TURAN'IN ANAHTARI



Türkmençay'dan Günümüze Güney Azerbaycan Milli Hareketi


"Hareket bugün Kafkasya'da olduğu gibi Almanların da teşvikiyle Türk kavimlerinin 1/5'ini teşkil eden cesur ve cengaver İran Türkleri, kendilerinin Kafkasya'daki kardeşleriyle birleşir ve propaganda sayesinde Osmanlılarla da sıkı münasebet tesis edebilirlerse, Türklerin böyle bir birliği Hindistan'daki İngiliz hakimiyeti için tehlike teşkil edebilir"
   
- İngiliz Gizli Servisi MI5'a Göre Pan-Türkizm

         21. yüzyılın ilk on yılını geride bıraktığımız bu günlerde Türk dünyası 7 bağımsız devlete sahip olmakla beraber büyük bir güç birliğini oldukça ertelemiş görünmektedir. Bu, yerelciliği güçlendirip, yabancılaşmayı yaratmaktadır. Yaratılan sunî kimlikler giderek derinleşmekte ve çatışmaya varmaktadır (Özbek-Kırgız çatışmaları). Bunca ayrışmaya rağmen bir denklem Türklerin kaderini asırlar boyu belirleyecek gibi gözükmektedir.

        A.B.D, Soğuk Savaş sonrası enerji kaynaklarının, merhum Durmuş Hocaoğlu'nun tabiriyle, "heartland"ına yöneldi. Bu -kalpgâh- Orta Asya ve Orta Doğu idi. Bu kalpgâhın tam bağlantı noktasında aşırı muhafazakar bir ülke tüm Atlantik Birliği'nin hedefindedir: İran.

       İran denkleminde büyük ülkeler hesaplar yaparken Türkiye'nin hariciyesi arabulucu seviyesinde süte sabuna dokunmamakta ve sanki hiç bir çıkarı yokmuş gibi nötr durumda kalmaktadır. Gelgelelim, İlber Ortaylı'nın dediği gibi, sen dokunmazsan onlar dokunur tabiri hele hele İran
coğrafyasında çok mühim bir teşhistir. İran hem fırsatlar hem de tehditler sunan bir ülkedir. Türkiye bölgedeki, önceki makalede bahsettiğimiz(Türkçü Dergi 6-7. Sayı), aynı tarihi kaygıyı taşıyan potansiyel nüfus kaynağını göz ardı etmektedir. Bunu da yüz yıl öncesinin, eskimiş, bayatlamış
mezhep gerekçeleriyle kabul edilemeyecek bir boş vermeyle geçiştirmektedir. Aslında mezhep gibi olmadığını yazının devamında göreceğiz. Ayrıca bölgede İran'daki kürt nüfusunun bir dış müdahale sonucu yeni bir Irak fiyaskosu yaratma ihtimali de göz önüne alınmamaktadır. Bu işte beraberliğin söz konusu olmadığı, dış hesapların Türkiye aleyhine geliştiği, tek çıkar yolun kazanarak yaşamanın olduğu aşikardır. Dün SSCB üzerine dağılma ihtimalleri üzerine plan yapmayan, hazırlıksız yakalanan Türkiye, bugün de aynı yanılgıya düşmekte sınırların esnekliği üzerine enformasyon
alımı yapmamaktadır. İran gibi kurucu unsuru %40lara güçlükle uzanan kozmopolit -ki bu kozmopolitliğin bölgesel sınırları bellidir- ülke dış unsurların baskılarına ne kadar dayanabilir, ilerideki müdahale ihtimalleri sonucunda Türkiye nasıl bir manzarayla karşı karşıya kalır? İran üzerinde dini bir karizma oluşsa da iç ve dış politikada tipik bir ulus devlet olarak davrandığını göreceğiz. Bu yüzden diğer unsurların, hem Türklerin hem Kürtlerin, ne kadar sadık olacağı şüphelidir.

Sonuçta İran denklemi Türk dünyasını olumlu ve olumsuz yönde etkileyebilecek bir eşitsizlik üzerine kuruludur. Bölge için bir dönüm noktasıdır. ABD'nin her ne kadar İran içindeki kışkırtabileceği en güçlü unsur Türkler olsa da; Ege'den Hazar'a ulaşan konfedere bir Anadolu-Azerbaycan Türklüğünün önünü alamayacağını bilmektedir. ABD bunları bilirken bizim, hatta Türk milliyetçilerinin, meseleye yabancı kalması üzücüdür. Bunun üzerine bu yazımda geniş olarak bu meseleyi her yönüyle ele alıp geniş bir bakış açısıyla sizi meselenin ehemmiyetine bir adım da olsa yaklaştırmaya çalışacağım.

Kaynak: Altay Dergi - OĞUZHAN BAY
TURAN'IN ANAHTARI Reviewed by Türk Asya on Pazar, Şubat 09, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Türk Asya - Asian Turkish, Тюрки России © 2014|Bazı Hakları Saklıdır.
>5846 Numaralı Kanun Gereği Gizlilik ve Kullanım Şartlarını Okuyunuz.|Künye

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.