Türkçü Devrim



Din Türklüğün ilerlemesinin önünde duruyorken, Türkleri millet olmaktan yığın haline dönüştürmüşken Atatürk’ün gerçekleştirmiş olduğu Türkçü Devrim’de laiklik Türk ırkını yeniden yaratmak için bir zorunluluk halini almıştı. Her şeyden önce devletin dini olmaz.

M.E. Bozkurt:“ Dinle devlet birbirinden ayırt edilmedikçe din devlete direktiflerini veriyor ve zalim hükümdarlarla onların emir kullarının elinde bir baskı aracı oluyordu”.

Din bireysel bir olgudur ve Tanrı ile kul arasındaki ilişkiyi düzenlediği için kullar arasında bir bağ oluşturmaması öngörülür. Lakin yayılmacı zihniyet ile ortaya çıkan veya daha sonra değiştirilen dinler, insanları merkezinde kümelenmeye zorlamıştır. Bu durumun had safhasını İslam dininin kabulünden sonra yaşayan Türkler, artık millet olma şuurlarını kaybetmiş durumdaydılar. İşte bu sebepten ötürüdür ki Atatürk, Türk ırkının ikinci yaratıcısıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, Atatürk devrimlerinin temeli Türkçülüktür. Büyük Türk eserinin temeli buna dayanmaktadır. Gayr-i Türk olanların güçlenmesi, devlet kademelerinin en tepelerine yerleşmesi ile Türk’ü sömürme sahası haline gelen Osmanlı’nın yıkılıp yerine Türk ulusunun egemenliğine dayanan Cumhuriyet’in inşası zarurettendir.

Atsız:“Atatürk ortalığa bir Türklük dehşeti saçmıştı.”

Türkçü Devrim, Turan’a model olabilecek Misak-I Milli sınırları içerisinde cumhuriyeti kurduktan sonra çağdaşlaşmayı hedef edinmiştir. Çağdaşlaşmak için kalkınma önkoşul olarak ileriye çıkmaktaydı. Politika alanında çağdaşlaşma, sosyal yaşam alanında çağdaşlaşma atılımları yapılırken ekonomik çağdaşlaşma yönünde Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu çıkarılması gibi girişimlerde bulunulmuştur.

Türkçü Devrim, siyasal, sosyal, ekonomik alanlarda toplum ve devlet yaşamının tüm organlarını değiştirmiştir. Türkçü Devrim, dil, din, tarih, gelenek, örf-adet, sanat, folklor, hukuk, ekonomi, bilim-teknik kültür unsurlarının tamamında atılım yapmıştır.

Bağımsız bir ulus devlet olan Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün Türk varlığına kazandırdığı ilk değerdir. Sonrasında kazandırılan değerlerin zeminini hazırlayan hadise Kurtuluş savaşıdır. Sovyetler birliğinin dağılmasından sonra bağımsızlıklarını kazanan Türk yurtlarının model olarak alabilecekleri tek ülke şüphesiz ki Türkiye’dir. Henüz yirmi yıllık devlet deneyimleri olan soydaşlarımıza yaklaşık bir asırlık devlet tecrübe ile karşılarında örnek oluşturmaktayız. Türkçü Devrim’in yayılma alanı nerede bir Türk var ise orasıdır. Türklüğün var olduğu her yer Türkeli’nin bir parçasıdır. Fakat bağımsızlıklarını kazanan Türk yurtlarının henüz cumhuriyet olgunluğuna erişemeyip diktatoryal yapıda olmaları ile beraber, Rus etkisinden kurtulamadıkları da bir gerçektir. Bu sorunların oluşmasında ve Türkçü Devrim’in önündeki en büyük engel ise kan ve kültür bakımından Türk olmayanların Türk’e başlık etmesidir. Bozkurt:“Türk ihtilâli, öz Türklerin elinde kalmalıdır. Hem de kayıtsız ve şartsız. Yabancıların yardımıyla başarılan ihtilâller, yabancılara borçlu kalırlar.

Bu borç ödenmez. Türk'ün en kötüsü, Türk olmayanın en iyisinden iyidir.”4


Tüm devrimler gibi Türkçü Devrim de karşıtlarını beraberinde yaratmıştır. Bunlar sadece düşünce ikliminde kalmayıp terör eylemlerine dönüşmüş ve toplu ayaklanmalara kadar gitmiştir. Enternasyonal Sosyalistler, Komünistler, Kürtçüler, İslamcılar Türkçü Devrim karşıtları olarak en başta sıralanabilir. Bu karşıtların tamamı Atatürk döneminde püskürtülmüştür. Fakat karşı devrimin gerçekleşmemesi için Türkiye’yi her hal ve koşulda Türkler yönetmelidir.

Kaynak:Altay Dergi
Türkçü Devrim Reviewed by Türk Asya on Cumartesi, Şubat 08, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.