki yazılar adeta bir seremoniyi, burada yapılan belki bir adağı, bir töreni, bir şöleni anlatıyor. Benzerlerini başka yerlerde olduğu gibi Kafkasya’da Hasaut Deresinde, Zelençuk’te ve Sibirya’da da görebiliyorsunuz. Bu resimleri kim veya kimler çizmişler? Haliyle Sibirya’dakini kim yapmışsa, Kafkasya’dakini kim yapmışsa, bu kültürü kim yaşatmışsa bunları da onlar yapmıştır. Ne yazık ki bunlar şimdiye kadar pek görülmedi, araştırılmadı. Bu bizim Anadolu’ya 1071’de ilk kez gelmediğimizi, bilakis Anadolu’da bizim daha önce var olduğumuzu göstermektedir. Şimdiye kadar tarihimizin hakkıyla yazılmadığını da söyleyebiliriz. Belki, saklandı, savsaklandı. Ama yazılıp söylenenlerin zıddına ve inadına tarihimizi bu kaya resimleriyle kazımışız, buralara çizmişiz. Ben bir bilim adamı olarak hem fikir yazısı olan bu panoramayı, hem de bu panoramanın etrafında olan diğer yazıları şu şekilde değerlendiriyorum: Bu yazılar “diğer dediğimiz Türk yazısı veya Göktürk yazısı diye anılan yazıdır” ki, Türk’ün kendi yazısıdır. Bu panorama ve yazılar en az 5000 yıl öteden başlayıp günümüze kadar gelen kültürün devamlılığını gösteren belgelerdir.

Dağlar ve Kültürümüz Reviewed by Türk Asya on Pazartesi, Mart 31, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.